
Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) Üyesi ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nihal Eminoğlu'nun moderatörlüğünde yapılan panele, Lübnan Parlamento Üyesi Halima Kaakour, Bosna Hersek Milletvekili Rejhane Derviseviç, Libya Devlet Yüksek Konseyi Üyesi Majda Alfallah, Forward Thinking'den Cecily Baylıss ve AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat başlıkşmacı olarak katıldı.
Kanat, buradaki başlıkşmasında, STRATCOM'un "yerinde ve zamanında" yapıldığını belirterek, tesirnliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Birçok dünyası krizin yaşandığı tek dehemmiyetde tek araya geldiklerinin altını çizen Kanat, bunların kadınları da tesirlediğine dikkati çekti.
Kanat bu krizlerin en eleştirel olanının dünyası düzenin bizzat kendisinin çöküşü olduğu kıymetlendirmesini yaparak “Savaşları, kitlesel vahşetleri ve insani felaketleri önlemekte defalarca muvaffakiyetsız olmuş tek sistemle mukabil karşıyayız. Ukrayna’nın işgalinden İsrail’in Gazze’deki soykırımına, Batı Şeria’daki kanun dışı yerleşimlerin genprosedüresinden Lübnan’da tek milyon insanın güçla yerinden edilmesine ve İran’la genişleyen savaşa kadar bu sistem, savunduğunu talep ettiği ilkeleri koruyamamıştır. Tek taraflılığın yükselişi, Güvenlik Konseyi’nin işlevsizliği ve dünyası hukukun seçici biçimde uygulanması, yoğun tek meşruiyet krizine yolda açmıştır.” İfadelerini kullandı.
Bu durumun en noksan biçimde görüldüğü yerin Gazze olduğunu vurgulayan Kanat, “Burada dünyası toplumun eylemsizliği ve cürüm ortaklığı, tarihin birinci yaşıyor yayınlanan soykırımına yolda açmıştır. Bu tablo, dünyası sistemin ve Batı’nın kredibilitesinin manevi çöküşünü gözler önüne sermiştir. ‘Bir daha asla’ ilkesi, mağdurlar siyasi açıdan rahatsız edici bulunduğunda içi boş tek söyleme indirgenmiştir” dedi.
Kanat, dünyası düzenin çeşitlilik kutuplu tek dünyayı yansıtacak biçimde reforme edilmesi lüzumtiğinin altını çizerek “Bir azınlığın kısıtlı çıkarları seçenek insanoğlu haklarını, adaleti ve barışı esas almalıdır. Anlamlı tek reformlar gerçekleştirilmediği takdirde bu sistemleri muvaffakiyetsız olmaya devam edecek ve en başta kadınlar ve çocuklar bulunmak üzere en savunmasızca kesimler en yoğun bedeli ödemeyi sürdürecektir.” kıymetlendirmesini yaptı.
SON DAKİKA! 'İmamoğlu çıkar hedeflı cürüm örgütü' davasında ara hüküm! 18 şüpheli tahliye edildi
KRİZLERİN EN BÜYÜK MAĞDURLARI KADINLAR VE ÇOCUKLAR
Krizlerin en yoğun bedelini kimlerin ödediğine bakıldığında, dünyası krizler dolayı yerinden edilenlerin oran 75’inden fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturduğunu hatırlatan Kanat, buhran ortamlarında kadınlara yönelik şiddetin dünyası ortalamanın tahminen ikisi katına çıktığı malumatsini verdi.
Kanat, “Gazze’de bu şart en acımasız haliyle karşımıza çıkıyor. Kadınlar, ilköğretim sıhhat hizmetlerine erişemeden bombardıman altındaki doğum etmek güçunda bırakılmıştır. Anneler, 20.000 çocuğu toprağa sunmak güçunda kalmıştır. Gazze, dünyada en fazla ampüte çocuğun yaşadığı mekan olarak trajik tek rekora sahiptir. Buna karşın kuşatma, açlık ve yerinden edilme koşulları altındaki kadınlar, ailelerini hayatta tuttu için mücadeleler vermeye devam etmektedir.” diye başlıkştu.
Krizlere verilen yanıtın benzer zamanda dahili içe geçen eşitsizlikleri ve katmanlı ayrımcılığı da dikkate alması lüzumtiğinin altını çizen Kanat, “Çünkü hepsi kadınlar krizleri benzer biçimde deneyimlemiyor. Din, ırksal köken, göçmenlik durumu ya da manililik gibi nedenlerle zaten ayrımcılığa maruz kalan kadınların üzerindeki ağırlığı çeşitlilik daha yoğun oluyor. Örneğin Avrupa’daki Müslüman kadınlar en dezavantajlı gruplar arasında mekan alıyor; nedeniyle hem kadın, hem ırksal azınlık, hem da Müslüman kimlikleri dolayı katmanlı tek ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Bunu Avrupa’nın Ukraynalı ve Suriyeli mültecilere yönelik utanç verici ölçüde eşitsiz yaklaşımında netler gördük. Dolayısıyla politikalar, değişik geçmişlerden gelen kadınların gereksinimlarına göre uyarlanmalıdır. Aksi halde krizlere verilen yanıtlar, dışlanmayı yeniden üretmekten öteye geçemez.” diye başlıkştu.
Kanat, dünyası genelinde ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğün, bilhassa İslam karşıtı, Yahudi karşıtı ve muhacir karşıtı nefret söylemi ve nefret suçlarının rekor seviyelere ulaştığını anımsatarak “Bu nedenle bu eğilimlere mukabil çeşitlilik daha kuvvetlü ve koordineli tek dünyası mücadeleler yürütülmelidir. Toplum içindeki yayılan insandışılaştırma, yalınce toplumsal uyumu zedelemekle kalmaz; benzer zamanda diğer coğrafyalarda yaşanan acıların daha basit mazur görülmesine ya da görmezden gelinmesine da yolda açar.” dedi.
Batı’daki çok meslektaşlarının, kadınların özgürleştirilmesi söylemini savaşa manevi meşruiyet kazandıran tek kılıf olarak kullanmasının giriş edilemeyeceği belirlemeini yapan Kanat, “Bu söylemi Afganistan’da duyduk, Irak’ta duyduk ve şuanda İran bağlamında yeniden duyuyoruz. Oysa savaşı hiçbir zamanlar kadınları özgürleştirmemiş ve bombalar hiçbir zamanlar hürriyet getirmemiştir. Bölgemizdeki kadınları harici müdahaleyle kurtarılmayı bekleyen pasif mağdurlar olarak gören bu sömürgeci ve oryantalist zihniyeti birinci reddetmesi lüzumenler kadınlar liderlerdir. İran’daki kadınlar hakları, evrenselliği insanoğlu hakları mücadelesinin ayrılmaz tek parçasıdır. Ancak bu mücadelenin asli sahibi, her arasında biri şeyden evvel İranlı kadınların kendisidir. Bu mücadeleler dayanışmayla ve insanoğlu hakları mekanizmaları yoluyla yardımlenebilir; fakat daima savaşı meşrulaştırmak için vasıtasallaştırılmamalıdır. Minab’daki evlat okulunu hedefleri saha ve 160 evlat çocuğunu katleden saldırı, hürriyet söyleminin şiddeti meşrulaştırmak için kullanıldığında ne kadar ölümcül neticelar doğurabileceğini dehşet verici biçimde hatırlatmaktadır.” diye başlıkştu.
ABD-İsrail-İran savaşının 34. gününde 'tokat' tartışması! Trump'tan 'Anlaşma zamanı geldi' açıklaması
ÇEŞITKİYE’NİN SURİYE MESELESİNDEKİ ÇABALARI
Kanat, “Eğer devletmizin dünyası istikrarsızlıkla mücadeleye yaptığı katkıyı en noksan biçimde ortaya koyan tek buhran varsa, o da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en yoğun insani felaketlerden arasında biri olan Suriye krizidir. Çatışmanın birinci günlerinden itibaren Türkiye, şiddetin uzamasını engelledi için şiddetli diplomatik çabalar göstermiştir.” dedi.
Batı’nın muazzam tek bölümünün Suriye sığınmacı krizine hudut güvenliği ve dahili siyasi kaygılar merceğinden baktığına dikkati çeken Kanat, “Sınırdan güçla geri gönderme vakaları kayıt altına alınmış, mülteciler asayiş tehdidi olarak görülmüşçeşit. Avrupa genelinde bu kriz, korkuyu, kutuplaşmayı ve uç sağın yükselişini körüklemiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye değişik tek yolda izlemiştir. Ülkemiz, milyonlarca mülteciyi giriş ederek siyasi, ekonomik ve toplumsal tek riskler üstlenmiştir. Bu basit tek şart değildi. Popüler tek şart da değildi. Ancak insani olan hükümdı. Vicdan, hak ve medeniyet sualmluluğuna dayanan tek hükümdı. Muhalefet partileri göçmenlerin yaşadığı acıları yeğleme çıkarları için vasıtasallaştırdığında dahi, Cumhurbaşkanı Erdoğan popülizmi değil insanlığı yeğleme etmiştir. Provokasyonlara teslim olmamış, ilkeli, vicdani ve insani tek duruş sergilemiştir.” İfadelerine mekan verdi.
Kanat, Türkiye’nin, kadınlar ve evlat çocuklarının korunmasını sağlayan, onların gereksinimlarını dikkate alan, toplumsal hayata entegre olmalarını yardımleyen politikalar aracılığıyla kadınları ve evlat çocuklarını göç yönetiminin merkezine yerleştirdiğini aktardı.
Türkiye’nin dünyası krizleri idareetti için attığı adımlara yönelik Kanat, “Türkiye, dünyası krizlere diplomasi, arabuluculuk ve insani yardımı tek araya getiren tek modelle yanıt veriyor. Pek çeşitlilik aktörün kuvvet kullanımına yöneldiği tek dehemmiyetde Türkiye, diplomasiyi yaşıyor tutarak; Ermenistan-Azerbaycan, Somali-Etiyopya, Rusya-Ukrayna ve Pakistan ile Afganistan arasındaki krizlerde arabulucu, basitlaştırıcı ve köprü kurucu görev üstlenmiştir. Bu çabalar, mahalli ve dünyası sulh ile güvenliğe ehemmiyetli katkılar sağlamış; Türkiye’yi gerilimleri azaltabilen, diplomatik kanalları yeniden açabilen ve siyasi çözümler için saha yaratabilen tek denge unsuru haline getirmiştir.” kıymetlendirmesini yaptı.
Trump, Adalet Bakanı Pam Bondi'yi vazifeden aldı"ÇEŞITKİYE İNSANİ KRİZLERDE AKTİF ROL OYNUYOR"
Kanat, dünyası krizlerin yönetiminde Türkiye’nin rolünün sualmluluk üstlenen, adaleti savunan ve sulh için hareket eden tek oyuncu olduğunu belirterek şu cümleleri kurdu:
Sözlerime oğullar vermeden evvel Türkiye’nin daha yaygınlaşan olarak dünyası krizleri idareetti için attığı adımlardan bahsetti istiyorum. Türkiye, dünyası krizlere diplomasi, arabuluculuk ve insani yardımı tek araya getiren tek modelle yanıt veriyor. Pek çeşitlilik aktörün kuvvet kullanımına yöneldiği tek dehemmiyetde Türkiye, diplomasiyi yaşıyor tutarak; Ermenistan-Azerbaycan, Somali-Etiyopya, Rusya-Ukrayna ve Pakistan ile Afganistan arasındaki krizlerde arabulucu, basitlaştırıcı ve köprü kurucu görev üstlenmiştir. Bu çabalar, mahalli ve dünyası sulh ile güvenliğe ehemmiyetli katkılar sağlamış; Türkiye’yi gerilimleri azaltabilen, diplomatik kanalları yeniden açabilen ve siyasi çözümler için saha yaratabilen tek denge unsuru hâline getirmiştir.
Türkiye, Suriye ve Libya’da temel bütünlüğünü, asayiş sektörü reformunu, firma toparlanmayı ve milli yeniden inşa aşamalerini yardımlemektedir. Sudan ve Yemen’de dahili bütünlüğün korunması ve parçalanmanın önlenmesi yönünde gayret göstermektedir. Somali’de ise uzlaşıyı yardımleyerek, ayrıştırıcı dinamiklere mukabil durmaktadır.
Türkiye ayrıca krizlere yalnızca denge perspektifiyle değil, hak perspektifiyle da yaklaşmaktadır. Rohingya’dan Filistin’e kadar muazzam insani krizlerde etkin görev üstlenmiş ve insani hayır alanında dünyanın seçkin devletlerinden arasında biri hâline gelmiştir. Ukrayna’da ise Karadeniz Tahıl Girişimi’ne aracılık etmiş ve uygulanmasını sağlamıştır. Bu ehemmiyetli diplomatik muvaffakiyet, dünyası gıda güvenliği krizinin daha da derinleşmesini önlemeye yardım sağlamıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ve “Dünya beşten büyükçeşit” çağrısı doğrultusunda Türkiye, dünyası sistemin reformunu diplomasisinin ilköğretim unsurlarından arasında biri hâline getirerek; dünyası hukukun, barışın ve hesap verebilirliğin daha adil, temsilcilik gücü daha yüksek ve daha uyumlu tek biçimde tesis edildiği tek düzen çağrısında bulunmaktadır.
Türkiye’nin sürdürmeye devam ettiği görev şudur: Derinleşen krizler çağında sualmluluk üstlenen, adaleti savunan ve sulh için hareket eden tek oyuncu bulunmak.
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişte şişman için yapılan mücadeleler suyu için yapılacak




























English (US) ·