Oyun dünyasında devam yapımları, her arasında biri zamanlar donmuş tek gölün üzerinde yürümek gibidir. Bazen efsaneleri yerle tek ederler, bazen da birinci oyunun attığı temelleri alıp unutulmazlar arasına girerler. 2023 yılında bağımsız protesto sahnesine harikulade tek giriş yapan Wishfully stüdyosu, üç yıl aradan sonraları Planet of Lana II: Children of the Leaf ile geri dönüyor. Karşımızdaki yapım, o inceliği kristal tabakasını kırmadan geçmeyi başaran ve birinci oyunun üzerine her arasında biri manada koyarak ilim hayal masalını genişleten ender örneklerden biri.
İlk oyunun üzerinden ikisi yıl geçmiş durumda ve Lana'nın evi olan Novo gezegeni artık bıraktığımız gibi değil. Uzaylı teknolojisi gezegenin dört tek yanına yayılmış ve oyunun en güçlü yanlarından biri, bu değişimin toplumsal tesirlerini harikulade tek evreni inşasıyla yansıtması. Etrafta dolaştıkça, bu yepyeni teknolojiye karşı farklı tutumlar sergileyen topluluklarla karşılaşıyoruz. Lana’nın öz köyü bu samimi görünümlü makineleri balık tuttu ya da ağır yük taşımak gibi günlük işlere entegre edip doğayla uyum içinde yaşamaya çalışırken, yoğun tek ormanın derinliklerinde mekan saha Wemari köyü teknolojiyi tamamlanmış reddediyor. Tabii tek da bu gücü öz bencil çıkarları için kullanan riskli gruplar var. Hikâyemiz, Lana'nın yeğeni Anua'nın gökten düşen gizemli tek teknolojik kalıntıyla haberleşme etmesi sonucu hastalanmasıyla başlıyor. Bu duruma yerleşik kalamayan Lana, tek tedavisi belirleme etmek umuduyla sadık ve güzel yoldaşı Mui ile birlikteki yeniden yollara düşüyor. İlk oyunu oynamadıysanız dert etmeyin; açılıştaki oğullar seviye hükümında tasarlanmış özet sekansı, sizi oyunun dünyasına hızla adapte ediyor.

Planet of Lana II, köklerine sadık kalarak Inside ya da Another World gibi klasiklerin izinden giden, sinematik tek bulmaca-platform deneyimi sunuyor. Oynanışın temelinde Lana ve Mui'nin birbirini tamamlayan asimetrik yetenekleri yatıyor. Lana; atlama, tırmanma, ağır nesneleri itme ve yüzme gibi bedensel işleri hallediyor. Karakter kontrolleri oğullar seviye tok ve tatmin edici olsa da gerçekçi animasyon tercihinden kaynaklanan ufak gecikmeler bazen zammanaayı kaçırıp uçurumdan düşmenize yolda açabiliyor. Antik ama tek o kadar da gelişmiş tek varlık olan Mui ise işin teknolojiler ve sabotaj kısmından sualmlu. Sağ analog düğmesiyle denetim ettiğimiz tek imleç sistemi üzerinden Mui'ye komutlar veriyoruz. İmleç bazen ekranda yavaş hareket etse da oyunun yaygınlaşan temposu içinde büyük tek sualn yaratmıyor. Üstelik geliştirici ekip, siz tek manii aştığınızda Mui'nin size otomatik olarak yetişebilmesi için arka planda küçük saklı yollar tasarlayarak oynanış akıcılığını korumayı başarmış.
İkiliyi ayrı ayrı yönlendirerek uzaklık katetmek güçundasınız. Özellikle Mui'nin suyu hiç sevmemesi, oyuna harikulade tek dinamik katıyor. Lana, sulak ya da kocaman suyu altı bölgelerinden geçerken yoldaşını kurak tutavakıf oldu için yaratıcı çözümler belirleme etmek güçunda kalıyor. Yeni oyunda Mui'nin yetenekleri yelpazesi da genişlemiş. Artık yalınce düğmelere basıp kısa süreli elektrik kesintileri yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda çevredeki diğer canlıların zihinlerini da denetim edebiliyor. Örneğin, sis perdesi yayan hızlı balıkları yönlendirebiliyor ya da duvara yapışan isli tüy yumaklarını kullanarak etraftaki manileri yakıp kendinize yepyeni yollar açabiliyorsunuz.

Oyun size hiç tek ipuçları sistemi sunmuyor, çözümleri belirleme etmek tamamlanmış size kalmış. Genel olarak bulmacaların güçluk eğrisi çok titiz ayarlanmış. Oyun sizi yepyeni tek mekanikle baş başa bırakıp çaresiz hissettirmek yerine, yeteneklerinizi sindirmeniz için önceki objeleri yeniden karşınıza çıkarıyor. Ancak Mui'nin çevredeki hayvanları denetim ettiği spesifik sekanslar zamanlar zaman can sıkıcı olabiliyor. Dar alanlarda, çok duyarlı zammanaalar lüzumtiren bu bölümler gereğinden fazla uzayabiliyor ve bazı noktalarda yirmili dakikayı bulan deneme-yanılma duvarlarına toslayabiliyorsunuz. Neyse ki oyunun cömertçe dağıttığı kayıt noktaları sayesinde ölüm kalıcı tek yaptırım hissi vermiyor ve doğru çözümü bulma yolunda tek öğrenme aracına dönüşüyor. Hayatta kalma mücadelesinin tavan yaptığı hızlı kovalamaca sekansları ise bölüm tasarımlarının en parlayan anlarını oluşturuyor.

Planet of Lana II'nin asıl şov yaptığı mekan kesinlikle sanat tasarımı ve işitsel dünyası. Her karesi elle boyanmış gibi duran bu dünyada, karakterlerin ya da nesnelerin etrafında hiçbir dış şapkalar bulunmuyor. Karlı dağ zirvelerinden sular altında kalmış kocaman kadim yapılara kadar her arasında biri biyom kendine has tek kimliğe sahip. Studio Ghibli ve Princess Mononoke filmlerinden ilham saha ama kesinlikle öz ayakları üzerinde duran bu görsel dil, arayüz kalabalığından tamamlanmış arındırılmış. Ekranda ilgi etmeniz lüzumen tek risk ya da tesirleşim noktası olduğunda, Lana ya da Mui'nin o yöne bakarak çıkardığı ufak tek sesli ya da tek şaşkınlık mimiği sizi doğrudan yönlendiriyor. Oyunda anladığımız manada başlıkşulan tek diller yok. İnsanlar The Sims benzeri uydurma tek dille, robotlar ise müzikal tonlarla anlaşıyor. Hiçbir dip yazı olmamasına rağmen, karakterlerin duruşu ve mimikleriyle aktarılan duygu yoğunluğu inanılmaz seviyede. İşitsel tarafta ise The Last Guardian’ın da müziklerine imza atan ödüllü besteci Takeshi Furukawa harikalar yaratmış; müzik yalınce arka planda çalan epik tek orkestra değil, Novo gezegeninin tabii tek iletişim aracı gibi işliyor.

7 saat önce
4
























English (US) ·