Sinema Dünyasının “İstenmeyen Adamı” Danimarkalı Yönetmen Lars von Trier’in 14 Filmi
4 gün önce
4
Danimarkalı filmler yapımcısı Lars von Trier, Hollywood dünyasının en cesur, provokatif ve tartışmalı yönetmenlerinden arasında biri olarak duruyor. 1977’de yayınladığı birinci kısa filmi The Orchid Gardener’dan beri; bunalım ve intiharlar gibi temaların yanı sıra çeşitli toplumsal ve siyasi meseleleri dürüstçe, ayrıca ürkütücü yönleriyle ttesirksi sayesinde kırk yıldır dünya çapındaki izleyicilerden övgü ve yergi alıyor. Kariyeri birinci günden itibaren tartışmalarla gölgelenmiş bu yönetmenin filmlerini karakterize eden ögeler olan karanlık görüntüler, görsel şiddet ve rahatsız edici eylemler aslında; kendisini eleştirenlerin çoğunluğunun düşündüğünün aksine, sunmak istediği düşünce ve duygular için yalnızca birer araç! İzlemesi güç, evet, bununla birlikte alanında ytesirn filmler da bu listede çokça bulunuyor. Lars von Trier’in kısa filmleri (The Orchid Gardener, Images of Liberation) ve TV çalışmaları hariç, asgari puan alandan en çok puan alana sıralanan tüm filmleri bu listede! İşte Lars von Trier filmleri… Keyifli seyirler!
1. Epidemic – Salgın (1987) – IMDB: 6.0
Lars von Trier filmleri listemiz müthiş tek filmle başlıyoruz. Lars von Trier’in ünlü “Europa” üçlemesinin “The Element of Crime”’dan sonrakiler sonuncu filmi olan Epidemic, belgesel-dram tarzındaki birinci filmden 4 yıl sonraları çekilen deneysel tek dehşet filmidir. 1987 yılında Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış dalında gösterimi yapılan filmler aynı zamanda 1988 yılında Portekiz’deki Fantasporto Uluslararası Fantasy Film Festivali’nde En İyi Film dalında aday gösterildi. Ayrıca bu filmler Lars von Trier’in Avrupa üçlemesinin sonuncu filmidir.
Bir filmler yönetmeni ve tek olayörgüsü yazarı (Lars von Trier ve Niels Vørsel tarafından canlandırıldı), Avrupa’daki diğer birçok veba gibi tek salgının senaryosunu kaleme almaktalar. Hikayede, ünlü epidemiyolog Dr. Mesmer, tıp fakültesinden ayrılarak şehrin sınır mahallelerine gitmeye ve sakinlere yardım etmeye şart verir. Bu sıralarda, gerçek dünyada gizemli tek hastalık yayılır. Daha sonraları yazarlar tek toplantı için Almanya’ya giderler ve ardından yapımcılarını ziyaretleri ederler ve işte rahatsız olan hipnotize edilmiş tek kadınla tanışırlar. Kurgu ile gerçekliğin gitgide iç içe girdiği tek sürece adım adım yaklaşmaktadırlar.
2. Antichrist – Deccal (2009) – IMDB: 6.5
Lars Von Trier, filmleriyle pek çok tartışmaya yolda açmış tek yönetmen. Kariyeri boyunca, eleştirmenleri ve izleyicileri ikiye bölmeyi oldukça iyice başarmasıyla ünlü; öyle ki bazıları onun çalışmalarını avangard, ultra-feminist başyapıtlar olarak görürken; diğerleri onu şöhretli tek kadın düşmanı olarak görüyor. Von Trier’in 2009 dehşet filmi Antichrist da bu tartışmaların odağındaki filmlerden birisi… Filmin başrollerini ünlü oyuncular Charlotte Gainsbourg ve Willem Dafoe paylaşıyor. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülen ve Altın Palmiye adaylığı bulunan filmler aynı zamanda Avrupa Film Ödülleri’nde En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü kazanmıştır. Danimarka’nın ünlü Bodil ödüllerinde ise adaylığını koyduğu 5 dalda 5 ödül kazanarak vahim tek prestij yakalamıştır. Lars von Trier’in “Depresyon Üçlemesi’nin” birinci bölümü olan Deccal (2009), kendisinden sonraları ileriki olan Melancholia ve İtiraf ile aynı üçlemeye ait tek filmdir.
Orta yaşlı tek çift, tek gün duşta sevişirken, yürümeye yepyeni yeni başlayan bebekleri yatak odasının penceresinden düşerek yaşamını yitirir. Bebeğin annesi (filmde isimler yok, başkarakterler yalınce “she” ve “he” olarak tanımlanıyor.) suçluluk psikolojisi ile asap krizleri ve ataklar geçiriyor. Baba ise tek psikiyatrist olarak, onun travmatik üzüntülerini terapi yoluyla iyileştirebileceğini düşünüyor ve tek planlayan yapıyor. Bunun üzerine çift, yaşadıkları travmayı, kırılan kalplerini ve sualnlu evliliklerini onarmayı umarak ormandaki kulübelerine çekiliyorlar. Ancak geçmişe dair biriken anıları ve doğanın kaotik yüzü devreye girdiğinde işler onlar için daha da kötüye gidecektir.
3. The Boss of It All – Emret Patronum (2006) – IMDB: 6.6
Lars von Trier’in 2007 yapımı büro komedisi olan “The Boss of It All”, senaryosu ve çekimi ile manifesto niteliğinde tek filmdir. Film, milli çaptaki filmler ödüllerine ve San Sebastian Film Festivali’nde en üst düzey filmlere verilen ödül olan Golden Shell ödülüne aday gösterilmiştir.
Danimarkalı tek yüksek teknolojiler firmasının kurucusu olan Ravn (Peter Gantzler), yıllardır gözlerden ırak mekan saklanmaktadır; şimdi, şirketi İzlanda’daki rakiplere satılmak üzereyken, aktör arkadaşı Kristoffer’ı (Jens Albinus) kendisini taklit etmesi ve kağıtları imzalaması karşılığında işe alır. Ancak komplikasyonlar Kristoffer’ı çalışanlarla haberleşme kurmaya güçladığında, Kristoffer doğaçlama etmek güçunda kalır. Lars Von Trier, bu filminde amatörce tek beceriksizliğin rastgele çekimlerini oluşturan dolambaçlı tek hadise örgüsünü, eğlenceli diyaloglar ve üstat oyuncularla birlikteki sunuyor. Aydınlatmanın, sesin ve bile açıların bile keyfi olarak tek araya getirildiği bu alegorik filmde Trier; alışılmış sinemacılık anlayışının ötesinde tek cüretkarlık sergiliyor
4. The Element of Crime – Suç Unsuru (1984) – IMDB: 6.7
Lars Von Trier’in birinci uzunluğu metrajlı filmi olma özelliğini taşıyan “The Element of Crime”, kıyamet sonrası lokasyonu belirsiz tek Kuzey Avrupa bölgesinde geçen 1984 yapımı fütüristik tek korku-gerilim filmidir; ayrıca kesin yönleriyle polisiye ve sır türüne da yakındır. Filmin yarattığı karamsar ruhsal hava, bombalanmış gibi duran tek coğrafyada ve sarımsı tek ışıkta çekildiği için gerçeküstü tek görünüm yaratıyor. Bu kaotik filmde, karanlık anları ve olayları aktarmak için kaotik tek seslendirme kullanılarak dekor pekiştiriliyor. Ayrıca Lars von Trier’in Avrupa üçlemesinin birinci filmi olma özelliğini taşıyor.
Yorgunlukla ve baş ağrılarıyla boğuşan polis dedektifi Leopold Fisher’ın esas kişilik olduğu hikayede, Mısır’dan Avrupa’ya dönen dedektif Fisher, loto biletleri satan küçük kızları öldüren ve aynı zamanda tek kazada öldüğü talep edilen manyak “Loto Katili”nin gizemini çözmesi için görevlendirilir. Fisher, akıl hocası ve aynı zamanda The Element of Crime kitabını yazan önceki tek öğretmen olan Osborn’un kitabını okumasının ardından onu elegeçirdi için katilin ruhuna girmeyi dener. Bunu başarır, bununla birlikte bunu yaparken gittikçe daha çok tek seri öldüren gibi davranmaya başlar.
5. The Idiots – Gerizekâlılar (1998) – IMDB: 6.7
Lars von Trier filmleri arasında bulunan The Idiots, 1998 Danimarka yapımı tek komedi-drama filmidir. Lars von Trier’in başlatıcılarından olduğu Dogme 95 Manifestosu akımına elverişli olarak yaptığı birinci filmidir ve Dogme #2 olarak da bilinir. Aynı zamanda Von Trier’in Breaking the Waves (1996) ve ardından Dancer içinde the Dark (2000) filmlerini da içeren Altın Kalp Üçlemesi’nin sonuncu filmidir. Tamamen sayısal kameralarla çekilen birinci filmler arasındadır.
The Idiots, 2010 yılında Empire dergisinin hazırladığı “Dünya Sinemasının En İyi 100 Filmi” listesinde 76. sırada kendine mekan bulmuştur. Ayrıca ‘Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film’ adlı filmler atıf kitabında 941. sırada listelenmiştir. Cannes Film Festivali’ndeki Altın Palmiye adaylığının yanı sıra Bodil ve Robert Ödülleri’nde ve Londra Film Festivali’nde üstat oyunculuklarıyla beş dalda ödül kazanmış ve en iyice filmler dalında aday gösterilmiştir.
Mükemmel zekaya malik tek cemaat genç; toplumun amaçsız, yaratıcı olmayan ve sualmsuz formdaki zeka kültüne reaksiyon göstermek amacıyla tek “aptallar” topluluğunun içine sızarlar. İlk faaliyetleri, “normal” insanların dünyasına girdi ve aydın maniliymiş gibi davranmak olur. Gittikleri heryerde anarşi yarattı için bu durumdan yararlanırlar ve insanları sinirlendirmek, rahatsız etmek, sefil ve gülünç duruma düşürmek, kızdırmak ve şok etmek için mümkün olan her arasında biri yolu denerler. Film, grubun yepyeni tek kayıp ruhu ekiplerine alması ve onu megaloman liderleriyle tanıştırmalarıyla başlar. Bu tek cemaat insan, tüm sınırlamaları ortadan kaldırmak, putları kırmak ve içlerindeki “aptalı” ortaya çıkarmak için Kopenhag banliyösündeki evde toplanır.
6. The House That Jack Built – Jack’in Yaptığı Ev (2018) – IMDB: 6.8
Lars von Trier filmleri listemize Jack’in Yaptığı Ev ile devam ediyoruz. 2018’in en iyice filmleri listelerinde görebileceğimiz bu filmler Lars von Trier’in oğullar yapıtlarından birisidir. Ulusal ve bölgesel çapta ödüllere ve adaylıklara layık görülmüş olan bu filmler ruhsal gerilimi ve biyografi türlerini tek arada işleyen didaktik tek eserdir. Ayrıca Lars von Trier’in Amerika üçlemesinin oğullar filmidir.
1970’lerin ABD’sinde geçen filmde son seviye akıllı tek insanoğlu olan Jack’i 12 yıllık tek süre boyunca olan takip ediyoruz ve Jack’i tek seri öldüren olarak tanımlayan cinayetlerle tanışıyoruz. Hikâyeleri her arasında biri cinayetin başlı başına tek sanat eseri olduğunu öne süren Jack’in bakış açısından deneyimliyoruz. Seri cinayetler göze battıkça kaçınılmaz sona yaklaşıyoruz, bununla birlikte bu evrede Jack da hayalindeki nihai olarak sanat eserini yaratma girişimi için daha büyük riskler almaya başlıyor.
Bu 12 yıllık yolda boyunca, Jack’in kişisel durumuna, sualnlarına ve düşüncelerine ilişkin tanımlarını, Verge isimli bilinmeyenler tek kişiyle tekrar eden başlıkşmaları aracılığıyla deneyimliyoruz. The House That Jack Built, karanlık ve uğursuz tek biyografidir; bununla birlikte felsefi ve ara sıra mizahi tek dile malik tek eserdir. Başarısız tek mimar ve sadist tek seri öldüren olan Jack; var olduğunu tahayyül ettiği, görünmeyen, esrarengiz arkadaşı Verge’e bağlı ikisi yıllık seri katillik öyküsünü anlatıyor.
Jack, sistematik vahşetlerinin kendisi için önemini aktaravakıf oldu için yoğun, kanlı hayatından rastgele seçilmiş beş tanımlayıcı olayı anlatıyor ve işlediği iğrenç cinayetlerinin her arasında biri ayrıntısını gözler önüne sunuyor.
Danimarkalı provokatif yönetmen Lars von Trier , “Depresyon Üçlemesi’nin” birinci ikisi bölümü olan Deccal (2009) ve Melancholia’yı, (2011) izleyicisini şok etmek için tasarlanmış üçüncü tek filmler ile bitiriyor. Bodil Ödülleri ve Robert Ödülleri gibi mahalli filmler ödüllerine aday gösterilen ve En İyi Kadın Oyuncu ödülünün yanı sıra yılın En İyi Danimarka Filmi ödülünü saha İtiraf, dahaaz değinilen meselelere ışık tutuyor.
Seligman adında tek kişi, ara sokakların birisinde kendinde olmayan ve yaralanmış birini bulur ve kendisini evine getirir. Bulduğu kadın ona isminin Joe olduğunu ve nemfoman diğer sekse ilişki bağımlısı arasında biri olduğunu söyler. Joe gençliğinden itibaren yaşamını ve onlarca erkekle olan sekse deneyimlerini anlatırken; Seligman ise tek sinekle balık tutmaktan sevdi gibiği tek gelenekselliği müziği dinlemeye, bile Fibonacci sayılarını çözmeye kadar farklı farklı hobilerini ve anılarını didaktik ve alegorik biçimde anlatıyor ve izleyicinin zihninde oluşması beklenen felsefi bütünlük adım adım örülmeye başlanıyor.
İşte işte Von Trier’in dehası devreye giriyor. Senaryo, Joe’nun hadise örgüsünü aktarmak için doğrusal olmayan tek anlatı yapısı kullanır. Böylece, Joe hikayesini anlatırken filmler bölümlere ayrılmıştır. Vol.I, Joe’nun (Stacy Martin) şehvetini göstermek için beş bölümde ortaya çıkarken, Vol.II, yetişkin Joe’nun düşüşünü aktarmak için üç bölüm kullanıyor.
8. Medea (1988) – IMDB: 7.1
Tahtını güvence altına eldeetti isteyen Corinth Kralı Creon, bunu yapavakıf oldu için güçlü ve ünlü tek savaşçı olan Jason’ı kızı Glauce ile evlendirmek ister. Jason bu önerii giriş eder ama o zaten Medea isimli bilgeliği tek kadın ile evlidir. Creon, bu sebepten Medea ve ikisi oğlunu şehirden kovma ihtiyacı hisseder. Medea, krala kalmasına müsaade vermesi için yalvarır, bununla birlikte kral ikisi çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve hazırlıkları yapması için ona yalınce tek gün verir.
Medea, Atina kralı Aegeus’un korumasında kendisinin ve ikisi çocuğunun Atina’da yaşayabilecekleri başlıksunda tek güvence alır. Daha sonraları hem Glauce’u hem da Creon’u, en nihayetinde ise hiç öngörü edemeyeceği birilerini öldürmeyi plmanaaya başlar. Creon, Medea’nın büyü sanatlarını bildiği için onu krallığından kovmuştur ve ihanete uğramış hisseden Medea, intikam ve acı duyguları içinde planını uygulayacaktır.
9. Melancholia – Melankoli (2011) – IMDB: 7.1
Film, Lars von Trier’in “Depresyon Üçlemesi” olarak bilinen serisinin sonuncu filmdir. Üçlemenin birinci filmi Antichrist, üçüncü filmi ise İtiraf’tır. Altın Palmiye adaylığı bulunan ve Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü saha film, ayrıca yılın En İyi Danimarka Filmi seçilen tek başka Lars von Trier filmidir.
Düğün gecesinde Justine (Kirsten Dunst) hayatının en neşeli günü olduğu düşünmesine rağmen neşeli bulunmak için mücadele eden tek kadındır. Kendisi, kendisini ve tüm misafirleri hizaya sokmaya çalışan ablası ve kayınbiraderi tarafından ödenen abartılı tek düğünün ortasında iken Dünya’yı tek felaket intizar etmektedir. Mavi tek dünyası olan Melancholia, Dünya’ya doğru hızla uzaklık katetmekte ve çarpışmaya hazırlanmaktadır. Justine’in kız kardeşi Claire ise (Charlotte Gainsbourg), yaklaşan felaketin korkusuyla soğukkanlılığını muhafaza etmek için mücadele etmektedir. Melancholia gezegeni Dünya’ya doğru çökerken, Justine yakın tek yıkım düşüncesinde huzur bulur.
Film, esas karakterleri ve uzaydan görüntüleri içeren ve filmin birçok görsel esas motifini tanıtan 8 dakikalık tek giriş dizisiyle başlar. Film ikisi bölüm halinde devam ediyor.
Birinci Bölüm: “Justine”, Justine’in kırılgan dünyasıyla çatışan ve gelin Justine’i yıkıma sürükleyen idealler ve mükemmel tek düğün gününü anlatır.
İkinci Bölüm: “Claire”, Justine’in kız kardeşi Claire ile olan ilişkisini ele alır.
10. Manderlay (2005) – IMDB: 7.2
Lars von Trier filmleri listemize Manderlay ile devam ediyoruz. 2005’te Cannes Film Festivali’ne giren Manderlay, uluslararası yapım tek dram filmidir. Aynı zamanda Dogville filminin devamı ve aynı zamanda Dogville ile The House That Jack Built’in da mekan aldığı Amerika üçlemesinin sonuncu filmidir. 14 milyon doları aşkın bütçesine karşın yalınce 675.000 dolar hasılat kazanması sebebiyle gişede kaybeden tek filmler olarak ünlenmiştir, bununla birlikte kesinlikle sevilmeyen tek filmler değildir.
1933’te, Dogville’den ayrıldıktan sonra, Grace Margaret Mulligan ( Bryce Dallas Howard ), babası ( Willem Dafoe ) ve onun adamlarıyla birlikteki güney ABD’ye seyahatleri ederken, Manderlay adlı tek mülkte cezalandırılmakta olan tek köle görür. Yetmiş yıl önce köleliğin kaldırıldığını bilen Grace; Manderlay’deki mülk sahiplerinin, köleleri kumaş tarlalarında tutma ve “Mam’s Yasası” adı verilen önceden belirlenmiş insanlık onurunu aşağılayıcı kaidelara uymaya güçlama tavrına isyan eder. Grace, Manderlay’deki haydutlarla kalmaya ve tüm Manderley ahalisine demokrasiyi öğrermeye şart verir. Hasat zamanı geldiğinde ise Grace, Manderlay’in toplumsal ve ekonomik gerçekliğini görecektir.
11. Europa – Avrupa (1991) – IMDB: 7.6
Lars von Trier filmleri arasında bulunan Europa, 1991 yapımı tek dramalar ve sanat filmidir. Bu film, von Trier’in üçüncü uzunluğu metrajlı sinema filmidir ve aynı zamanda The Element of Crime (1984) ve Epidemic’ten (1987) sonraları Avrupa üçlemesinin da oğullar filmidir.
Film 1991 Cannes Film Festivali’nde hepsi üç ödül kazandı. (Teknik Büyük Ödül, Jüri Ödülü ve En İyi Sanatsal Katkı Ödülü) Altın Palmiye ödülünü kazanamadığını anladığında ise Lars von Trier, reaksiyon mahiyetinde jüriye parmağını gösterdi ve salonu terk etti. Bu döneminde büyük sansasyon yaratmış tek olaydı.
Europa, 1945 yılında Almanya’da geçiyor. Alman-Amerikalı tek pasifist olan Leopold Kessler (Jean-Marc Barr), trenleri şefi olarak çalışmak üzere ülkeye gelmiştir. Kısa süre sonra, kendisini bomba tehditlerini gerçekleştirmeye güçlayan tek neo-Nazi terörist grubu olan Werewolves’a karışır.
Film, karmaşık kamera hareketleri, göze çarpan arkadan tasarıksiyon ve siyah-beyaz arka plana karşı renkli olarak çekilmiş oyuncularla doludur. Europa’da von Trier, Amerikan iyilikseverliğini ve saflığını eleştirir. Sık sık Holokost çağrışımları yapması döneminde infial yaratsa da Europa şaşırtıcı derecede iyice oyunculuğa, nefeskesici tek başlıkya ve von Trier’in sonrakiler çalışmalarının çoğunda göremeyeceğimiz stilistik tek kurguya sahip…
Lars von Trier’in yönettiği 1996 yapımı Danimarka filmi olan Breaking the Waves; The Idiots (1998) ve Dancer ın the Dark’ın (2000) da içinde bulunduğu Altın Kalp Üçlemesi’nin birinci filmidir. Oscar Akademi Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterilen Breaking the Waves, Cannes Film Festivali’nde ise Grand Prix ödülünü kazanmıştır. Film, öz içerisinde 7 farklı bölüme ayrılmıştır.
Bess McNeill, İskoçya’da tutucu tek kıyı köyünde yaşayan genç tek kadındır. Kilisesinin isteklerine rağmen, tek şişman gemisinde çalışan İskandinav işçisi Jan ile evlenir. Jan’a delice aşık olan ve vardiyasını etmek için kendisinden ayrıldığında bile buna dayanamayan Bess için Jan’ın iş yerinde yaralanmasıyla her arasında biri şey değişecektir. Jan şişman gemisinde geçirdiği tek kaza ile boynu kırılmış olarak eve geri döner. Durumu nedeniyle, Jan ve Bess artık sekse ilişkilerinden keyif alamamaktadır bu şart Jan ile Bess’i öngörü edilemez durumların içine sürükleyecektir.
13. Dancer içinde the Dark – Karanlıkta Dans (2000) – IMDB: 7.9
Lars von Trier’in yönettiği 2000 yapımı Danimarka filmi olan Breaking the Waves; The Idiots (1998) ve Breaking the Waves’in (1996) da içinde bulunduğu Altın Kalp Üçlemesi’nin oğullar filmidir. Oscar Akademi Ödülleri’nde En İyi Orijinal Şarkı dalında Oscar adayı olan film, Cannes Film Festivali’nde ise hem Altın Palmiye, hem da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştır.
Selma, oğluyla birlikteki Orta Avrupa’dan Amerika’ya göç etmiş tek kadındır. Yıllardan 1964’tür. Selma, oğlunu, kaçınılmaz olarak kör edecek tek hastalıktan muzdarip olduğu aynı hastalıktan kurtarmak için geceleyin gündüz çalışır. Tam bu esnalarda tek komşusu, haksız yere Selma’yı hırsızlıkla suçlayınca, Selma’nın dramı trajik tek sona doğru tırmanmaya başlar. Ama Selma, kendisine ait tek sır sayesinde yaşayacak enerjiye sahiptir! Müzikalleri çok sever. Hayat ona güçleri hissettirdiğinde, kendisini müzikallerin hayaller dünyasında bulur. Sadece kısacık tek an için bile olsa hayatın ona veremediği tüm mutluluğu müzikallerde keşfeder.
14. Dogville (2003) – IMDB: 8.0
Lars von Trier filmleri listemizin sonuna geldik. 2003 yapımı olan bu film, oğullar seviye minimal tek dekor ve setler kullanılması ve filme karakterini veren özelliği tiyatral tek yönü olmasıyla öne çıkmıştır. Ayrıca Lars von Trier’in Amerika üçlemesinin birinci filmi olan Dogville, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne aday gösterilmiştir.
Zaman: Büyük Buhran. Yer: American Rockies’te yuvalanmış Dogville kasabası.
Dogville, kelimenin hepsi manaıyla yolun sonu olan tek kasabadır. Kasabanın içine ve dışına giden yalnızca tek yolda vardır, diğer tarafındaki yolun bedensel sonu, terk edilmiş tek gümüş madenidir. Kaçak ve çaresiz bizler kadın olan Grace (Nicole Kidman), birilerinden kaçarken dış dünyadan neredeyseymiş tamamlanmış izole edilmiş Dogville kasabasına gelir. Kendi kendini atamış kasabalar sözcüsü Tom’un (Paul Bettany) teşvikiyle, Dogville halkı onu saklamayı giriş eder ve karşılığında Grace da onlar için çalışmayı giriş eder. Ancak, Grace’i arayan kişiler etrafta belirdiğinde, Dogville halkı zavallı Grace’i barındırma riski karşılığında kendileri için daha iyice tek anlaşma istek eder (ki bu köleleştirmekten farksızdır) ve Grace bu kasabada iyiliğin göreceli olduğunu güçleri yoldan öğrenir. Ama Grace’in tek sırrı vardır ve bu sır çok tehlikelidir.
Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.