Samsun’daki heyelan faciasında anneden acı sözler! 'Çocuklarımın kokusuna hasret kaldım'

1 saat önce 2

Samsun'da geçen yıllar akaryakıt istasyonunda meydana gelen ve babacık ile ikisi kızının hayatını kaybettiği heyelan faciasına ilişkin davanın sonuncu duruşması görüldü. Duruşmada ağrılı anne Çiğdem Kaya'nın sözleri yürekleri dağlarken, sanıkların savunmaları ise ilgi çekti.

İlginizi Çekebilir

Samsun'un Canik ilçesinde, Lovelet AVM yanındaki akaryakıt istasyonunda 27 Nisan 2025 gecesi meydana gelen olayda, oto yıkama bölümünde aracını yıkayan Adem Kaya (35), kızları Açelya Mina (7) ve Ayla (5) temel kayması sonucu göçük altındaki kalarak hayatlarını kaybetmiş, anne Çiğdem Kaya (32) ise yaralı olarak kurtulmuştu.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olayın "iş güvenliği ihmali" sonucu meydana geldiği vurgulanırken, istasyonlar sahibi Mehmet Zeki Gedikli ile işletmede fiilen başöğretmen gibi hareket ettiği belirtilen Kemal Yıldırım ilgili 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın sonuncu duruşmasında tutuklu şüpheli Mehmet Zeki Gedikli, tutuksuz şüpheli Kemal Yıldırım, mağdur Çiğdem Kaya, aile yakınları ve taraf avukatları amade bulundu.

RİSK RAPORLARI FACİA SONRASI İMZALATILDI İDDİASI

Duruşmada tanıklık olarak dinlenen akaryakıt istasyonu çalışanları ve işleri güvenliği sualmlusu, riskler çözümleme raporlarının kazadan sonraları imzalatıldığını ve hadise öncesine ait eksiklikler bulunduğunu ifadeleri etti. Tanık beyanlarında, riskler çözümleme ve ivedi şart raporlarının olaydan çok gün sonraları hazırlandığı ve çalışanlara sonradan imzalatıldığı yönünde ifadeler mekan aldı.

Tutuksuz şüpheli Kemal Yıldırım, "Risk çözümleme formunda adıma atılan imza bana aittir. Ancak bu imzayı kazadan 3 gün sonraları attım. Olaydan sonraları işyerinde ivedi evrakların hazırlanması lüzumtiği söylendi. Daha evvel bu bildiri bana gelmedi, gelseydi imzalatırdım. Mehmet Zeki Gedikli gözaltında olmasaydı o da imzalardı" ifadelerini kullandı.

Tutuklu şüpheli Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında, "Ben bu rapora imza atmadım. Biz bu adamlara niye aylık verdik, sualmlu yaptık. Benim ticari işyerimde ytesirlilerin onayladığı ruhsat vardır. Yıkamadaki boşlukta o zamanlar ruhsat yoktu. Kimse bize ruhsat alın diye uyarmadı. Yer benim yerim değildir, devlete ait yerden temel kaydı. Ben 82 yaşındayım. Suçum varsa bir da cezalandırılmayı giriş ederim. Ancak suçsuzum, tahliyemi istiyorum " dedi.

ACILI ANNE: 'HAYATIMI MAHVETTİLER'

Duruşmada vaat saha Çiğdem Kaya, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: "20 gün sonraları tek yıllar olacak. 2 bayram geçti, çeşitlilik güçleri oldu. Herkes çocuklarına bayramlık alırken bir resimlerime baktım. Hala sakatlığım devam ediyor. Çocukları ile insanlar görünce gözyaşına boğuluyorum. Bu aşama beni mahvetti. Cezalarını almalarını istiyorum. Hayatımı mahvettiler. Gece uyuyamıyorum. 2 madde kullandığım halde uyuyamıyorum. Çocuklarımın kokusuna hasret kaldım. Cezalandırılmasını istiyorum" şeklinde başlıkştu.

DAVA 1 EKİM'E ERTELENDİ

Mahkeme heyeti, Çiğdem Kaya ilgili kati bildiri alınmasına ve Mehmet Zeki Gedik'in tutukluluk halinin devamına şart vererek duruşmayı 1 Ekim 2026 tarihine erteledi.

Duruşma çıkışında izah yapan Çiğdem Kaya ise şunları söyledi: "Acım hâlâ devam ediyor. Eşimin ve çocuklarımın hakkını sonuna kadar arayacağım. Benim hayatımı mahvettiler. Bu aşama beni çeşitlilik yıprattı. Hala ilaçlarımı kullanmaya devam ediyorum, sakatlığım devam ediyor. İnsanların acınarak bakması ve bu sakatlığım yüzünden tek cemiyet içine giremiyorum. İnşallah hak yerini bulur, cezalarını alırlar. Keşke önlemini alıp takdiri Allah'a bıraksalardı" dedi.

Kaya ailesinin avukatı Kartal Akcan da yargılama çıkışında yaptığı açıklamada şu ifadelere mekan verdi: "Bir aile vasıtalarını yıkanan için gidiyorlar ve üzerlerine muazzam tek yığın düşüyor. İki tane ufacık evlat çocuğu 5 ve 7 yaşında ve babaları vefat ediyor. İki aile yok oluyor. Bir ailede ikisi çocuk ve baba, babacık da öbür ailenin tekbaşına çocuğu. Ben hukuki manada daha çeşitlilik vicdani manada izah etmek istiyorum. Bütün Türkiye'nin bilmesi manaında. Hani hepimiz deriz Rabb'im düşmanıma bile evlat acısı vermesin. Biz bu olayda bunu yaşıyoruz. Benim ifadeleri etmek istediğim şu hepimizin çoluğu çocuğu var. Bizler tek restorana gittiğimizde protesto parkı olan tek mekan arıyoruz değil mi. Saçlarının teline zarar gelmesini istemiyoruz. Burada ikisi tane çocuk ve babaları vefat etti. Bu evlatlar Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan herkesin evlatları. Bütün umumi kurumlarının evlatları. Bizler anne babacık olarak evlatlarımızın güvenliği için yaşıyoruz. Keşke bizi yönetenler en alttan en tepeye kadar herkes öz evlatları gibi tedbir alsa. Trafik manaında, işleri güvenliği manaında lüzumli önlemler alınsa evlatlarımızı kaybetmeyiz. Ben bu davanın bundan sonraları ağlayan anne babaların olmamasına vesile olacağına inanıyorum."

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.