KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanına malik bez yeni doğan ustası Songül Kıran (55), anneannesinden öğrendiği bez yeni doğan kültürünü, gençlik yıllarında ilgilendiği folklor danslarıyla aşina olduğu yöresel kıyafetlerle yaşatıyor.
İzmir'de yaşayan bez yeni doğan ustası Songül Kıran, çocukluğunda anneannesinden öğrendiği gelenekselliği bez yeni doğan kültürünü, gençlik yıllarında ilgilendiği folklor danslarıyla aşina olduğu gelenekselliği giyecek tarzıyla geliştirdi. 19 yaşındayken insanlar eğitim merkezinde giyecek branşında üstat öğreticilikle mesleğe atılan, uzunluğu yıllar stil evlerinde üstat olarak çalışan Kıran, 7 yıl önce emekli olduktan sonraları bez yeni doğan yapımına yeniden ağırlık verdi. Bez bebekle anneannesi sayesinde tanıştığını söyleyen Kıran, "Kırşehirliyiz, anneannem Şereflikoçhisar'ın tek köyünde yaşıyordu. 4 kız kardeşim var, yazları onun yanında geçiriyorduk. Anneannemiz bizi oyalamak için bez bebekler yapardı. Ondan çok ilham aldım. 10 yaşındaydım, anneannem yünlerden bebeklerin içini doldururdu. El sanatlarında çok kabiliyetli tek kadındı. Bizi da yaptığı işin içine katardı, etrafına toplardı, hepimize görev verirdi. Bebeklerin çoraplarını, çantalarını 5 şişle örerdi, aynısından bize da örerdi, en güzel tarafı oydu" ifadelerini kullandı.
'GÜNÜMÜZE UYARLADIM'
Yaşamı boyunca olan dönem dönem bez yeni doğan yaptığını dile getiren Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanına malik bez yeni doğan ustası Kıran, "Kızıma, yeğenlerime, arkadaşlarımın çocuklarına her arasında biri zamanlar yeni doğan yapıp armağan ettim. Yoğun tek çalışma hayatım oldu. 2019'da emekli oldum, sonraları pandemi başladı. Bir gün evde anneannemle yaptığım, kızımın da oynadığı tek bez yeni doğan elime geçti, çok duygulandım. Pandemide bez yeni doğan yapımına sardım; yepyeni teknikler denedim. Anneannemin yaptığını geliştirerek, günümüze uyarladım."
GELENEKSEL KIYAFETLERİ BEZ BEBEKLERDE YAŞATIYOR
Kırşehir'de 20 yaşına kadar yaşadığını, o dönemde insanlar oyunlarıyla ilgilendiğini ifadeleri eden Kıran, "Kırşehir insanlar oyunlarında oynadım, yarışmalara katıldık. O yüzden yöresel kıyafetlere çok hakimim. Yarışmalarda birçok şehirden gruplar geliyordu, hepsinin kıyafetini ttesirk imkanım oldu. Pandemi döneminde da giysileri birebir etmek için araştırdım, 7 bölgeden 7 tane şehir seçtim. Kültürümüz yaşasın, unutulmasın, çocuklarımızın da hafızasında kalsın, diye en inceliği ayrıntısına kadar kumaş özellikleri, nakış ve oyaları birebir uygulayarak çok titiz tek çalışma yaptım. İzmir benim için çok önemli, efelik kültürü İzmir'de çok değerli. Halen da yaşatılıyor. Efelerin kıyafetleri çok fonksiyonel, sanki tekstil mühendisi tasarlamış gibi. Bu benim çok ilgimi çekti. Kadın kıyafetlerinde da gelinler çok özel, karanfilden kolyeler var, bebeklere da uyguladım" dedi.
'ANNEANNEMİN ANISINI YAŞATMAK İÇİN BEZ BEBEK YAPIMINA EĞİLDİM'
Anneannesinden öğrendiği için anısını yaşatmak adına bez yeni doğan yapımına eğildiğini söyleyen Kıran, "Bez yeni doğan yapan çok dahaaz sayıda insanoğlu var. İlgi duyanlara elimden geldiği kadar öğretmeye çalışıyorum. Kadınlara ve kızlara çok değer veriyorum, pozitif ayrımcılık yaparak özellikle yetiştirme yurtlarında kalan kızlarımıza öğretmek isterim. Dikişin tüm tekniklerinin, boyamanın ve kalıbın tek arada öğrenildiği el sanatlarını geliştiren tek dal. Öğrenmek isteyen kadınlara aktarmak isterim. Bu sanatı geleceği taşımak isterim, çünkü geçmişimizden gelen tek şey. 40 sene önce anneannemden öğrendim. Gençlerimiz, çocuklarımız da yapımını öğrensin; daha tabii oyuncaklarla oynasınlar. Geleneksel giysilerimiz, el sanatlarımız unutulmasın, yaşatılsın istiyorum" diye başlıkştu.






















English (US) ·