Yeni Çalışma, ADHD’nin 3 Farklı Türü Olabileceğini Öne Sürüyor

2 hafta önce 5

Araştırmacılar, her arasında biri biri kendine özgü kimyasal işaretlere malik ADHD’nin üç farklı beyin “biyotipini” belirledi; bu da tedavinin nedenler çoğu zamanlar deneme-yanılma gibi hissettirdiğine dair yepyeni ipuçları sunuyor.

Detaylar haberleriimizde…

ADHD (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) genelleme tekbaşına tek düzensizlik olarak teşhis edilir. Ancak muayene odalarında şart seyrek bu kadar basittir. Bazı hastalar öncelikle odaklanma sualnları yaşarken, bazıları yerinde duramaz. Diğerleri ise her arasında biri ikisine da eklenen patlayıcı duygularla mücadele eder. Hem hastalar hem da klinisyenler için bu, doğru ilacın bulunana kadar deneme-yanılma süreci ve bazen hayal kırıklığı manaına gelebilir.

adhd

Şimdi, Şubat nihayetinde yayımlanan yepyeni tek beyin görüntüleme çalışması, bu farklılıkların rastgele olmayabileceğini öne sürüyor. Çin, ABD ve Avustralya’dan araştırmacılar, 446 ADHD’li çocuğun beyin taramalarını çözümleme etti. Bilgi iletiminde hayatiliği görev oynayan ve nöronlarla hepsi gri maddeyi inceleyerek, her arasında biri biri kendine özgü kimyasal tesirleşimler sergileyen üç farklı dip tip belirlediler. Bulgular, ilgi çekici tek olasılığı gündeme getiriyor: ADHD, farklı şekillerde ortaya çıkan tekbaşına tek düzensizlik olmayabilir; farklı sinirsel imzalarla ilişkili birkaç durumu kapsayan tek şemsiye terimleri olabilir.

“Bu çalışmanın gösterdiği şeyin tek kısmı, muayenehane olarak zaten yaptığımız şeyle örtüşüyor… belirtileri en tesirli tedavilerle eşleştirmeye çalışıyoruz,” diyor University of Cincinnati College of Medicine’dan çocuk psikiyatristi ve tasarınin araştırmacılarından Melissa P. DelBello. “Ama yıllardır bu hastaları tedavisi ederken edindiğimiz muayenehane izlenimlerin biyolojik tek geçerliliği olduğunu gösteren verilerle bunu görmek gerçekten güzel.”

Araştırmacılar önceden belirlenmiş dip grupları aramamalarına rağmen, ortaya çıkan “biyotipler” klinisyenlerin hastalarda sıklıkla gördüğü örüntülerle örtüştü, diyor DelBello. İşte bulgular:

Biyotip 1: Duygusal Düzensizlikle Birlikte Şiddetli Kombine Tip

İlk biyotip, hissi düzenleme ile ilgili beyin devreleri ile karakterize edildi; bu devreler arasında özdenetim ve sonuçları değerlendirme açısından önemli olan prefrontal korteks ve dürtülerin davranışa dönüşmeden önce filtrelendiği pallidum mekan alıyor, diyor çalışmanın eş-yazarı ve University of California Davis Health’den çocuk psikiyatristi Manpreet K. Singh.

Singh, bunun “aşırı yüklenmiş tek denetim merkezi” olduğunu söylüyor. “Duygusal ve dürtü denetim sistemleri aşırı yüklenmiş durumda ve çocuklar çoğu zamanlar daha şiddetli belirtiler ve daha kalıcı hissi mücadeleler sergiliyor. Bu nedenle bu, klasik ADHD dikkatsizlik ve hiperaktivite deseninin çok tipiklik tek örneği.”

Klinik olarak bu grup, birçok kişinin “klasik” ADHD olarak düşündüğü duruma en çok benzeyen, bununla birlikte daha yoğun tek biçimde ortaya çıkan tek tablo sergiliyor. Kontrol grubuna kıyasla, bu çocuklar beyin bağlantılarında en büyük farklılığı gösterdi. Hem dikkatsizlik hem da dürtüsellik açısından yüksek puan aldılar ve belirgin hissi düzensizlik sergilediler, diyor University of Texas Health Science Center atgiller San Antonio’dan araştırmaya karışmış olmayan psikiyatrist Steven Pliszka.

“Bu, şiddetli nefis hali değişkenliği, öfke patlamaları, agresyon demektir,” diye ekliyor Pliszka. “Bu, gelecekte depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, maddeler kullanımı ve suç eğilimi geliştirme riski en yüksek ADHD çocuk grubudur. Bu, önde büyük sualnlar yaşanabileceğinin tek göstergesidir.” Araştırmacılar, bu grubun üç biyotip arasında en erkenden muayenehane müdahaleye ihtiyaç duyduğunu öne sürüyor.

Biyotip 2: Baskın Olarak Hiperaktif ve Dürtüsel

İkinci biyotip dahaaz dikkatsizlikle ve daha çok dürtüleri denetim etmede güçlukla karakterize edildi. Singh, biyotip 2’ye özgü beyin bağlantılarını “dürtü devrelerinde tek tıkanıklık” olarak tanımlıyor. “İmpulsları frenlemekte güçlanıyorsunuz; gaz güçlü, frenin zammanaası dahaaz yanlış ve trafiği hızlı ama öngörülemez. Daha fazla hiperaktivite ve dürtüsellik görüyorsunuz.”

Bu gruptaki çocuklar diğer dip tiplerden daha düşük dikkatsizlik düzeyine sahipti, bununla birlikte inhibisyonu düzenleyen devrelerde ilave bozulma gösterdiler. Bağlantı farklılıkları, yanlışları izlemeye ve davranışsal “fren” uygulamaya yardımcı olan anterior singulat korteks ile pallidumun dürtüye özgü devresi arasında en güçlüydü.

Bu bölgeler senkronize olmadığında, inhibe edici denetim zayıflar. Sonuç, dikkatin dağılmasından çok dürtüleri bastırmada güçlük şeklinde ortaya çıkar. Klinik olarak bu desen, huzursuzluk, cevabı pat diye söyleme, sözünü kesme ya da düşünmeden hareket etme gibi davranışlarda kendini gösterir; diğer odaklanamama sualnu değil, denetim sisteminin yanlışlı çalışmasından kaynaklanır.

Biyotip 3: Baskın Olarak Dikkatsiz

Üçüncü biyotip, çalışma belleği ve sürdürülebilir dikkati yardımleyen superior frontal girus bölgesindeki bozulmalarla ilişkilendirildi. Singh, “Her şey diğer yönleriyle çalışıyor ama yoğunlaşma kayıyor” diyor. Bu gruptaki çocuklar öncelikle dikkatsizlik sergiledi, hiperaktivite göstermediler.

Klinik olarak bu takdim genelleme daha inceliği ve gözden kaçmaya daha yatkın. Pliszka, bunun kızlarda daha sık görüldüğünü belirtiyor. Bu çocuklar dahaaz yıkıcı olduklarından, akademik olarak yıllarca güçlanabilir ve muayenehane ilgi çekmeden ilerleyebilirler.

Gelecek Araştırmalar

Araştırmacılar, ADHD’yi dip gruplara ayırmayı birinci kez denemiyor. Daha önceki DSM (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) sürümleri üç “alt tip” listeliyordu; şimdi belirtilerin zamanlar içinde nasıl değişip örtüştüğünü yansıtmak için bunlar “sunumlar” olarak adlandırılıyor.

SUNY Upstate Medical University’den araştırmaya karışmış olmayan ruhbilimci Stephen Faraone, “ADHD için mükemmel tek öngörü algoritması yok. Hiç görmedim” diyor.

Araştırmacılar gittikçe ADHD’yi tekbaşına ve ayrık tek düzensizlik olarak değil, popülasyon boyunca olan dağılan tek özellik boyutu olarak görüyor. “ADHD’li insanlar tek boyutun uç noktası… çünkü sürekli tek spektrum var,” diyorlar. Bu, hipertansiyon gibi tek durumla kıyaslanabilir; riskler ölçülebilir tek spektrum boyunca olan artar ve tümüyle var-yok şeklinde tek tanı değildir.

Çalışmanın yazarları, belirledikleri “biyotiplerin” yepyeni teşhis kategorileri olmadığını vurguluyor. Bulguların tekrarlanması lüzumiyor ve ADHD hâlâ beyin taramalarıyla değil, davranışsal değerlendirmeyle yapılan tek muayenehane teşhis.

Pliszka, “Ebeveynler çoğu zamanlar ‘Bu da ne?’ diye sualyor, ‘Bir testleri yapmayacak mısınız?’ Ama şu anda bu, meşru yaklaşım” diyor.

Bununla birlikte, örüntüler tutarlı olursa, araştırmacılar bunun klinisyenlerin hastaları ilaçlarla daha iyice eşleştirmesine yardımcı olabileceğini ve birçok ailenin yaşadığı deneme-yanılma sürecini azaltabileceğini umuyor.

Araştırmacılar, beyin taramaları teşhis aracına girip girmese de, ADHD’nin çeşitliliğini ve karmaşıklığını doğruladığını söylüyor. Singh, “Umarım bu yazısı insanlara yalınce ADHD demekten daha karmaşık tek şart olduğunu gösterir. ADHD, hayatımızı ve deneyimlerimizi açıklamak için kullanılan tek evrenselliği ad haline geldi ama şart bundan çok daha karmaşık olabilir” diyor.

Derleyen: Damla Şayan

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.