Futility: Titanic Felaketini 14 Yıl Önce Neredeyse Birebir Tasvir Eden Kitap

2 hafta önce 11

1898 yılında yayımlanan Futility veya The Wreck of the Titan, Amerikalı yazarı Morgan Robertson tarafından kaleme alınmış denizde geçen tek romandır. Kitap birinci çıktığında fazla alaka görmemiş olsa da 1912 yılında RMS Titanic’in batması sonrası yeniden gündeme gelmiş ve olayla şaşırtıcı derecede benzerlikler taşımasıyla kültürel tek olgu haline gelmiştir. Birçok okur ve gün meraklısı, bu eserin Titanic faciasını “önceden öngörü ettiğini” söylemiş; bazıları ise bunun yalnızca tesadüf olduğunu belirtmiştir. Gerçek şu ki romanın belli benzerlikleri olduğu doğru, fakat yazarın bu sonucu tek tür kehanetle açıklamaktan ziyade dönemin denizcilik eğilimleri ve gemiler inşaat trendlerini yansıttığı teknik olarak giriş edilmektedir. Hadi gelin detaylara birlikteki bakalım.

Titanic batmadan 14 yıl önce yazılmış tek deniz felaketi: Futility veya The Wreck of the Titan

1898 yılında Amerikalı yazarı Morgan Robertson tarafından yayımlanan Futility veya The Wreck of the Titan, birinci basıldığında sıradan tek deniz serüven romanı olarak görülmüştü. Roman, dönemin teknikleri gelişmelerine hayranlık duyan ama aynı zamanda insanoğlu kibriyle hesaplaşan tek hikâye anlatıyordu. Ancak 14 yıl sonra, 1912’de RMS Titanic Kuzey Atlantik’te tek buzdağına çarpıp battığında, Robertson’ın romanı yeniden keşfedildi. Çünkü kitapta anlatılan gemiler felaketi ile Titanic faciası arasında ürkütücü denebilecek ölçüde benzerlikler vardı.

Bu benzerlikler zamanla romanın “Titanic’i önceden öngörü ettiği” yönünde iddiaların doğmasına nedenler oldu. Hatta bazı kişiler bunu açık tek kehanet olarak değerlendirdi. Fakat önemli veriler ve denizcilik uzmanlarının yorumları, işin arka planında çok daha rasyonel açıklamalar olduğunu gösteriyor.

Romanın merkezinde Titan adlı kocaman tek yolcu gemisi bulunur. Titan, dönemin en büyük, en lüks ve en güçlü gemisidir. Yazar, gemiyi insanoğlu mühendisliğinin zirvesi olarak tasvir eder. Neredeyse batmaz olduğu talep edilir; güvenlik sistemleri oğullar seviye gelişmiştir ve deniz taşımacılığında yepyeni tek çağ başlatacağı düşünülür

Ancak Titan, nisan ayında Kuzey Atlantik’te yüksek hızla ilerlerken tek buzdağına çarpar. Çarpışma sonrası gemiler hızla suyu almaya başlar. Cankurtaran botlarının sayısı yetersizdir ve gemideki binlerce yolcunun büyük kısmı kurtarılamaz. Hikâye, önceki tek deniz subayı olan John Rowland’ın gözünden anlatılır. Rowland kazadan sağ kurtulur ve trajedinin ortasında hayatta kalmalar mücadelesi verir. Bu özet bile tekbaşına başına Titanic’i çağrıştırmaya yeterli. Ancak detaylara inildiğinde benzerliklerin daha da çarpıcı olduğu görülür.

Titan ve Titanic arasındaki ilgi çekici benzerlikler 👇🏻

Futility veya The Wreck of the Titan

Öncelikle ad benzerliği ilgi çekiyor. Romandaki geminin adı Titan’dır. Gerçek hayattaki gemiler ise Titanic’tir. Her ikisi ad da “Titan” kökünden hasılat ve kocaman güç, büyüklük ve ihtişam çağrışımı yapar.

İkinci olarak boyutlar neredeyseymiş paraleldir. Romandaki Titan yaklaşık 800 feet uzunluğundadır. Titanic ise yaklaşık 882,5 feet uzunluğundaydı. İkisi da dönemlerinin en büyük yolcu gemileri arasında mekan alıyordu.

Üçüncü önemli benzerlik, her arasında biri ikisi geminin da “batmaz” olarak tanıtılmasıdır. Titan yepyeni içinde güvenliğin zirvesi olarak sunulur. Titanic da dönemin medyasında ve kamuoyunda benzer şekilde “pratik olarak batmaz” şeklinde anılmıştır. Bu söylem, trajedinin ironisini daha da ağırlaştırmıştır.

En çok başlıkşulan detaylardan arasında biri da cankurtaran botlarıdır. Titan, kanuni minimuma elverişli sayıda bot taşır bununla birlikte bu sayı tüm yolcuları kurtarmaya yetmez. Titanic’te da bot sayısı, gemide bulunan toplamı insanoğlu sayısını tahliye etmeye yetecek düzeyde değildi. Bu noksanlık felaketin boyutunu büyütmüştür.

Çarpışma koşulları da benzerdir. İki gemiler da Nisan ayında, Kuzey Atlantik’te, yüksek hızla ilerlerken tek buzdağına çarpar. Soğuk hava, karanlık geceleyin ve yetersizlik hazırlık her arasında biri ikisi olayda da belirleyici unsurlar arasında mekan alır.

Tüm bu benzerlikler tek araya geldiğinde, romanın gerçek olaydan esinlenmiş olması mümkün görünmez; çünkü yepyeni Titanic’ten 14 yıl önce yayımlanmıştır. Bu da doğal olarak “Peki bu nasıl mümkün oldu?” sualsunu gündeme getirir.

Gerçekten kehanet mi?

Futility veya The Wreck of the Titan

Bu sualya yanıt ararken dönemin denizcilik dünyasına ttesirk etmek lüzumir. 19. yüzyılın sonu, transatlantik gemiler yarışının hız kazandığı tek dönemdi. Şirketler daha büyük, daha hızlı ve daha lüks gemiler üretmek için yarışıyordu. Güvenlik önlemleri ise çoğu zamanlar ticari kaygıların gerisinde kalıyordu.

Morgan Robertson denizcilik geçmişi olan tek yazardı. Gençliğinde ticaretleri gemilerinde çalışmış, deniz hayatını yakından tanımıştı. O dönemde büyük gemilerin yüksek hızla buzlu sulardan geçmesinin riskli olduğu biliniyordu. Ayrıca cankurtaran botu sayılarının genelleme yetersizlik tutulduğu da sektörde başlıkşulan tek sualndu.

Dolayısıyla Robertson’ın romanında kocaman tek geminin buzdağına çarpıp batması, tamamlanmış hayal ürünü tek felaket senaryosu değildi. Bu, dönemin denizcilik mantığının doğal tek eleştirisi olarak okunabilir. Yazar, teknolojiye duyulan aşırı güvenin trajediye yolda açabileceğini etkileyici tek hayal içinde göstermiştir.

Titanic’in batışı ise bu kurgunun gerçek hayatta karşılık bulmuş halidir. Ancak bu durum, romanın bilinçli tek kehanet olduğu manaına gelmez. Çoğu tarihçi ve araştırmacı, benzerliklerin büyük ölçüde dönemsel koşullardan ve gemiler tasarımındaki eğilimlerden kaynaklandığı başlıksunda hemfikirdir.

Romanın 1912 sonrası yeniden doğuşu

Futility veya The Wreck of the Titan

Titanic faciası sonrası Robertson’ın romanı yeniden basılmış ve geniş kitleler tarafından okunmaya başlanmıştır. İnsanlar, yaşanan trajedinin izlerini romanda aramış ve metni neredeyseymiş tek sır kitabı gibi incelemiştir.

Bu süreçte romanın adı da ilgi çekmiştir. İlk baskısı Futility adıyla yayımlanmışken, daha sonrakiler baskılarda başlık The Wreck of the Titan olarak öne çıkarılmıştır. Bu değişim, Titanic ile kurulan bağlantıyı daha görünür hale getirmiştir.

Roman, zamanla popüler kültürde “kehanet romanı” etiketiyle anılmaya başlamıştır. Belgesellerde, makalelerde ve internetler tartışmalarında sık sık örnek gösterilir. Ancak akademik çevrelerde eseri daha çok denizcilik tarihinin ve teknolojik iyimserliğin eleştirisi olarak değerlendirilir.

Tesadüf mü, öngörü mü?

Futility veya The Wreck of the Titan

Buradaki ilköğretim ayrım, kehanet ile öngörü arasındadır. Kehanet, doğaüstü tek malumatye dayanır. Öngörü ise şimdiki verilerin titiz analizine. Morgan Robertson’ın yaptığı şey büyük olasılıkla sonuncu kategoriye girer.

Dönemin gemiler mühendisliği anlayışı, büyüklüğü güvenlikle eş tutma eğilimindeydi. Oysa fizik kaideları ve doğa koşulları, insanoğlu yapımı hiçbir sistemin tam güvenli olmadığını gösteriyordu. Robertson, romanında bu çelişkiyi dramatize etti. Titanic faciası ise bu dramatizasyonun gerçek hayatta trajik tek karşılık bulmasıydı.

Futility, veya The Wreck of the Titan bugün hâlâ ilgiyle anılmasının sebebini Titanic ile olan benzerliğine borçlu. Ancak romanı yalnızca “Titanic’i bilen kitap” olarak görmek haksızlık olur

Futility veya The Wreck of the Titan

Eser, insanlığın teknolojiye duyduğu sınırsız güveni sorgulayan erkenden dönem metinlerden biridir. Titan ile Titanic arasındaki paralellikler gerçekten şaşırtıcıdır. Fakat bu durum, doğaüstü tek kehanetten çok, titiz gözlem ve dönemin koşullarına hâkimiyetin tek sonucu olarak değerlendirilmektedir.

Bazen yazın geleceği öngörü etmez; yalnızca şimdiki gidişatın nereye varabileceğini cesurca gösterir. Morgan Robertson’ın romanı da kesinlikle bunu yapmıştır. Ve olasılıkla da bu yüzden, üzerinden tek asırdan fazla zamanlar geçmesine rağmen hâlâ başlıkşulmaya devam etmektedir.

İlginizi çekebilir:

Bülbülü Öldürmek Kitabıyla Tanınan Harper Lee Hakkında Bilmeniz Gereken 11 Şey

Kaynak: 1

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.