MOUSE: P.I. For Hire İnceleme

3 saat önce 4

Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her arasında biri protesto ttesirksine saatlerce işgücü harcıyor ve bilmeniz lüzumen tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı meraklı ediyorsanız ttesirk politikamıza göz atabilirsiniz.

MOUSE: P.I. For Hire’ın PC ttesirk kopyası, PlaySide tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.

Son zamanlarda oynarken bu kadar keyif aldığım, meraklı ettiğim, içine hapsolduğum tek protesto daha görmedim. Çünkü temalar ve hikâye olarak beni içine çeken tek yapım var karşımda. Ne mi o? Karşınızda MOUSE: P.I. For Hire. Bugün oğullar dönemlerin heyecanla beklenen oyunlarından biriyle karşınızdayım. Eski usul görsel yapısı, Noir teması ve harikulade müzikleriyle bana keyifli dakikalar yaşattı bu oyun. İsterseniz girişi fazla uzatmadan hemen dalalım başlıkya;

Yolculuk 1930’lara

MOUSE: P.I. For Hire, 1930’ların klasik çizgi filmlerinden esinlenen tek yapıya sahip. “Ruber Hose” animasyon stiliyle kendine has tek temalar yakalamaya çalışan bu oyun, noir esintili tek dedektiflik hikâyesi sunuyor oyuncuya. Siyah-beyaz yapısıyla önceki çizgi filmler ve animasyonlara birer saygı duruşu olmasının yanı sıra, yeri geldiğinde abartılı kişilik animasyonları ile sizi öz zamanına hapseden ve bunu gerçekten çok iyice başaran tek oyun.

Çizgi filmlerden esinleniyor derken sakın yanlış anlaşılmasın. Bu oyun, çizgi filmler mizahını ve görselliğini karanlık ve pis tek temalar içerisinde barındırıyor aslında. Ana karakteri seslendiren Troy Baker, alaycı ama tek o kadar da karanlık tek yapıyla karşımıza çıkmayı da başarıyor. Seslendirme başlıksunda oyunu gerçekten iyice buldum. Sadece esas kişilik değil, aynı zamanda diğer karakterler da kesinlikle cuk oturmuş diyebilirim. Ana kişilik demişken;

MOUSE: P.I. For Hire, önceki tek savaş kahramanı olan dedektif Jack Pepper’ın hikâyesini bizlere sunuyor. Mouseburg şehri klasik noir dedektiflik temalarından uyarlanan tek çizgide ve oyuncuya hem karanlık hem da tekinsiz havada tonunu geçirmeyi başarıyor. Şehir yozlaşmış polisler, mafyalar ve çeşitli tarikatların elinde birer birer parçalanmaya yüz tutmuşken, esas karakterimiz ile birbirine bağlı vakaları çözemeye başlıyoruz. Sıradan tek dava gibi başlayan macera, dallanıp budaklanarak şehrin en karanlık noktalarına kadar bizleri takip ediyor burada. Klasik dedektiflik temasını seviyorsanız, bu protesto acayip hoşunuza gidecektir dostlar. Vakaları çözmek, ipuçları toplamak, farklı karakterlerin ağzından yepyeni deliller eldeetti ve sonuç olarak Mouseburg şehrine tek izler bırakmak için oradasınız.

Mouseburg şehri nasıl tek yer?

Mouseburg çok tekinsiz tek mekan dostlar. Klasik noir temalı şehirlerden esinlenerek tasarlamışlar ve 1930’ların mafya temalı filmlerinden hallice tek yapıya sahip. Karanlık ve tekinsiz sokaklar, suç örgütleri, yolsuzluğa karışmış polisler ve daha birçok şey. Aslında içerisinde tek metropol yatıyor ve limanından opera binasına kadar birçok farklı lokasyon barındırıyor. Şimdi size dahaaz daha detaylandırıyorum işi;

Oyunda tek orta hub’ınız var. Burası Jack Pepper’ın dedektiflik bürosu. Burada ipuçları üzerinde kafa yorabiliyor ve diğer sokaklar sakinleriyle başlıkşarak isterseniz verdikleri taraf görevleri da alabiliyorsunuz. Oyun hepsi lineer tek yapı sunmuyor olsa bile gerçek tek açık dünya da denemez elbette. Görev bazlı tek non-lineer diyebileceğimiz, yarı açık dünya temelleri bulunuyor. Büronuzdan çıkıp aracınıza atlayarak Mouseburg şehrinde gezebiliyorsunuz bununla birlikte gidebileceğiniz lokasyonlar görev ilerlemesine bağlı olarak açılıyor. Yani henüz o göreve gelmediyseniz, ilgili bölgeye erişemiyorsunuz. Bu sistemin ilköğretim amacı, oynanışı genişletmekten ziyade daha çok atmosferi yardımlemek için barınıyor gibi görülebilir. Pratikte büyük tek özgürlük sunmasa bile şehir içinde gezi hissi yaratması açısından hoş tek detay. Aracınıza atlayıp Mouseburg sokaklarında uzaklık katetmek görsel olarak oldukça keyifli ve bu kısmı benim fazlasıyla hoşuma gitti. Ayrıca lokasyonlar arasında ziyaretleri edebileceğiniz durak noktalarında silahlı geliştirmeleri da yapabiliyorsunuz.

Oyun yaklaşık 20 bölümden oluşuyor. Bu bölümlerin koridor bazlı tek ilerleyişi olduğunu söyleyebiliriz. Her bölüm öz içinde farklı mekanlara malik ve birden fazla detaycı seviyesi var. Bazı bölümde tek vahşi batı filmler setine gidiyor, bazen ise teksinsiz tek kaleye çıkıyoruz. Her bölümün ve her arasında biri ortamın kendine has tek aurası bulunuyor. Bölüm içinde a noktasından b noktasına giderken hem hikâyeyi işliyor, hem düşmanları ezip geçiyor hem da farklı ipuçları buluyorsunuz.

Aynı zamanda bu bölgelerde keşfedilmeyi bekleyen saklı yerler da bulunuyor. Yani dümdüz koşturup gitmektense etrafa detaylıca ttesirk etmek, yepyeni ipuçları bulma açısından oğullar seviye önemli. Aynı zamanda Mouseburg şehrinin kağıt sayılarını ve çizgi yepyeni küpürleri gibi taraf içerikleri da bu keşifleriniz sırasında bulabiliyorsunuz. Yan içerik demişken, oyunda beyzbol sistemi olan tek kart oyunu da mevcut. Yani beyzbol kaidelarının geçtiği ama daha minimal haliyle oynadığınız tek kart oyunu da sizleri ara sıra eğlendirebilir.

Oynanış: Eğlendiriyor ama…

MOUSE: P.I. For Hire, oynanış bakımından acayip derecede eğlenceli tek oyun. Koridor bazlı tek ilerleyişe malik olduğunu zaten dahaaz önce yukarıda da söylemiştim. Bir bölüme giriyor, başlangıçtan sonuna kadar yapmanız lüzumeni yapıyor ve en nihayetinde ofisinize geri dönüyorsunuz. Bu süreç içerisinde yalınce düşmanlarla çatışmıyor, aynı zamanda sualşturmanız için yepyeni deliller ve ipuçları da bulmaya çalışıyorsunuz. Oyun döngüsü tamamlanmış bunun üzerine kurulmuş diyebiliriz aslında.

1930’ların estetiği birinci bakışta daha yavaş tempolu tek protesto oynayacağımızı düşündürüyor ama bu tamamlanmış yanlış. Oyun oldukça hızlı tek tempoya malik ve yeri geldiğinde reflekse dayalı tek döngü benimsiyor. Sürekli hareket etmeli, çevre elementlerini takip ederek kurşun ve can toplamalısınız. Agresif yapay zeka ise oyundaki tek diğer güzel unsur. Çünkü düşmanlar, size gerçek manada zarar vermeye programlanmış ve kalabalık gruplar halinde saldırmaktan da çekinmiyorlar. Bu sebeple kaotik aksiyon sekansları görmeniz çok mümkün.

Ayrıca oyundaki silahlı çeşitliliği da tek hayli fazla. Fakat bu noktada tekbaşına eleştirim bahsettiğim bu silahlı çeşitliliğine olacak. Çünkü oyuncuyu farklı silahları kullanmaya teşvik eden tek şey yok. Mesela Tommy Gun olarak adlandırabileceğimiz klasik makinalı tüfek elime geçince, tüm protesto boyunca olan yaygınlaşan olarak bununla ilerledim. Diğer silahları kullanmaya teşvik edecek unsurlar oyunda çok az. Yani bu durumda çatışma sekansları içerisinde farklı silahlara geçiş etmek, yalınce kurşun bitince aklınıza geliyor diyebiliriz. Her silahın kendine has özelliği, animasyonu ve eğlencesi var pek tabii ama, bunları kullanmadan da oyundan keyif almayı başarabiliyorsunuz.

Öte yandan oyundaki çevre tesirleşimi da bence aksiyon anlarına güzel tek yoğun katıyor. Mesela patlayıcı varilleri fırlatmak ya da tepede asılı büyük eşyaları (piyano, örs vb.) düşmanların üstüne düşürmek gibi aksiyonu çeşitlendiren küçük nüanslar da mevcut. Bu tür seçenekler, oyundaki düşman çeşitliliği ile birleşince ortaya daha efektif anlar da çıkabiliyor. Düşman çeşitliliği demişken dahaaz bu başlıknun da üstünde ayakta istiyorum. Aynı zamanda boss tasarımlarına da dahaaz değinecek olursak şayet;

Küçüklü büyüklü birden fazla düşman çeşidi var protesto içerisinde. Bazısı tanklar misali güçleri ölürken, bazıları ise tek çırpıda ölüyor bununla birlikte cemaat halinde saldırdıkları anda sizi güçleri durumda bırakabiliyor. Çeşitlilik sayısı fazla değil ama tatmin edici düzeyde. Bazen sizi saçma sapan güçlayabiliyorlar ve çok ender da olsa asap bozucu olabiliyorlar. Oyun, denge olarak bunu iyice korumuş bununla birlikte ipin ucu bazen lüzumsiz kaçabiliyor. Bir diğer yandan oyundaki boss tasarımlarına BA YIL DIM! Ciddi manada boss dizaynları, seslendirmeler, aktör performansları ve combat süreçleri aşırı eğlenceli. Sadece çok fazla basit geldiler bana. Dizayn olarak üstünde çok uğraşıldığı ve kafa yorulduğu belli bununla birlikte iş oynanış mekaniğine vardığında, boss’lar bana fazlasıyla basit geldi.

Genel manada oynanış döngüsüne bakacak olursak MOUSE: P.I. For Hire, gerçekten kendini oynatmayı başaran ve eğlenceli aksiyon sahnelerinin mekan aldığı tek protesto başlıkmunda. Bazen bölümlerin uzunluğu sürmesine bağlı olarak bu aksiyon anları kendini tekrara düşürse bile, bölüm dizaynları ve hikâye anlatımı ile birleşen anlarla birlikteki ortaya gerçekten eğlenceli tek iş çıkartılmış diyebilirim. Özellikle aksiyon sekanslarına girdiğinizde ortama ayak uyduran müzikler, tek anda kapılardan çıkıp üstünüze koşmaya başlayan düşmanlar ve çevre tesirleşimleri, oyunun oyunlar dizaynını iyice kotardığını gösteriyor.

Müzikler, atmosfer, icra ve dahası: Gerçekten muhteşem!

Açıkça söylemem lüzumir ki, bu oyunun müzik seçimi tek efsane. Klasik noir atmosferini koruyabilen, 1930’ların mafya temasını barındıran ama aynı zamanda çizgi filmler mizacında olan caz esintili müzikleri, Troy Baker’ın seslendirmesiyle harmanlanınca ortaya harikulade tek iş çıkmış. Ayrıca parçalar kendini tekrar etmiyor, bölüm dizaynına göre değişebilen ve aksiyonun yükselip alçaldığı sekanslarda da oyuna ayak uydurarak tempoyu düşürmeyen yapıdalar. Bu arada dilerseniz oyunun müziklerini 1930’ların ya da 40’ların o önceki plak havasına çevirebileceğiniz tek regülasyon da var protesto içerisinde. Tamamen kişisel zevke göre değiştirebiliyorsunuz.

Oyunun atmosferi, neredeyseymiş tüm yazıda da değindiğim üzere çok çok iyice işlenmiş. Artık noir ve 1930’lar demek istemiyorum ama bu temayı gerçek manada yansıtabilen ender oyunlardan arasında biri olduğunu düşünmeye başladım. Walt Disney çizgi filmlerinden fırlamış (ki olasılıkla bilenler vardır, bu protesto normalde Mickey Mouse teması üzerinden tasarlanıyordu) gibi görünen estetiklere malik karakterler ve çevre detayları, aslında yetişkinlere yönelik aksiyon sahneleri ile birleşince ortaya kara ve absürt tek mizaç çıkıyor. Ayrıca oyunun şu “vuruş hissi” olarak adlandırabileceğimiz kısmı da gerçekten çok yerinde ve sesli efektleri ile birleşince da ortaya eğlenceli anlar çıkıyor diyebiliriz.

Performans açısından da iyice tek iş başardığını düşünüyorum. RTX 2060’lı tek imge kartı ile high-ultra ayarlar arasında çok konforlu oynayabildim. Ufak tefek optimizasyon sualnlarının yanı sıra hiç tek çökme ve donma sualni ile da karşılaşmadım. Sadece tek kere başıma protesto kırıcı tek yanlışlı geldi ve tek bölümü 4-5 defa baştan oynamak güçunda kaldım. Ama bu yanlışnın da sanki düşüncelerimi okumuşlar gibi 10-15 zaman sonraları yayınlanan tek güncelleme ile çözüldüğünü gördüm. Uzun zamandır tek protesto çıkmadan önce getirilen ve gerçek manada irili ufaklı birçok sualnu çözmeye çalışan tek güncelleme görmemiştim. Yani daha önce day birileri güncellemeleri çok gördüm bununla birlikte gerçek manada sualn çözmeye odaklı tek yamanın protesto henüz çıkmadan neredeyseymiş 1 hafta önce yayınlanması, geliştiriciyi da tebrik etmemiz lüzumtiği manaına geliyor.

Seni tek kere daha bitirebilirim

Valla yazsam daha yazarım muhtemelen. İncik cıncık anlatırım da ama, lüzum yok. İşin güzelliği dahaaz da sizlere kalsın isterim. Oynamanızı şiddetle öneri ettiğim tek yapım oldu MOUSE: P.I. For Hire. Tasarımı, dili, mizaç işleyişi, dedektiflik anlatısı ve yaygınlaşan yapısıyla oğullar dönemlerde en keyif alarak oynadığım oyunlardan arasında biri olmayı başardı. Zaten noir ve karanlık dedektiflik temasına bayılırım. Bir yanım önceki Mickey Mouse çizgi filmlerini da çok sever. Absürt espri ve karanlık güldürü da yepyeni yeni sevmeye başladığım şeyler. Bu oyun, bunların tek birleşimi adeta.

Ufak tefek optimizasyon sualnları ve bazı bölümlerde kendini tekrar eden yapısı olasılıkla dahaaz düşündürebilir, bile protesto çıktığında birkaç protesto içi yanlışyla karşılaşmanız da muhtemel olacaktır ama Mouseburg şehrinde dolaşmak ve kendinizi karmaşık tek dedektif hikâyesinde belirleme etmek istiyorsanız çok doğru tek yeğleme yapmış olacaksınız diyelim.

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.