
İşte Erdoğan'ın başlıkşmasından öne çıkan satır başları; Sizlerin ve kıymetli misafirlerimizin şahsında 81 vilayetimizin her arasında biri karışında her arasında biri şeyler Türkiye için şiarıyla geceleyin gündüz demeden fedakarca çalışanlar teşkilatımızın hepsi mensuplarını 11 milyon 550 binlerce üyemizin her arasında biri birini saygıyla selamlıyor, Cenabı Allah kardeşliğimizi daim eylesin diyorum.
İlginizi ÇekebilirDeğerli ulusvekili arkadaşlarım yarından ulusimizin müşterek kıymetlerinin, müşterek mazi ve ileriki tasavvurunun en veciz nişanesi olan milli mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yıllar dönümünü kutlayacağız.
İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından ne şekilde tek ahvalde yazıldığını devrin marif vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız ne şekilde anlatıyor; "O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskikent'in sükutu bile Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekiliş hesabı vardı. Ordu her arasında biri an Sakarya gerisine çekiliş üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı oğullar derecede sarsılmıştı."
Vatan topraklarını çabuk kara bulutların kapladığı tek dehemmiyetde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Tekrar tekrar okunmuş, dik dinlendikten sonraları alkışlar ve gözyaşları eşliğinde yaygınlaşan kurulun ekseriyeti azimesiyle milli marşımız olarak giriş edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebeden hür yaşamış ulusimizi esir etmeyi hedeflayan emperyalist kuşatmaya mukabil verilen milli mücadeleler efsane ordumuza hitap edilen İstiklal Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep tek sancağa kavuşmuştur.
"ÇEŞITK'ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ"
İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o önemli günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından muazzam manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan ulusimin istiklal. Benim bu ulusten daima unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz.
Millet olarak hiçbir zamanlar korkmadık. Korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında ne şekilde binlerce yıldır alnımız ak, başımız dik tek biçimde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Ben da bugünden Cenabı Allah bu devletye ve bu aziz uluse tek kere daha İstiklal Marşı yazmayı lüzumtirecek şartları gözlemlesin diyorum.
"CEDDİMİZE SIRTIMIZI ASLA DÖNMEYİZ"
Değerli kardeşlerim işte bilhassa evvelki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve ulusin güven kıymetlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı tek kez daha okumalarını anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine öneri ediyorum.Evet, milli mücadeleyi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk ulusinin mayasını çalan asli kıymetler işte bunlardır. Ezan'dır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her arasında biri gönülde yaşayan İlahi Kelimetullah davasıdır.
Asya'dan Afrika'ya Kafkaslardan Balkanlara kadar Türkiye denilince, Türk ulusi denilince akla birinci neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak bu hakikatlere sırt çeviren olası mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, nefis kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üçüncüsü 5 kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi bizler yapan kurucu kıymetlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üçüncüsü kıta 7 iklimde atgiller koşturan efsane ecdadımızı kırmızılar mi edelim? Kimse kusura bakmasın. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da, ceddimize da sırtımızı daima dönmeyiz. Kim ne derse desin. Kim hangi bildiri yayınlarsa yayınlasın. Bizi bizler yapan hasretlere sıkılık sıkıya sarılacağız.
Hiçbir dahili ve harici bedbahın hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine inancımızı ve irademizi kırmasına bu ulusi sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikteki birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna, canımız pahasına malik çıkacağız.
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil ulusin tek evladı olarak, İstiklal Marşımıza da İstiklalimize da oğullar nefesimize kadar malik çıkacağımızı bunları muhafaza etmek için lüzumtiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugünden tek kez daha ilan ediyorum.
Bu vesileyle istiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin da tapu senede olan İstiklal Marşı gibi nadide tek hediyeyi bizlere armağan eden muazzam mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle iade ediyorum.
Google gazeteciliğe savaşı açtı! Yapay zeka modu haberleri sitelerinin trafiğini yutuyor"DOST VE KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNEN BİR ÜLKE DEĞİLİZ"
Çok kıymetli yolda ve dava arkadaşlarım bölgemizde uzunluğu tek süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize şimdiki çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her arasında biri gün tek yenisi ekleniyor.
İşte en oğullar İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a mukabil başlatılan savaşı hem coğrafyamızda hem da dünyası iktisat bağlı yoğun tek tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken yanlışlı hesaplar yanlışlı kıymetlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş tek şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı birinci gün tek ilkokulda maalesef 175 evlat talebe katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2000'e ulaştı. Bu arada dinî önder Ali Hamaney başta bulunmak üzere üstleri düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü.
Komşumuz İran'ın altyapısına yoğun zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve yoğun yaşam koşulları altındaki İran halkı şuanda da her arasında biri gün devam eden bombardımanla hayatta kalmalar mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, medeni ayrımı yapmadan topyekun tek halka gelişmelerde hiçbir sualmluluğu yokken yoğun bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol imalat tesislerinin suyu ve güç altyapısının ulaştırma altyapısının vurulduğuna insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta şişman fiyatlarının artması bulunmak üzere dünyası iktisat bağlı da vahim versiyonu kuruyor. Şimdiden yalınce savaşın bizzat içindeki devletler değil, bütünü dünyası bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu manasız.
Kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda ilave can ve mal kaybı olacağını dünyası ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz. Bakınız işte tek hususun altını bilhassa çizdi istiyorum. Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan buhran anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen tek devletleri değiliz. Biz bana dokunmayan yılan binlerce yaşasın zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı tek devletleri daima değiliz. Tam tersine biz, krizlerin çözümü için riskler alan, sualmluluk alan, lüzumtiğinde elini taşın altına koyan tek devletiz, böylece tek hükümetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini manilemek, meselenin mülakat ile çözülmesini güvence için yıllardır gayret sarf ediyorduk.
"BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR"
Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem da ilgili bölgeler devletleriyle temaslar kurduk. Bu içerikda 20'nin bağlı telefonları görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız benzer biçimde muyanlışplarıyla devamlı haberleşme içindeki oldular. Elbette halihazırda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaşı büyümeden, bölgeyi tamamlanmış ateşe atmadan durdurulmalıdır.
"DİPLOMASİYE ŞANS TANINIRSA BUNU DURDURMAK MÜMKÜN"
Şayet diplomasiye fırsat tanınırsa bunu başaran pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çeşitlilik titiz başlıkşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tuttu ve etrafını saran ateşten muhafaza etmek için oğullar seviye temkinli hareket ediyoruz.
Aynı biçimde başta mezhep kavgası bulunmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara mukabil da lüzumli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi uzak oturumda malumatlendirdi.
Savaşta sıcaklık saatler: İran'ın yepyeni dinî lideri Mücteba Hamaney yaralandı mı? Kritik izah geldi"IRK AYRIMINI, MEZHEP AYRIMINI, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ"
Aziz ulusim, ulusvekillerimiz, işte şunu da ehemmiyetine binaen bilhassa ifadeleri etmek istiyorum. Biz bölgemizin tamamında olduğu gibi kardeş İran halkına da bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'çeşit, bu Kürt'çeşit diye hiçbir zamanlar bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil yalınce insanoğlu vardır. İster yanı başımızda, ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa bizler onun yanındayız.
Daha evvel komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıllar boyunca olan komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çeşitlilik yerde bunu yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz.
Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, kaynak ayrımını reddediyoruz. Daha evvel da söyledim. Bugün üzerine basarak tekrar ediyorum. Bizim Sünnilik Şiilik gibi tek dinimiz yok. Bizim tekbaşına tek dinimiz var o da İslam. Bizi bütünleştiren müşterek paydamız yine İslam. Mezheplerimizden kökenlerimizden evvel hepimiz insanız veMüslümanız. Hazreti Ali bizim. Hazreti Ömer da bizim. Hazreti Osman bizim. Hazreti Hasan ve Hüseyin da bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim. Hazreti Zeynep annemiz da bizimdir.
Son günlerde toplumsal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın tek cephesi olarak gördüğümüz bu riskli tartışmalara mukabil hem ulusimizi hem da bölgedeki hepsi kardeşlerimizi titiz olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muyanlışralı meselelerin bugünden tekrar gündeme getirilmesi daima tesadüf değildir. İster dinî ister siyasi ister önemli olsun bugünden bize yararsı olmayan aksinden nefreti körüklemesi fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardanuzak durulmalıdır.
Şunu ricadır unutmayalım. Şiiler Sünniler olarak Araplar Türkler Kürtler ve Farslar olarak bütünü farklılıklarımıza karşın yüzlerce yıldır tek arada yaşıyoruz. İnşallah bu anlaşmazlık ve savaşlar bittikten sonraları da yine tek arada sulh içindeki yaşamaya benzer coğrafyayı ve benzer kaderi aktarmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağdur olduğumuz tek çatışmanın daha muazzam yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz.
"BİZ BU OYUNA DÜŞMEYİZ"
Değerli ulusvekillerimiz İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi önceki İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin da olduğu belli çevreler devletmizle ilgili çeşitlilik iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca dizin yapan bu aklı evvellere şunu noksan açık ifadeleri etmek isterim. Düğmeye basılmışçasına eşleri zamanlı olarak dünyası medyaya servis edilenlerin amacını ve hedefini bizler çeşitlilik iyice biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli biçimde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetinde gayet farkındayız. Allah'ın izniyle bizler bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye devletlerden tek devletleri değildir. Bu millet alelade tek millet değildir. Türkiye'nin ve Türk ulusinin karakterini tanıdı isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale zaferimize baksın.
En son15 Temmuz'da yalınce içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da ulusin gücüyle, ulusin azmiyle rezil, rüsva edip bozguna uğrattık. Bu ulus, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugünden da yarından da çelikler gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak kuvvettedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir. Üstelik bugünün Türkiye'si dünden çeşitlilik farklıdır. Türkiye dahili cephesini kuvvetlendirmiştir. Türkiye Terörsüz Türkiye tasarısi ile gücüne kuvvet katmıştır. Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen başlıkmdan çıkmış bölgesinde denklem kurucu oyunkurucu görev üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye diller uzatanın dili yanar.
Tekrar söylüyorum. Biz serüven peşinde değiliz. Gerilim peşinde daima değiliz. Biz bölgemizin her arasında biri karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun tek an evvel hasretini çektiği devamlı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın temel bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugünden da İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki hepsi devletlerin temel bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim lüzum devletmiz içinde, lüzum bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan diğer hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir devletnin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden, ve dahi serüven arayan olursahodri meydan demekten çekinmeyiz.
Değerli kardeşlerim bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlarda ölçü ve biçim tadil etmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri medeni ve ordu bulunmak üzere ikisi yönlü kullanılmaktadır. Avrupa devletleri karışmış dünyanın epey yerinde sayısal mecralarla ilgili sual işaretleri yükselmekte şüpheler artmakta dijitalleşmenin sıhhatli tek zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme varmakte ve alınmaktadır. Şurası tek gerçeği ki eğitimden ulaşıma sağlıktan haberlerileşmeye kadar genişliği tek yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz. Bununla birlikteki ekranda geçirilen süreler uzadıkça ders muvaffakiyetsından aile ilişkilerine toplumsal becerilerden nefis sağlığına pek çeşitlilik alanda çocuklarımız bundan negatif tesirleniyor.
Tüm dünyası için endişeli verici olan şu rakamları sizlerle aktarmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan tek dünyası incelemeya göre dünyası genelinde internette geçirilen hergün vasat süresi yetişkinlerde 6 zaman 38 dakikayı, televizyonları izleme süresi ise 3 zaman 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir diğer raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyseymiş yarısının akıllı telefonlarda tek biçimde haberleşme halinde olduğu 2000 ve sonrakiler yıllarda doğan çocukların imge sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifadeleri ediliyor.
Türkiye'deki tablo ise bağlı hassasiyetle durmamız lüzumen tek diğer gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 zaman 4 dakikası kesecik telefonlarından bulunmak üzere internette geçirilen hergün vasat süresi 7 zaman 13 an toplumsal medyada harcanan haftalarca süresi ise 25 zaman 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı ne şekilde tesirlediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çeşitlilik netler görebiliyoruz. TÜİK'in incelemesına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların %66,1'i etkin olarak toplumsal medya kullanıyor. Çocukların oran 32,6'sı her arasında biri yarım saatte tek kesecik telefonunu denetim ediyor. Yüzde 74 ise asgari tek sayısal protesto oynuyor. Bu evlatlarımıza imge başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yolda açtığı suallduğunda oran 34,4'ü dahaaz kitap okuduğunu %33,3'ü dahaaz ders çalıştığını, %25,5'i ailesiyle dahaaz zamanlar geçirdiğini, %18,6'sı arkadaşlarıyla dahaaz çehre yüze görüştüğünü, %17,2'si ise dahaaz uyuduğunu belirtiyor.
Değerli arkadaşlar, çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, güçbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar basit tek biçimde ulaşabilmesi giriş edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı sayısal dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz onları tehlikelerle hepsi bu dünyada sağlam bilinçli ve kuvvetlü bireyler olarak var edevakıf olmaktir. Devletin, toplumun ve ailenin vazifei da esasen budur.
Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı hedeflayan çocuğun üstün yararını esas saha önleyici ve koruyucu tek anlayışla hazırladığımız kanun öneriimizi biliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenleme ile toplumsal medya platformlarına gerçeği ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını başvuru güçunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi şölen ayrımı bulunmaksızın hepimizi ilgilendiren çeşitlilik daha ehemmiyetlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu öneriin Meclisimizin kıymetli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum.
EMEKLİYE MÜJDE
Son olarak emeklilerimize tek müjde sunmak istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her arasında biri yıllar olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli aylık ödemelerini da öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Bu fikirlerle her arasında biri birinize Meclis çalışmalarında Rabbimden muvaffakiyetlar ve basitlıklar diliyorum. İnşallah 20 Mart Cuma günü müşerref olacağımız Ramazan bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Ailenizle, sevdi gibiklerinizle, dost ve akrabalarınızla huzurlu bayram geçirmenizi temenni ediyorum. İllerinizdeki vatandaşlarıma, şahsımın diz dolusu selamlarını göçeşitmenizi sizlerden rica ediyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle sizleri hürmetle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum.










.jpg?format=webp&width=1200&height=630)



















English (US) ·