Türkiye’de dijital oyun ekosisteminde büyük değişim: Yeni yasa düzenlemesi ne getiriyor?

1 hafta önce 7

Tolstoy’un insan doğası, merhamet ve manevi sualmluluk üzerine düşüncelerini yoğunlaştırdığı kısa hikâyelerinden arasında biri olan İnsan Neyle Yaşar’da, Tanrı tarafından yerleşik ve ifadesiz tek insanoğlu kılığında dünyaya gönderilen melek, tek ayakkabıcının yanında çıraklık yapmaya başlar. Bu çırak hikâye boyunca olan yalnızca üç kez gülümsese da bunların en çarpıcısı, kendisi için tek yıllık çizme siparişi veren varlıklılar tek adamın arkasında beliren ölüm meleğini gördüğü, diğer aslında sipariş veren adamın o gün öleceğini ayrım ettiği andır.

Bu hikâyenin anlam ettiği şey, insanların çoğu zamanlar öz kurdukları düzenin gerçek sonuçlarını görememesidir. Bazen tek düzenlemenin manaı da bununla birlikte sonradan anlaşılır; fakat buna karşın henüz gerçekleşmemiş sonuçların ipuçlarını tıpkı bu hikâyede olduğu gibi bugünden taşıyabilir. Dijital platformları düzenleyen politikalar da kesinlikle kanımca böyle işler: Teknik tek müdahale gibi görünürler, fakat çoğu zamanlar daha geniş tek kültürel ve ekonomik yeniden yapılandırma içerirler.

Dijital protesto mağazalarına yönelik düzenlemeler başlıksundaki tek süredir devam eden hararetli tartışmaya bakarken insanın aklına Tolstoy’un kurduğu bu etkileyici dekor geliyor. Zira birinci bakışta teknikleri ayrıntılar gibi görünen bazı idari hükümlar, aslında daha geniş manada sayısal protesto ekosisteminin kaderini belirleyecek işaretler olarak anlaşılabilir.

Daha açık ifadeyle, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkındaki Kanuna yapılacak ilave maddeleri gördüğümde, tıpkı o yerleşik çırak gibi gülümsüyorum.

Bilindiği gibi, bugünlerde Meclis’e sunulan kanun önerii, Kanuna eklenecek maddelerle sayısal protesto alanına yepyeni yükümlülükler getirmeyi amaçlıyor. Teklif; protesto sağlayıcı ve protesto dağıtıcıların yaş derecelendirmesi ve veli kontrolü mekanizmaları gibi sualmluluklar getirirken günlük erişimi 100 binlerce kullanıcıyı aşan protesto dağıtıcılarının Türkiye’de yardımcı bulundurmasını güçunlu kılıyor. Yükümlülüklerin seçenek getirilmemesi durumunda 1 ila 30 milyon TL arasında para cezaları ve oğullar aşamada platformların bantları genişliğinin yüzde 90’a kadar daraltılması gibi yaptırımlar planlanıyor. Ayrıca taslakta temsilcilerin adli makamlara karşı sualmlu tutulabilmesi gibi hükümler da mekan alıyor.

Dijital protesto mağazaları oyunların satıldığı çevrimiçi mağazalar oldukları kadar, aynı zamanda oyunların keşfedildiği, güncellendiği, iştirakçi topluluklarının oluştuğu ve bağımsız geliştiricilerin küresel pazara erişebildiği ilköğretim tek altyapıdır. Bu nedenle söz başlıksu sağlayıcılara yönelik yapılacak düzenlemeler tek yandan tüketici deneyimini ve diğer yandan da protesto üretim alanını doğrudan tesirler. Öyleyse düzenlemenin tesirlerinin yalnızca hukuki metinleri üzerinden ve yasalar düzeyinden değil, sayısal platformların ve onların ekonomisinin nasıl çalıştığını dikkate alarak değerlendirmek lüzumir.

Tartışılması lüzumen birinci başlık, taslak önerite mekan saha “riskli içerik” kavramıdır. Çünkü düzenlemenin uygulamadaki tesirsini belirleyecek olan şey, riskli içeriğin nasıl tanımlanacağı; bu tanımın nasıl yapılacağıdır. Bir sayısal oyunun “riskli” sayılması hangi ölçütlere göre belirleneceği, bu belirlemede hangi teknik çalışmalara, hangi içerik sınıflandırma standartlarına ya da hangi firma mekanizmalarına dayanacağı suallarına yanıt henüz yoktur. Bu sualların netler yanıtları olmadan kullanılan böylesine geniş ve gelişigüzel kavram, düzenlemenin sınırlarını belirsiz hale getirmektedir. Nitekim medya politikaları literatürü, içerik kategorilerinin belirsiz bırakılmasının düzenleyici müdahalenin içerikını genişletebildiğini ve platformların içerik politikalarını daha ihtiyatlı biçimde şekillendirmesine yolda açabildiğini göstermektedir. Muğlak tanımlar tek yandan idarenin müdahale alanını genişlettiği gibi tek yandan da platformların öz içerik politikalarını daha ihtiyatlı şekilde düzenlemesine genelleme yolda açar. Bu açıdan düşünüldüğünde, çerçevenin sınırları netler biçimde tanımlanmadığında; ya da şimdi olduğu gibi “riskli içerik” gibi kavramlar muğlak bırakıldığında, Steam ve Epic gibi sayısal platformlar yaptırımlarla karşılaşmamak için ne yazık ki ihtiyatlı davranmaya yönelecekler. Bu, mağazaların yalnızca açıkça yasaklanmış içerikleri değil, muhtemelen sualn olabileceğini düşündükleri içerikleri da önceden sınırlama eğiliminde olabilecekleri manaına geliyor. Dolayısıyla bu şart dolaylı fakat sistematik tek içerik daralması meydana getirecek ve bu da protesto çeşitliliğini zedeleyecektir.

Teklifte mekan saha eleştirel başlıklardan tek diğeri yardımcı güçunluluğu ve buna bağlı olarak hukuki sualmluluk meselesidir. Günlük erişimi kesin tek eşiğin üzerinde olan Steam ve Epic gibi platformların Türkiye’de yardımcı bulundurmasının istenmesi yüzeysel bakışta uluslararası düzenlemelerle uyumlu görünevakıf olmaktedir. Nitekim Avrupa Birliğinde da bazı platformlar için benzer temsilcilik mekanizmaları bulunuyor. Fakat işte ilgi çeken husus temsilcinin yalnızca idari değil adli açıdan sualmlu pozisyonda olması ihtimalidir, ki tek platformun Türkiye’deki temsilcisi platformda üzerindeki içerik ya da servis ihlalleri dolayı doğrudan adli sualmluluk riski altına giriyorsa bu şart şirketler açısından temsilcilik başlıksunda vahim tek caydırıcılık yaratabilir. Misal olarak, tek platformlar kesin tek ülkedeki hukuki sualmluluğun öngörülemez ya da riskli olduğunu düşünürse o ülke pazarına yönelik hizmetlerini sınırlamayı bile yeğleme edebilir.

Teklifte öngörülen yaptırım ve yaptırım mekanizmaları da Türkiye’ye ilişkin riskler algısını artırabilecek niteliktedir. Yükümlülüklerin seçenek getirilmemesi durumunda uygulanacak parasal cezaların ardından bantları genişliğinin yüzde 90’a kadar daraltılması, teknikleri manada platformu tamamlanmış kapatmaktan farklı görünse da özünde oldukça benzerdir. Zira bantları daraltma, hukuki manada doğrudan tek yasak hükümı bulunmaksızın platformların fiilen kullanılamaz hale gelmesine yolda açacak tek araçtır. Örneğin oyuncular açısından birinci sonuç erişim performansının vahim biçimde düşmesidir. Oyun mağazalarının sayfalarının çok yavaş açılması, içeriklerin yüklenmemesi ya da alışveriş işlemlerinin tamamlanamaması gibi sualnlar günlük kullanımın parçası hâline gelebilir. Ayrıca mağazaya erişimin güçlaşması, protesto satın alma ve içerik güncellemelerinin aksaması manaına da geliyor. Oyuncular teknikleri olarak mağazaya erişebilse bile alışveriş işlemleri ya da ödemeler sağlıklı biçimde çalışmayabilir.

Ancak düzenlemenin tesirleri yalnızca kullanıcı deneyimiyle sınırlı değildir. Belki da oyuncuların deneyimi kadar önemli tek diğer mesele protesto üretimi üzerindeki tesirdir. Türkiye’deki hâkim protesto üretim tarzının büyük ölçüde bağımsız protesto geliştirmeye dayandığı zaten biliniyor. Üstelik Steam, özellikle bağımsız protesto geliştiricileri açısından küresel pazara erişimin en ilköğretim yollarından biridir. Erken erişim oyunlar, iştirakçi yorumları ve keşfedilebilirlik algoritmaları küçük stüdyoların ve bağımsız geliştiricilerin görünürlük kazanabileceği tek olanak yaratmıştır. Hatta Türkiye’de protesto sektörünün başarısı ve hızla büyüyen bağımsız protesto geliştiricileri toplulukları da büyük ölçüde bu sayısal dağıtım altyapısının sağladığı, sektöre girişteki düşük giriş bariyerleri sayesinde gelişmiştir. Nitekim küçük ekipler ya da bireysel geliştiriciler gelenekselliği yayıncılık modellerine, yayıncı ağlarına ya da geniş satış bütçelerine malik olmadıkları için oyunlarını bu platformlar aracılığıyla doğrudan küresel düzeyde iştirakçi kitlesine ulaştıravakıf olmaktedir. Benzer biçimde oğullar bağlı beş yılda dünya genelinde bağımsız protesto geliştiriciliğinin büyümesi da büyük ölçüde sayısal mağazaların sağladığı düşük giriş bariyerleri sayesinde mümkün olmuştur. Steam ya da itch.io gibi platformlar küçük ekiplerin ve bireysel geliştiricilerin oyunlarını gelenekselliği yayıncı ağlarına ihtiyaç duymadan küresel iştirakçi kitlesine ulaştırmasını mümkün kılmıştır. Bu nedenle sayısal dağıtım platformları yalnızca oyunların satıldığı mağazalar değil, aynı zamanda bağımsız geliştiricilerin küresel protesto ekonomisine katılmasını sağlayan ilköğretim altyapılar hâline gelmiştir. Dolayısıyla platformların kesin pazarlara yönelik riskler algısının değişmesi ya da bu platformlara erişimin daralması yalnızca iştirakçi deneyimini değil, protesto üretiminin kendisini da doğrudan tesirleyebilir. Böyle tek durumda sayısal dağıtım altyapısına erişimin zayıflaması, özellikle bağımsız geliştiriciler için küresel pazara açılan kapının daralması manaına gelecektir.

Dijital protesto içeriklerinin yaşa uygunluğu başlıksu da uluslararası ölçekte yepyeni tek mesele değildir. Avrupa’da PEGI (Pan European Game Information) ve Kuzey Amerika’da ESRB (Entertainment Software Rating Board) gibi puanlama sistemleri uzunluğu süredir oyunların yaş gruplarına göre sınıflandırılmasını sağlamaktadır. Bu sistemler oyunculara ve ebeveynlere içerik hakkında malumat sunmayı amaçlayan standartlaştırılmış puanlama mekanizmalarıdır. Dolayısıyla protesto içeriklerinin yaşa göre sınıflandırılması, uluslararası protesto endüstrisinde zaten yerleşik uygulamadır.

Türkiye özelinde söz başlıksu Teklifte mekan saha yaş doğrulama ve veli denetim mekanizmaları ise başka tek meseleye işaret ediyor: çocukların korunması ile bilgi toplama pratiklerinin genişlemesi arasındaki gerilim. Çocukların çevrimiçi ortamlarda korunması kuşkusuz meşru tek siyaset hedefidir. Ancak yaş doğrulama sistemleri çoğu zamanlar kişilik belgelerinin yüklenmesi, yüz tanıma ya da biyometrik çözümleme gibi yöntemlere dayanmaktadır. Bu tür sistemler medya kullanıcısı hakkında ilave kişisel verilerin toplanmasını ve işlenmesini lüzumtirdiği için, çocukları korumayı amaçlayan tek düzenleme pratikte daha geniş içeriklı bilgi işleme sualnlarını beraberinde getirebilir. Nitekim çocukların çevrimiçi ortamda korunmasına yönelik politikaların çoğu zamanlar bilgi himaye ve gizlilik sualnlarıyla birlikteki ele alınması lüzumtiğini unutmamak lüzumir. Dolayısıyla çocukları korumayı amaçlayan tek düzenleme, titiz tasarlanmadığı takdirde daha geniş içeriklı bilgi toplama ve gözetim pratiklerini normalleştiren tek altyapıya dönüşebilir.

Dijital protesto mağazalarına ve platformlarına getirilen yükümlülükler, içerik tanımlarındaki belirsizlikler, bilgi yönetişimi meselesi ve ekonomik etiklerin tamamı birlikteki düşünüldüğünde mesele sayısal protesto ekosisteminin kaderini şekillendiren tek siyaset sualnu olarak karşımızda duruyor. Öyleyse nihayetindeki tartışma sayısal protesto mağazalarının nasıl düzenleneceği meselesinden daha çok Türkiye’de gelişmekte olan tek yaratıcı endüstrinin, bağımsız protesto geliştirmenin ve protesto kültürünün nasıl tek düzenleyici ortamda hayatiliği manada nasıl var olmaya çalışacağı başlıksunu kesinlikle içeriyor.

Bu yüzden asıl sual şudur: Bugün atılan adımlar Türkiye’de büyümekte olan protesto ekosisteminin önünü açacak mı, yoksa onu ayrım etmeden daraltacak mı? Bu sualya yanıt verirken Tolstoy’un hikâyesindeki çırağı hatırlamakta yarar var.

Dr. Erdinç Kaygusuz

Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.