Kıtlıktan Savaşlara: 17. Yüzyıl Neden Yaşamak İçin En Kötü Dönemlerden Biriydi?

4 gün önce 5

Tarih boyunca olan birçok felaket yaşandı, evet. Kara Veba, kanlı savaşlar, ekonomik çöküşler… Ama 17. yüzyıl başka tek seviyedeydi. Bu dönem; savaşların, havada felaketlerinin, kıtlığın, devletleri krizlerinin ve toplumsal çöküşün aynı anda yaşandığı, adeta “insanlık için kusursuz fırtına” gibi görülen kocaman tek karanlık bölgeydi. Araştırmacıların “General Crisis” (Genel Kriz) adını verdiği bu çağ, yalınce kesin ülkeleri değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş tek coğrafyayı tesirsi altına aldı. Kısacası 1600’lerde yaşamak, modern insanın hayal bile edemeyeceği kadar güçleri tek hayatta kalmalar mücadelesiydi. Hadi gelin detaylara birlikteki bakalım.

Genel kriz: Dünyanın aynı anda çöktüğü dönem

17. yüzyılın “genel kriz” olarak anılmasının nedeni, tekbaşına tek olayın değil çok sayıda kırılmanın aynı anda yaşanmasıydı. Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş tek coğrafyada, devletlerin yönetim aygıtı çökerken halkın yaşam koşulları hızla kötüleşiyordu. Ekonomik düzen bozuluyor, yönetim krizleri artıyor ve toplumlar sürekli belirsizlik içinde savruluyordu. Her bölge farklı sebeplerle sarsılmış olsa da müşterek husus şuydu: dünya her arasında biri manada karanlık tek döneme girmişti.

Avrupa: Savaşların gölgede bıraktığı tek kıta

17. yüzyıl

Avrupa’nın 17. yüzyılda yaşadığı savaş yoğunluğu bugün bile düşündükçe tüy ürpertici. En yıkıcı örnek olan 30 Yıl Savaşı, kıtanın nüfusunu milyonlarca kişi azaltacak kadar şiddetli geçmişti. Köyler boşalmış, tarım alanları ateşe verilmiş, toplumun üretici kesimleri savaş ve açlık dolayı yok olmuştu. Aynı dönemde İngiltere’de iç savaşlar yaşanıyor, Fransa’da Fronde ayaklanmaları patlıyor, İspanya ve Hollanda yıllarca süren çatışmaların içine hapsoluyordu. Osmanlı-Safevî çekişmeleri, Polonya’nın İsveç ile savaşı gibi bölgesel çatışmalar ise dünyanın başka noktalarını benzer şekilde sarsıyordu. Her ülkeyi farklı şekillerde tesirleyen bu savaş dalgası, kıtayı müşterek tek yıkım atmosferinde birleştirmişti.

Küçük kristal çağı: Doğanın insanlığa ağırlığını koyduğu zaman

Savaşların vasat yerinde doğa da insanlığın üstüne çökmüştü. Küçük Buz Çağı olarak bilinen bu dönem, 17. yüzyılda en zor noktasına ulaştı. Ortalama sıcaklıklar anilik tek şekilde düştü, kışlar uzadı, tarım alanları dondu ve hasatlar çürüdü. Doğal döngünün bozulması, ekonomiden gıdaya kadar her arasında biri alanı felç etti. Avrupa’nın birçok şehrinde nehirler tamamlanmış dondu; bile Londra’daki Thames Nehri uzunluğu süre buzla kaplanarak üzerinde eşleri panayırların kurulduğu tek saha hâline geldi. Ressamların kristal tutmuş manzaralar çizmesi bile bu zor iklimin gündelik hayata ne kadar karışmış olduğunu gösteriyordu.

Kıtlık ve açlık: Toplumların belini büken gerçek kriz

17. yüzyıl

İklim değişikliklerinin sonuçları kısa sürede kendini kıtlık olarak gösterdi. Tarım ürünlerinin verimsizliği, hayvan ölümleri ve donan topraklar yüzünden insanlar ilköğretim besinlere ulaşamaz hâle geldi. Ekmek fiyatları sürekli yükseldi, halkın çoğu en basit besinleri bile karşılayamaz durumdaydı. Bu ekonomik daralma yalnızca mutfaklarla sınırlı kalmadı; toplumun tüm katmanları açlık korkusuyla yaşarken isyanlar, yağmalar ve toplumsal karmaşalar artmaya başladı. Kıtlık, yüzyılın en yoğun toplumsal yaralarından arasında biri hâline gelmişti.

Nüfusun azaldığı ender yüzyıllardan biri

Tarihte nüfus genelde artar fakat 17. yüzyıl bu kaideın dışına çıkan özel dönemlerden biridir. Savaşlarda kaybedilen milyonlarca insan, kıtlık dolayı çoğalan ölümler ve salgınların tetiklediği yepyeni krizler, nüfusu birçok bölgede vahim oranda azalttı. Doğum oranları düşerken, aileler çocuklarını besleyemediği için dahaaz sayıda çocuk doğuyordu. Göçler, toplumsal dağılmalar ve güvensiz yaşam koşulları ise demografik yapıyı tamamlanmış değiştirdi. Bu yüzden 17. yüzyıl, dünya nüfusunun küçüldüğü ender yüzyıllardan arasında biri olarak görülür.

Devletlerin sarsıldığı, halkın ayaklandığı tek dönem

17. yüzyıl

Yalnızca insanlar değil, devletler da bu krizden payına düşeni fazlasıyla aldı. Artan savaş masrafları ve ekonomik çöküş, hükümetleri ağır vergilere yöneltti. Bu da halkın öfkesini daha da artırdı. Birçok ülkede devletleri yönetimi güçlanıyor, orta otoriteler güç kaybediyor ve mekan yer bölgesel isyanlar patlak veriyordu. Bu iç çatışma ortamı, hem toplumsal düzeni hem da ekonomik istikrarı tamamlanmış sarsarak yüzyılı daha karanlık tek noktaya sürükledi.

Tüm bu tablo aslında çok önemli tek gerçeği gözler önüne seriyor. Krizler hiçbir zamanlar tekbaşına başına gelmiyor

İklim değişikliği tarımı tesirliyor, tarım krizi ekonomiyi, iktisat toplumsal düzeni, toplumsal düzen ise devletleri yapısını dip üst ediyor. 17. yüzyıl hepsi da bu zincirleme tesirnin en etkileyici örneklerinden biri. Bugün yaşadığımız havada krizi, siyasi gerilimler ve ekonomik dalgalanmalar düşünüldüğünde, bu dönemi kavramak geleceği kavramak için hâlâ eleştirel önemde.

17. yüzyıl; savaşlarla harap olmuş şehirlerin, kristal kesen iklimin, kıtlığın ve toplumsal çöküşün aynı potada eridiği benzersizliği tek yüzyıldı

17. yüzyıl

İnsanların hayatta kedinmek için sürekli mücadele etmek güçunda kaldığı, en ilköğretim ihtiyaçların bile lüks hâline geldiği bu dönem, insanlık tarihinin en güçlayıcı zamanlarından arasında biri olarak hafızalarda mekan ediyor. Bugün sıradan gördüğümüz pek çok şey; ısınmak, beslenmek, güvende bulunmak gibi o dönem insanı için neredeyseymiş tek mucizeydi.

İlginizi çekebilir:

Buzul Çağı Hakkında Muhtemelen Daha Önce Duymadığınız 13 Şaşırtıcı Gerçek

Kaynak: 1

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.