Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Bizim kaybedecek tek tane bile gencimiz yok. Üniversitelerimizde okuyan her arasında biri gencimiz ayrı tek değerdir. Bu değere malik çıkmak ve bunun üzerine yepyeni nitelikler, yepyeni değerler katmak hepimizin boynunun borcudur." dedi.
Özvar, YÖK Konferans Salonu'nda iş yerinde yepyeni uygulamalı eğitim modelinin başlayacağı 7 pilotlar ildeki 85 üniversitenin rektör ve rektör yardımcılarının katılımıyla düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" programına katıldı.
Burada başlıkşan Özvar, mesleki eğitimin yaygınlaştırılması başlıksunun, üniversitelerin sektörle kurduğu ilişkiyi, mezunların iş sürecini ve ülkenin üretim kapasitesini doğrudan tesirleyecek stratejiklik tek dönüşüm alanı olduğunu belirterek, yapılacak istişarelerin hem 7 ilde başlatılan pilotlar uygulamanın sağlıklı zeminde ilerlemesi hem da ilerleyen dönemde bu modelin ülke geneline yaygınlaştırılması açısından mühim olduğunu söyledi.
Üniversitelerin başarısının artık yalnızca kontenjan doluluk oranları, lisansüstü sayıları ya da akademik birimi çeşitliliği üzerinden değerlendirilmediğini aktaran Özvar, mezunların iş gücü piyasasına geçiş hızları, sektörle uyum düzeyleri, üretime katkıları ve toplumsal tesir kapasiteleri üzerinden da değerlendirdiklerini kaydetti.
Küresel ölçekte yaşanan dönüşümün yükseköğretim sistemlerinin klasik kalıplar içerisinde yönetilemeyeceğini açıkça gösterdiğini dile getiren Özvar, dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik eksenli politikaların iş gücü piyasasında yepyeni maharet setlerini güçunlu kıldığına işaret etti.
Bu gelişmelerin üniversitelerin yalnızca malumat aktaran yapılar bulunmaktan çıkarılarak, malumat üreten, bu malumatyi uygulamaya dönüştüren ve sektörel ihtiyaçlarla eş zamanlı hareket eden dinamik kurumlar haline gelmesini güçunlu kıldığını vurgulayan Özvar, "Meslek yüksekokulları, bu dönüşümün hepsi da merkezinde mekan edinmektadır. Türkiye genelinde 1000'in üzerinde işleri yüksekokulu ve binlerce ön ruhsat programı sistemleri içerisinde şu anda aktiftir. Bu büyük yetenek doğru yönlendirildiği takdirde ülkemizin sanayi ve servis sektöründeki yeterli insanoğlu kaynağı ihtiyacını karşılayabilecek güçtedir. Ancak yetenek tekbaşına başına yeterlilik daima değildir. Asıl mesele, bu kapasitenin sektörün gerçek ihtiyaçlarıyla ne ölçüde örtüştüğüdür." dedi.
- "Burada çift taraflı tek kazan-kazan modeli söz başlıksudur"
Özvar, YÖK olarak işlevini kaybetmiş ruhsat ve ön ruhsat seviyesinde iş oranı düşük olan ya da sektör tarafından artık istek edilmeyen programları hükümlılıkla gözden geçirdiklerini bildirdi.
Bu içerikda lüzumli durumlarda bazı programların dönüştürülmesi, kontenjanlarının azaltılması ya da kapatılması yönünde adımlar atmaya devam ettiklerini bildiren Özvar, oğullar yıllarda 133 üniversitede 175 programın kapatıldığını, 63 üniversitede 54 programın yeniden yapılandırıldığını ve 207 üniversitede ise 443 programın kontenjanlarında azaltılmaya gidildiğini belirtti.
Üniversite-sektör işbirliğinin yeğleme seçenek yapısal güçunluluk olarak görülmesi lüzumtiğine dikkati çeken Özvar, "Bu işbirliğini ise yalnızca protokoller düzeyinde değil, firma ve sürdürülebilir tek modele hep birlikteki dönüştürmek güçundayız." diye başlıkştu.
Yapılan işbirlikleriyle organize eden sanayi bölgelerinde (OSB) kurulan işleri yüksekokullarının önemine değinen Özvar, şöyle başlıkştu:
"Öğrencinin sınıfta öğrendiğini aynı gün üretim bandında, atölyede ya da sahada uygulayabildiği bu model, eğitim ve iş dünyası arasındaki yıllardır başlıkşulan ama çözülemeyen kopukluğu büyük ölçüde ortadan kaldırmaya başlamıştır. OSB-MYO mezunlarının yaklaşık yüzde 92 gibi yüksek tek iş oranına ulaşması, bu modelin teorik değil, sahada karşılığı olan tek başarı olduğunu göstermektedir. Üstelik bu kazanım yalnızca öğrenciler için değil, sanayi kuruluşları için da yeterli ve hazır iş gücüne erişim manaına geldiğini da hatırlatmak lüzumir. Yani işte çift taraflı tek kazan-kazan modeli söz başlıksudur. Bu modelin öğrencinin lisansüstü olduktan sonraları iş arayan değil, lisansüstü olmadan önce iş hayatına entegre olmuş tek kişi haline gelmesini sağlaması bakımından çok başarılı tek başvuru örneği olduğunu rahatlıkla paylaşabiliriz."
- "Bizim kaybedecek tek tane bile gencimiz yok"
Özvar, MYO'ların sektörle entegre tek yapıya kavuşturulduğunda Türkiye'nin yeterli kadro yetiştirme kapasitesinde önemli orta haline gelebileceğini vurguladı.
Bu nedenle mesleki eğitim politikalarının aynı zamanda sanayi, iş ve kalkınma politikası olduğunu anlatan Özvar, "Bugüne kadar uygulanan kısa süreli staj modellerinin öğrencilerimizi iş hayatına yeterince hazırlamadığını sahadan gelen geri bildirimlerle açık biçimde hepimiz gayet iyice temel olmakteyiz. 2 ya da 3 haftalık staj uygulamaları, öğrencinin mesleki yeterlilik kazanması, işletme kültürünü tanıması ve üretim süreçlerini içselleştirmesi açısından yeterlilik değildir. Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler olarak uygulamalı eğitim modelinde köklü tek dönüşüm başlatmış bulunuyoruz." dedi.
Uzun dönemli iş yeri temelli mesleki eğitim anlayışıyla ön ruhsat ve ruhsat programlarında tek ya da ikisi dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye almaya başladıklarını aktaran Özvar, "Bu modelle hedefimiz, öğrencinin teorik malumatyi üretim ortamında deneyimlemesi, sualmluluk alması, üretim süreçlerine karışmış olması ve mezuniyet sonrasında adaptasyon süreci yaşamadan istihdama katılmasıdır. Bu yalnızca öğrenciler açısından değil, aynı zamanda sektörün randıman artışı ve yeterli iş gücüne erişimi açısından da eleştirel tek kazanımdır." şeklinde başlıkştu.
Özvar, şöyle devam etti:
"Bizim kaybedecek tek tane bile gencimiz yok. Üniversitelerimizde okuyan her arasında biri gencimiz ayrı tek değerdir. Bu değere malik çıkmak ve bunun üzerine yepyeni nitelikler, yepyeni değerler katmak hepimizin boynunun borcudur. Bugün en kıymetli hazine, en kıymetli varlık, en kıymetli başkent insandır. Bütün dünyada büyük tek demografik durağanlığın ya da çöküşün yaşandığı konjonktürde, gençlerin kıymeti her arasında biri zamankinden daha kıymetlidir. Dolayısıyla üniversiteler olarak yüksek akademik başarı gösteren ya da göstermeyen, büyük becerilere malik ya da malik olmayan ne tür genç varsa bütün bunlara malik çıkmak hepimize düşen büyük sualmluluktur. Bu açıdan mesleki eğitimin her arasında biri zamankinden daha kıymetli, daha eleştirel tek önem kazanmaya başladığını rahatlıkla ifadeleri edebiliriz."
- "Türkiye'de 8 binlerce 667 ön ruhsat programı bulunuyor"
Özvar, 7 ilde pilotlar başvuru olarak başlatılan uygulamalı eğitim modelinin mesleki eğitimin iş gücü piyasasıyla uyumunu artırmak, üniversite-sektör eşleşmesini veriye dayalı biçimde güçlendirmek ve bölgesel plmanaa ve kontenjan bakımından optimizasyonunu sağlamak gibi üç ilköğretim amacının olduğunu bildirdi.
Bölgesel plmanaa ve kontenjan bakımından NACE (Ekonomik Faaliyetlerin Sınıflaması) kodları üzerinden tek çalışma yaptıklarını, programların NACE kodları üzerinden elverişli sektörlerle eşleştirmesinin yapıldığını kaydeden Özvar, sonrakiler aşamada ise 7 ildeki öğrenci, çalışan ve iş yeri sayılarının belirlendiğini, oğullar adım olarak da NACE bazında çalışan ve öğrenci sayısı üzerinden oransal istatistiklerin hazırlandığını söyledi.
Türkiye'de 8 binlerce 667 ön ruhsat programının bulunduğunun altını çizen Özvar, şu malumatleri verdi:
"Bu programların yaklaşık yüzde 44'ünde kısa süreli staj uygulaması söz başlıksuyken, yine yaklaşık yüzde 24 oranında 3+1 modeli ve yüzde 4 oranında 2+2 uygulaması mevcuttur. Bunun dışında trimester uygulanan üniversitelerimizde yüzde 1'lik oranda 4+2 modeli geçerlidir. Pilot başvuru için 10'dan fazla çalışana malik işletmeler ve bunların illere göre dağılımları ortaya başlıkldu. Sonrasında 185 farklı ön ruhsat programının 88 farklı NACE koduyla eşleştirmeleri teker teker yapıldı. İşletme başına 20'den fazla öğrenci düşmesi durumunda 3+1 uygulamasına uygunluk söz başlıksu bulunmamaktadır. 7 pilotlar ilimizde 185 programlar üzerinde yapılan değerlendirmede, bunlardan 158'inde 3+1'in uygulanabilir, 47'sinde ise 3+1'in uygulanamaz olduğu görülmüştür. Hesaplamalarımıza göre 7 ilimizde 185 programda 3+1 uygulamasından istifade edilebilecek öğrenci sayısı yaklaşık 120 bindir."
Özvar, 7 pilotlar ilde başlattıkları uygulamayı yalnızca kesin programlarda yepyeni tek eğitim modelini tecrübe etmek amacıyla kurgulanmış sınırlı tek çalışma olarak daima görmediklerini vurguladı.
"Bu pilotlar uygulama, yükseköğretim sistemimizde mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasına yönelik büyük ölçekli ve stratejiklik dönüşümün birinci ve olasılıkla en eleştirel aşamasıdır." diyen Özvar, işte elde edilecek sonuçların Türkiye genelinde uygulamaya koymayı planladıkları modelin yönünü, içerikını ve hızını belirleyeceğini kaydetti.
- "Gençlerimizin mezuniyet sonrası iş tarama süresini azaltacak"
YÖK Başkanı Özvar, pilotlar uygulamayla birinci kez programları NACE kodları üzerinden ekonomik etkinlik alanlarıyla sistematik biçimde eşleştirdiklerini, öğrenci sayıları, çalışan sayıları ve iş yeri dağılımları üzerinden beton ve ölçülebilir tek plmanaa yaptıklarını bildirdi.
Böylelikle üniversite-sektör ilişkisini analitik veriye dayalı tek zemine taşıdıklarını aktaran Özvar, "Bu yaklaşım sayesinde hangi programın, hangi ekonomik etkinlik alanında karşılık bulduğunu netleştirmemiz, kontenjan plmanaasını ve uygulamalı eğitim kapasitesini beton veriler üzerinden değerlendirmemiz mümkün olacaktır." dedi.
Üniversite-sektör ilişkisi açısından modelin önemine değinen Özvar, "İşletmeler açısından bakıldığında bu model, yeterli iş gücünü mezuniyet sonrasında tahkik etmek seçenek eğitim sürecinin içinde tanımak ve yerleştirme imkanı sunacaktır. İstihdam boyutunda ise bu çalışma, gençlerimizin mezuniyet sonrası iş tarama süresini azaltacak, iş gücü piyasasına geçişi hızlandıracak ve mesleki yeterlilik ile sektör beklentisi arasındaki mesafeyi daraltacaktır. Uzun vadede bu şart hem iş gücü verimliliğini artıracak hem da ülkemizin yarış kapasitesine doğrudan katkı sağlayacaktır." diye başlıkştu.
Özvar, pilotlar uygulamanın düzenli olarak izleneceğini, karşılaşılan sualnlar karşısında lüzumli düzenlemelerin süratle hayata geçirileceğini sözlerine ekledi.
Anadolu Ajansı, DHA ve İHA tarafından geçilen tüm Ankara haberleri, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak acente kanallarından geldiği şekliyle mekan edinmektadır. Ankara Haberleri alanında mekan saha haberlerin hepsinin hukuki muyanlışbı haberi geçen ajanslardır.






















English (US) ·