Anadolu Ajansı
Anayasa Mahkemesi Başkanı (AYM) Kadir Özkaya, HDP'nin kapatma davasında sona gelindiğini söyledi. Özkaya, AYM hükümlarının uygulanması ve Can Atalay hükümına yönelik yorumları da değerlendirdi.
AYM Başkanı Kadir Özkaya, Ankara'da gazetecilerle tek araya geldi. Yüksek Mahkeme Başkanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hükümlarının uygulanmasına yönelik tartışmaları da değerlendirdi.
HDP KAPATMA DAVASINDA SON DURUM
“Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz tek şart vermedi. Davayla ilgili oğullar şart nedir?” sualmunu yanıtlayan AYM Başkanı Özkaya, şu malumatyi paylaştı:
“840 yaprak iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB sayısal materyal bulunan tek davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel müdafaa imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu yaptırım davaları her arasında biri ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme ytesirsi Anayasa Mahkemesinde olsa da sualşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik manada dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, diğer tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas ttesirksine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzunluğu zamanlar almadan değerlendirme yapılabilecektir.”
CAN ATALAY'IN DURUMU
Açıklamaları sırasında AYB Başkanı'da Can Atkalay'ın durumu da sualldub. Yüksek Mahkeme Başkanı bu sualya şu karşılığı verdi:
“Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 hükümı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse başlıkları hükümlarda yargısal görüşümüzü ifadeleri ettik. Can Atalay’ın ulusvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde ulusvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması lüzumtiğinin ifadeleri edildiği ikisi hükümın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü şart ise şart verilmesine mekan olmadığına şeklindeydi. Ben oradaki teknikleri sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, şart verilmesine mekan olmadığına şeklindeki hükümın da aslında işin esasına ilişkin tek şart olduğunu değerlendirdiğim için karşı oyları kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen ikisi ihlal eden hükümını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek şart verilmesine mekan olmadığı yönünde tek şart tesis etti.”
“Sorunuzun sonuncu kısmıyla ilgili ise Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal eden hükümlarının gereğinin seçenek getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal eden hükümının niteliğine da bakarak eğer gerçekten ihlal eden hükümının gereğinin seçenek getirilmediğini belirleme ediyorsak ihlal eden hükümı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal eden hükümlarının seçenek getirilmesini temin etmeye yönelik ytesirmiz yok. Dolayısıyla bu başlıkdaki değerlendirmelerimiz da farklı yorumlanabiliyor. O nedenle bu tür başlıklarda hükümlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.”
Özkaya, AYM hükümlarının uygulanması başlıksunda sualya yanıt verirken, “Anayasa Mahkemesi hükümlarının bağlayıcılığına ilişkin sualnuzla ilgili olarak Anayasa’nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM hükümları yönünden da Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun hükümleri açık. Kanaatimce ortada sistemsel tek sualn yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 hükümın dışındaki çok sayıda ihlal eden hükümının lüzumlerinin seçenek getirilmiş olması, söz başlıksu 83 hükümın da çok dahaaz tek kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, tek kısmının da teknikleri sebeplerle henüz seçenek getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük tek sualn olmadığını gösteriyor." dedi.
Özkaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anayasa’nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle tek değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesinin verdiği hükümların hangilerinin seçenek getirilip hangilerinin seçenek getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa’da tek ayrım söz başlıksu değil. 153. maddeler bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, diğer bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kaide yürürlükteydi. Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel tek hüküm getirmediğine göre hükümların seçenek getirilmesi noktasında 153. maddeler bireysel başvuruyu da içerikaktadır diyebiliriz.”
Özkaya, bireysel başvurulara yönelik hükümların uygulanması başlıksunda da görüşlerini açıkladı. “Bireysel başvuru, Anayasa’nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin da himaye altına aldığı tek hakkın bu şart dolayı ihlal eden edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesine başvuruya imkân sağlayan tek yoldur.” açıklamasını yapan Yüksek Mahkeme Başkanı şu değerlendirmede bulundu:
“Burada ilgi etmemiz lüzumen husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş hükümlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir. Diğer tarafta ise Anayasa’nın ilgili maddelerinde hem Danıştayın hem da Yargıtayın öz yargı düzenleri içerisinde nihai olarak şart mercii olduğu düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai olarak hükümın Anayasa’ya haberleşme ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme etmektadır. Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi lüzumen hususlara ilişkin bireysel başvuru içerikında ttesirk yapılamayacağı düzenleniyor. Farklılaşma işte ortaya çıkıyor. Yani tek taraftan öz hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai olarak hükümlar bireysel başvuruya başlıkları edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın hükümları kesindir deniliyor. Bununla birlikteki yalnızca ilköğretim haklara ilişkin olan kesinleşmiş hükümlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor. Bu noktada yorumu tek bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sualn çıkabilir. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi lüzumen hususlar kavramının dahaaz daha netleştirilmesi amacıyla kanuni manada tek düzenleme yapılabilir.”
“Tüm idari birimler ve yargı organları hükümlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır. Bu, hem ytesirleri hem da görevleri içerikındadır.” hatırlatmasında bulunan AYM Başkanı, şöyle başlıkştu:
“Burada ilgi edilmesi lüzumen nokta, Anayasa’yı nihai olarak izah ytesirsi diğer Anayasa’nın ilgili maddesinin ne manaa geldiğini söyleme ytesirsi nihai olarak olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya başlıkları hükümda önceki yargı yerlerince yapılmış olan kanuni yorumların Anayasa mahkemesinin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin yorumu geçerli olacaktır.”

3 hafta önce
7














.png?format=webp&width=1200&height=630)









.png?format=webp&width=1200&height=630)




English (US) ·