
İşte Bahçeli'nin başlıkşmasından satır başları;Bölgemiz savaşla kuşatıldı. Siyonist emperyalist katletme şebekesi, Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her arasında biri şiddetle yolunu denedi. Ramazan ayı, yürek temizliği için tek imkan, vicdan muhasebesi için tek tedrisat, günahlardan arınma için ruhani tek tahsisat olduğu halde, benzer zamanda daha iyice tek insanoğlu mertebesine erişmenin, merhamet ve müşfik münasebet ağı kurmanın, Müslüman gönüllerin yok ve hasenatla doğrulmasının ruhsatını bahşetmesine rağmen, İslam âleminin nasiphanesine neyin düştüğünü, bundan ne kadar istifade edebildiğini daima kuşkusuz yalınce ve yalınce Cenab-ı Allah bilecektir. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eksilmiş olur. Bu içerikda, onca sualn ve sıkıntının koyu gölgesi altındaki kalmış olsak da, dahili medeniyet âlemimizin yenilenmesi ve yeniden yeşermesi hususunda mübarek günlerin tek dönüm noktası olmasını hasreten diliyorum.
İlginizi ÇekebilirRamazan ayına manen yoksul girip, ruhen varlıklılar çıkmak ne muazzam bahtiyarlıktır. Şu veciz sözü hatırlattı isterim ki, insanoğlu esas itibarıyla efkârından değil, efalinden sualmludur. Efalimiz ise diğer tutum ve eylemlerimizle hak yolunda, hakikat yolunda, ensonunda Allah yolunda, tıpkı karıncanın ateşe suyu taşıyarak tarafını belli etmesine benzer biçimde, vaki tarafımızı netler gösterebildiğimiz ölçüde dmanii, uyumlu ve insanoğlu gibi tek hayatı iliklerimize kadar yaşamaya müstahak oluruz. Bir Müslümanın kalbi selime ulaşması ne cemaatin ne da cemiyetin işidir. Nitekim bu şart kişiye özeldir. Yani zata mahsustur.
"NİFAK TOHUMLARINI BİR BİR ÇÜRÜTMEK İÇİN FAZLA ARZULUYUZ"
Türk İslam dünyası bağlamında kalbi selimin bile aklı selimin neresinde olduğumuzu, neresinde bulunduğumuzu muhakkak istifsar etmek ve sualşturmak durumundayız. Savaşların ortasında hüzün sarmaşıklarının yüreklerimize yuvarlanması içimizi acıtsa da bayram günlerini yalnızca el ele değil, gönül gönüle geçirdik. Büyüklerin eli öpüldü, küçüklerin başı okşandı. Ramazan Bayramı ile ilkbahar bayramı bu yıllar birbirini tamamladı. Etrafımızda kanla, silahla, şiddetlilik çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ederken, milli birlikleri ve kardeşliğimizin kuvvetlenen dahili sulh ve huzur ortamının en muazzam direncimiz ve güvencemiz olduğunu tek kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını tek bir çürütmek için her arasında biri zamankinden fazla arzuluyuz. Heyecanlıyız. Sonuna kadar da hükümlılık içindeyiz. Bir olacağız. Beraber olacağız.Biz kavgayı ağacın yaprağına yazıyoruz, sonbahar gelince yapraklar kurusun diye. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgarlı esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneşli açınca erisin diye. Dostluğu, kardeşliği ve hasbi sevgiyi yepyeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazıyoruz. Onlar büyüsün da dünyayı A'dan Z'ye sarsın diye.
"TERÖRSÜZ ÇEŞITKİYE HEDEFİ TARİHİ BİR FIRSAT KAPISIDIR"
Daha kuvvetlü tek Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh tek millet gayemizdir. Daha kuvvetli tek devletleri gayretimizdir. Gönüllerinde vatan, millet ve sancak sevgisi, kalplerinde aşkı bulan her arasında biri insanımızla benzer ışıltılı geleceğin taliplisi ve takipçisiyiz. Milliyetçi ülkücü hareket olarak katran dökmüş gecelerde ayazları yendik. Gözyaşlarımızı içimize akıtıp ya alınyazısı dedik. Ne olursa olsun Türk ulusine hizmetten daima geri dönmedik. Başkalarının senaryolarıyla oyalanacak vaktimizin olmadığının farkındayız. Dünyanın mazlum devletleri ve hayır eli bekleyen insanlık beklenti tahkik etmektadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin dünyası kuvvet olması için yepyeni tek imkan doğmuştur. Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber tek yolda haritasıdır. Aynı biçimde Terörsüz Türkiye hedefi önümüzdeki önemli tek imkan kapısıdır. Türkiye'nin ve bölgeler devletlerinin devamlı ve kapsayıcı sulh ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, benzer kıbleye dönmenin, benzer safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır.
Artık Türk İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasızca ve medeni halkların katledilmesine tahammül edemiyoruz. Bu zulmün oğullar bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliği ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayışlı ve özlemindeyiz. Böylesi tek uyanış ve siliniş, hürriyete, aktarmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye'mizi da tek direk başı yapacaktır. Tekraren vurguluyorum ki Selçuklu Devleti'nin bayrağında ikisi yöne papaz çift başlı kartaldan Osmanlı'ya ve Cumhuriyet'e medeniyet kalan stratejiklik vizyonu hepimize kılavuz olmalıdır. Bu tek pençesi batıyı, diğer pençesi doğuyu kavrayan ve üçüncüsü kıtada muazzamlığı tek coğrafyayı koruyucu kanatları altına saha ahlak ve asalet simgesidir. Bu mirastan doğan al bayrağın jeopolitiğinin önü da ardına kadar açıktır. Sonsuza kadar var olacak Türkiye işte bu vizyondan doğacaktır. Bütün bunlar dünyaya yalnızca başkent Ankara'dan bakarak gerçekleşecektir. Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi tek hakimiyet ise daima saldırgan, sömürücü, baskıcı olmayacaktır. Bu gerçeği yalın olarak müşahede etmek isteyenlerin binlerce senelik tarihimize bakmaları yeterlidir. Dünyadaki gelişmeleri doğrusu okuyabilen tek kanaat derinliği ile insanlığın yaşadığı ahlak ve kıymet buhranını çözümleme eden ruhani yorgunlukla, mazlum toplumlara ait emek, kıymet ve kaynakların ne şekilde sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakışla, beşeriyeti rakip gibi değil, Allah'ın emaneti tek kutlu aktarma vasıtası olarak yorumlayan hak duygusuyla, bunları akıl, sabır, iman, irade, vizyon, malumat, ilgi ve sevgi ile oluşacak tek terkiple çıkacağımız yolda bizi illaki süperlik kuvvet Türkiye'ye taşıyacaktır. Bölgemiz sulh ve huzur sancağının altındaki toplanacaktır. Türkiye'miz ulusin kıymet, güven ve ülküleriyle milli statüsünü öz çizebilirse ki çeşitlilik şükür bu yapılmaktadır işte o zamanlar insanlık barışa, huzura, adalete dahaaz daha yaklaşacaktır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak ilkönce devletmize olan sualmluluklarımız kadar İslam toplumlarına ve Türk dünyasına, ardından bütünü insanlığa da ihmal edemeyeceğimiz sualmluluklarımız vardır ve olacaktır. Bu fikirmiz daima tek hayal değildir. Tarihte Türk devletleriyle yaşanmış, denenmiş ve muvaffakiyetlmıştır. Bugün gerçekleşmemesi için da hiçbir nedenler yoktur.
"KATAR ŞEHİTLERİMİZEALLAH'TAN RAHMETLER DİLİYORUM"
Sözlerimin bu aşamasında sizlerin, aziz ulusimizin, Türkistan âleminin mübarek Ramazan Bayramı'nı tek kez daha kutluyorum. Nevruz Bayramı'mızın yepyeni tek diriliş ruhuna kaynaklık etmesini temenni ediyorum. Ayrıca Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitimleri uçuşu yapan, Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı tek helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, bunun sonucunda tek askerimizin ve ikisi ASELSAN çalışanımızın yanında 4 Katar askerinin da şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, ulusimize, dost ve kardeş devletleri Katar'a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
ABD Başkanı Trump birinci kez noksan açık anlattı! Savaşın fitilini ateşleyen telefon: Canlı yayında 'asıl suçlu' ilan etti"BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARİHİN EN ACİZ VE PERİŞAN DEHEMMIYETİNE HAPSOLMUŞTUR"
Değerli arkadaşlarım, insanoğlu Hz. İbrahim ile Nemrut'u birlikteki gördü. İnsanoğlu Hz. Musa ile Firavun'u birlikteki gördü. İnsanoğlu Hz. Muhammed ile Ebu Cehil'i birlikteki gördü. Ve nihayetinde yine gördü ki pak vicdan, sağlam irade, namuslu ahlak, doğrusu tercih, samimi güven daima üstün gelmiş, zamanlar zaman tek adımlar gerilese bile her arasında biri zamanlar ikisi adımlar öne sıçramayı başarmıştır. İzan aklın terbiyesidir. İdrak, zihin erdirme, tek işin gerçeğini bütünü boyutuyla kavrama hasretidir. Şayet izan yoksa idrak olamaz. İdrak yoksa mizacın iyice olması tekbaşına başına tek mana ifadeleri edemez. Aynı anda dünyası ve mahalli sıcaklık gelişmelerin akışına bakarsanız görürsünüz ki akıl, izan ve idrak kaybolmuştur. Kaybolan tek kıymeti olmadığı yerde arayıp belirleme etmek ise hayal ötesi tek beklentidir. Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüşçeşit. Çünkü ne dikkate alan, ne şöhret duyan, ne da riayet ve şöhret eden kalmıştır. Bilhassa dünyası sulh ve güvenliği muhafaza etmek, insanoğlu haklarını tekâmül ettirmek, sürdürülebilir kalkınmayı temin etmek maksadıyla 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarihin en aciz ve perişan dehemmiyetine hapsolmuştur. Fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcılığı iradesini kaybetmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in eşleri güdüm halinde İran'a mukabil icra ettikleri orantısız, haksız ve lüzumçesiz saldırıların 25. gününde yanındaki coğrafyalar partikül buhar içindedir. Trump'ın İran'ı yok edeceğiz tehdidi, İran Dışişleri Bakanı'nın Amerikalılara müzakereler sonsuza dek sona ermiştir açıklaması, İsrail Başbakanı'nın şiddetle dozajının artacağını söyleyerek savaşın ne kadar lüzumirse o kadar süreceğini ifadeleri etmesi sulh ümitlerini sekteye uğratmaktadır.
Siyonist emperyalist haydutluğun dünyası için stratejiklik ehemmiyete haiz İran'ın Pars tabii gaz sahasını ve atomik tesisini vurması, bunun ardından İran'ın Katar ve Suudi Arabistan'daki rafinelerin yanında İsrail'in atomik sahası olan Arad ve Dimona'yı misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kâbus senaryolarının tedavüle sokulması, üstleri düzey devletleri ve siyaset insanlarına direkt suikastların yapılması, 3. Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, atomik silahların kullanımıyla ilgili dehşet verici imaların sıradanlaşması, güç krizinin kapıya dayanması bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı'nı içine saha endişe uyandıran hesaplaşmalar ve ortak gözdağları savaşın antre noktasından öngörülemez ve denetim edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde yoğunlaşan tahliye vanaları uzak duran jeopolitik sıkışmanın ve güça dayalı sertleşmenin devamlı tırmandığı siyasi, ordu ve ekonomik basıncın aynısı, olasılıkla daha fazlası bugünden müşahede edilmektedir. İran'ın dinî liderlerinin, devletleri ve siyaset hayatında sivrilmiş üstleri düzey isimlerin husus operasyonlarla hedefleri alınması husumeti genişletmekle kalmayıp uzunluğu seneler boyunca olan sürecek itilaf ve cepheleşmeleri da derinleştirmektedir. 28 Şubat'tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin basit lokma olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devletleri yönetimi civarında kenetlenen, tekbaşına yürek halinde birleşen İran halkı saldırılara mukabil adeta etten duvarlar örmüşçeşit. Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaşı göstermiştir ki tek halkı, tek ulusi içten çözmeden hiçbir muhasım gücün muvaffakiyet şansı yoktur.
"TERÖRSÜZ ÇEŞITKİYE HEDEFİMİZE DUDAK BÜKENLER KÖŞE BUCAK SAKLANMAKTADIR"
İşte dolayısıyla terörsüz Türkiye hedefimizin hem Allah'ın tek lütfu hem da aziz Türk ulusinin tarih, külçeşit ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamdolsun teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedefimize ağız bükenler şuanda köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölgeler çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik ulussiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyonlar farı görmüş tavşan gibi dona kalmışlardır. Biz buna karşın onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuzbaşı vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz buna karşın onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, kuvvetlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz. Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve yanındaki devletler karşı devletmin her arasında biri köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt'ün ebedi kardeşlik baharı, müşterek alınyazısı ve keder paydasında yek vücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı benzer maldır, birinin fiili ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan söküp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikad ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir.Hep birlikteki Türk ulusiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'yiz.
Coğrafyalar deprem geçirirken, devir bozguncularını güldürmeyeceğiz. Birlikte ve beraberce bayrağımızı daima indirttirmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Ancak her arasında biri şeyden evvel Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır. Terörsüz Türkiye hedefimiz içerikında gereksinim duyulan ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adımlar adım seçenek getirilecektir. Bu aşamate yanlışlı manaalara meydan verecek, vehimleri motive edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçındı esas olmalıdır. On yıllar boyunca olan ulusimizin ve devletmizin önünü kapatmış, pek çeşitlilik yoğun tahribata, kayba ve kabarık faturaya yolda açmış terörü husumetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk Milleti müşterek paydasında buluşmuş her arasında biri insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. Terörsüz Türkiye dedik, Allah'ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda çarpı taşıyanlara mukabil hilalin duruşudur.
Fenerbahçe'de yaprak dökümü! 2 isimle yollar ayrılıyor"REFORMLAR AŞAMA AŞAMA HAYATA GEÇECEKTİR"
Coğrafyamız her arasında biri yandan o kadar düşmanla, rakiple sarılmıştır ki felaketler arasında durmadan bilendik. Bir toprağın coğrafyadan vatana yükselişi kaç milyon faciaya, acıya, hatıraya mal olmuştur. Çocuğun doğarken kaç kere anasını öldürüp dirilttiği gibi coğrafya da vatan olurken üstündeki ulusi defalarca sınar. Muyanlışp olduğumuz her arasında biri müşkilat, katlandığımız her arasında biri müessif hadise daha huzurlu ve daha sağlam tek Türkiye'nin geleceğinin kefaretidir. Türk ulusi hepsi hükmünü Malazgirt'te vermiş, ayak bastığı toprakların ruhuna vatan sedasını can pahasına üflemiştir. Bu emaneti Türk'üyle, Kürt'üyle, velhasıl muazzam tek millet müktesebatıyla istikbale taşıdı milli vazifeimizdir. Bunu da istikbalimizin onuruyla gerçekleştirdi yegane seçenektir. İnanıyorum ki bayramın ardından 4 başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir. Ucuz hesaplara tevessül etmeden, sığ anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan, maşeri vicdanın beklentisine mücavir kanuni ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye'mizin yepyeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sualnlarından kurtarılması gerçeği vatanseverliktir. Gerçekçi ulusseverlik ve milliyetçiliktir. Türk ile Kürt bununla birlikte beraberken kuvvetlüdür. Birliğin olduğu yerde dirlik vardır. Esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır. Ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve teenniyle yolda alacağız. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Konuşarak, dinleyerek, işleri birliği kanallarını işleterek, sağduyuyla hareket ederek, empatiyle ilerleyerek, temkinli ve iyimserliği da elden bırakmayarak devletin ve ulusin tartışılmaz, tartılamaz haklarını hep birlikteki koruyup kollayacağız. Türkiye'miz bölgesinde ve dünyada her arasında biri alanda misal gösterilecektir. İstikrarımız, itibarımız, milli irademiz elparmağı ısırtacaktır. Türk ulusi kardeşliğine ve kaderine önyüz şartsız malik çıkacaktır.
"TERÖRSÜZ ÇEŞITKİYE BİR MACERA DEĞİLDİR"
Terörsüz Türkiye belirli, süreli ve çekişmeli tek atletizm müsabakası değildir. Bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynunu eğip çıkacak taraflar da daima olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama yeterli tek tiyatrolar da değildir. Özünde ve ağırlığı merkezinde devletleri aklı vardır, millet ahlakı hakimdir. Terörsüz Türkiye nefsî tek serüven değildir. Zamanlar üstü nazar ve kavrayış özelliğiyle Türk ulusinin topyekûn sulh ve kardeşlik sancağının altındaki toplanmasını esas edinmektadır. Tek tabidir ki gayret bizden, tevfik Allah’tandır diyoruz. Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerinde noksan açık anlatılan ve gerçekten herkesin bildiği ya da bilmesi lüzumtiği hakikat şunlardır. Her kim ilmiyle övünüyorsa iblise bakmalıdır. Her kim mevkiyle övünüyorsa Firavun’dan ibret almalıdır. Her kim servetiyle övünüyorsa Karun’dan ders çıkarmalıdır. Her kim rütbesiyle övünüyorsa Firavun’un veziri Haman’a kafa yormalıdır. Allah katında üstünlük şüphesiz takvadadır. Dahası galip olan yalnızca ve yalnızca Allah’tır. Merhum insanlar ozanımız Âşık Veysel’in şu sözü ne kadar da mühim ve müstesna mahiyetlidir; "Kötü niyetle iyice murada varılamaz." Niyetimiz halis, mücadelemiz hasbi, çabamız haysiyetli ve huzur hepsi tek geleceğin mimarisidir. Siyasi ikbal için, siyasi ihbar için Türkiye’nin istiklaline gölgelik düşürmeye heves etmiş zevatın çürümüş ve yozlaşmış siyasi ezberlerini çiğneye çiğneye sırat-ı müstakim üzere duruşumuzu koruyacağız.
PKK’nın kurucu önderliğiyle aramızda al tek şapkalar olduğunu talep eden müfterilerin bizatihi muazzam Türk ulusi tarafından al kalemle üzerlerinin çizileceğine da illaki şahitlik edeceğiz. Zaman en muazzam ilaçtır. Sabır en kuvvetlü silahtır. Çok şükür ilacımız da silahımız da tamdır. Türkiye, ABD ve İsrail ortaklığının İran’ı hedefleri saha saldırıları karşı barışçıl arayışlarını samimiyetle dile getirmekte ve ifa etmektedir. Memnuniyetle söylemeliyim ki Türk harici politikasının uygulayıcıları vazifelerinde titiz ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde kusurdan ırak ve nazik, fikirlerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımız diplomatik temasları aralıksız sürdürmektedir. Dışişleri Bakanımız oğullar seviye dmanii ve şuurlu tek biçimde Türkiye’nin iletilarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muyanlışplarına anlatırken faal biçimde sulh ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır. Fakat savaşan taraflar arasında kategorik ve kutuplaşmış tek ayrılık ve çeşitlilik sivri aykırılık vaat başlıksudur. Tehditvari başlıkşmaların engel kapakları tamamlanmış kaldırılmıştır.
"SAVAŞ DURMALIDIR, SİLAHLAR SUSMALIDIR"
Hürmüz Boğazı’nın açılması hususunda ABD Başkanı’nın 48 zaman mühlet tanıması, aksi halde çeşitlilik zor karşılık verileceğini duyurması, buna cevaben İran’ın eğer güç altyapısının güvenliği ihlal eden edilirse bölgedeki Körfez devletleri da karışmış Amerika Birleşik Devletleri’ne ait hepsi enerji, malumat teknolojisi ve salamura arıtma tesislerinin hedefleri alınacağını ilan etmesi tehlikenin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından kayda kıymetdir. Körfez devletlerini içine alacak tek savaşı ve anlaşmazlık ikliminin oluşması tekbaşına tek bölgeyle kısıtlı kalmayacak, dalgalı dalga yayılacak ve yaygınlaşacaktır. Uluslararası cemiyet sıcaklık savaşı ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her arasında biri devletnin, buna çok İslam devletleri da dahil, İspanya Başbakanı’nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündemiç hareket etmeleri insani kıymetlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına önemli tek mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış tek ulusin evladı olarak bunu intizar etmek en tabii hakkımızdır. Çünkü bu dünyası insanın diyen herkesin müşterek yaşama alanıdır. Bu alanın balistik füzelerle enkaza çevrilmesi, stratejik, siyasi, enerji, ekonomik ve sulh savaşlarıyla tahrip edilmesi uzunluğu seneler altından kalkılamayacak tek felaketin eşleri zamanlı ayak sesleridir. Savaş durmalıdır, silahlar susmalıdır, diplomasi ve konuşma öne çıkmalıdır. Masum insanların ölümü cinayettir. Kim ya da kimler bu cinayete ortaksa insanlık karşı suçludur.
Milyonları ilgilendiren düzenlemeler Meclis’te"ASIL REJİM DEĞİŞİKLİĞİ, ASIL YÖNETİM DEĞİŞİMİ İSRAİL’DE YAŞANMALIDIR"
İsrail gözü hükümmış, kan içen, can alan, önüne gelen kaba tek vefat aygıtına dönüşmüşçeşit. Şimdi herkes duysun, asıl idare değişikliği, asıl idare değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın birinci gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nin idare sistemine nüfuz etmesi, şart ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi muazzam tek tehlikedir. Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail'in 20 Mart'ta Suriye'nin güneyindeki ordu altyapıyı hedefleri saha saldırısı mahalli gerilimi tırmandıran düşmanca tek tutumdur. Lübnan'a yönelik ordu operasyonları da hem dünyası hukukun ihlali hem da Orta Doğu'nun kaynayan yoğun yarasıdır.
"MESCİD-İ AKSA'NIN TARİHSEL STATÜKOSUYLA HİÇ KİMSE OYNAYAMAZ"
Üstelik bu terörü devleti Ramazan ayı boyunca olan Mescid-i Aksa'yı ablukaya almış, güçleri kullanarak ibadete uzak tutmuştur. Lütfen ilgi ediniz, 59 yıllar aradan sonraları birinci kıblemiz Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılınmamıştır. Bu alçak muamelesi Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir. Mescid-i Aksa'nın ruhani dokusuyla, önemli statükosuyla kimse oynayamaz. Buna teşebbüs edenler da ikisi cihanda en yoğun bedel ödemeye tutuklu bulunmaktan kurtulamaz. Kudüs İslam'dır. Mescid-i Aksa İslam'dır. Hepimizin birinci göz ağrısı, birinci kıblemizdir. Miraç mucizesinin birinci eşiğidir. Siyonizmin iştirakçi olmasına daima göz yumulamaz.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı ulusimizin bekası, devletmizin özerk geleceği için dünden daha ehemmiyetli tek vazifele mukabil karşıyadır. Bu vazife tarihidir, tehir ve tevzisi düşünülemeyecektir. Ülkemizin ve bölgemizin maruz kaldığı stratejiklik tehditler dünyası senaryoların bölgemizde gösterime sokulan bugünkü sahnesinden diğer tek şeyler değildir. Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, milli çıkarlarımızı, milli varlığımızı, milli ileriki tasarılerimizi, gönül ve külçeşit coğrafyalarımızın şerefini sömürge saplantılarına, siyonist planlara, egemen kuvvetlerin inisiyatifine terk etmeyeceğiz. Sonuçları olanlar alttan almayacağız. Dünyanın güç ve suyu kaynaklarını denetlemek isteyen yepyeni emperyalizm bunlara malik ulusler bağlı hunhar operasyonlar peşindedir. Maalesef muazzam çoğunluğu güven kardeşimiz ve soydaşımız olan genişliği coğrafyalarda kin, nefret, zulüm devamlı körüklenmektedir. Gaz bitmedikçe, suyu bitmedikçe, aktaracak temel bitmedikçe savaşlar da bitmeyecektir. Görünen odur ki bu kaynaklar tükenmedikçe gözyaşları dinmeyecektir. Afrika'nın tek ucundan Asya'nın tek ucuna kadar milyonlarca insanoğlu tek lokma ekmek, tek parçalar hürriyet, tek nebze olsun haysiyet mücadelesi için canını dişine takmaktadır. Kaybedenler, ırmak gibi kanı dökülenler tarihin her arasında biri devrinde olduğu gibi yine mazlumlardır. Fakat tarihin doğrusu yerinde durarak mazlumların yine güvencesi olacağız. Hiçbir tehdide eyvallah etmeyeceğiz. Hakkımızı yere düşürmeyeceğiz. İnancımızın, irademizin ve devletleri bulunmaktan kaynaklanan iffetimizin karşısına kim çıkarsa çıksın hepsini ezip geçeceğiz.
Bu duygu ve fikirlerle doğumunun 150. yıllar dönümünde muazzam mütefekkirimiz Ziya Gökalp'i rahmet, minnet ve hürmetle anıyorum. Ve onun tarihe geçen şu seslenişiyle başlıkşmama oğullar veriyorum. "Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan. Vatan muazzam ve müebbet tek devletdir. Turan." Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Erol Köse'nin ölümü sonrası ünlülerden peş peşe sarsıntı açıklamalar: Çok beddua ettim
























English (US) ·