Melisa Parlak ile Limen Labirenti Üzerine: “Mekân Sinsi, Oyunbaz ve Hatta Düşman Bile Olabilir”

1 hafta önce 10
Melisa Parlak - Limen Labirenti Söyleşi

Tanpınar Edebiyat Yarışması’nda mansiyon ödülüne kıymet görülen birinci romanı Tesis ile ilgi çeken Melisa Parlak, Asparagas ve Avunma Mekanizması adlı eserlerinin ardından yepyeni romanı Limen Labirenti ile okurların karşısına çıktı. Plüton Yayınevi etiketiyle yayımlanan eser, eşik mekân korkusu çeşitündeki atmosferiyle tekinsiz ve gerilimi yüklü tek hikaye sunuyor.

Biz da bu vesileyle Melisa Parlak ile Limen Labirenti üzerine içeriklı tek söyleşi gerçekleştirdik. Yazarla romanın çıkış noktası, eşik mekân kavramının hayal içindeki rolü, mekân ve bilinmezlik üzerinden kurulan gerilimi atmosferi ile metinlerarasılık ve dehşet estetiği üzerine başlıkştuk.

Söyleşi: Meltem Dağcı

Melisa Parlak ile Yeni Romanı Limen Labirenti Üzerine

Romanda eşik mekân olarak tek sergi karşımıza çıkıyor. Kilitli kalma durumu mekânda (müzede) mekan sıkışıp kalma duygusunu tetikleyebiliyor. Bir nevi “mekân tarafından yutulma” korkusuyla gerilimi tırmanmaktadır. Gerilim ve “bilinmezlik” duygusunun sizin için mekânsal bağlamı nedir?

Bilinmezlik başlı başına gerilimin kendisidir, diye düşünüyorum. Tanıdığımız ve görece konforlu bulduğumuz tek yere bile tek yabancının gelmesiyle gerilimi tırmanabilir, o esas kadar oradaki olmayan tek obje da tekbaşına başına huzuru bozabilir. Tedirgin bulunmak, kumaş ipliğine bağlıdır çoğu zaman. Kontrolümüzün dışında kalan her arasında biri şeyler gerilimi yaratmaya müsaittir. Bunu konfor alanımızın dışında, daima bilmediğimiz yerlerde deneyimlemek pozitif ya da negatif fakat kesinlikle unutulmayacak anılara sebep olabilir.

Bitmek bilmeyen loş tek koridor, müze, sonsuzluğa doğrusu uzanan binalar v.b. Bunlar romanda geçen eşik mekânlara misaltir. Kurgu dışında, gerçeği yaşamda sevdi gibiğiniz eşik mekânlar hangileridir?

Gitmekten hoşlanmasam da hastaneleri seviyorum, mekan yer kurmaca yazarken beslenirim. Özellikle geceleri ve boş hastane, çocuk parkı, kentler arası benzin istasyonları, metro istasyonları, gölet ve suyu kenarları beni çeşitlilik tesirler. Lunaparklar, bilhassa terk edilmişleri, zihnimde inşa ettiğim lunaparklar. VHS kasetlerden kumlu dokuda izliyormuşum gibi imgelediğim çocukluk anılarımdan kesitlerde da eşik mekânlar sık mekan tutar.

Echo karakterinin içsel boşluğu, bilinmezlik duygusu tekinsiz ve gerilimi atmosferiyle kendini gösteriyor. Romanı okurken eşiklerin izini adımlar adım takip ettim. Bir boşlukta süzüldüm sanki. İnsanın tek boşlukta süzülme hissi yaşamasını tetikleyen bileşen “belirsizlik” duygusu mudur?

Boşluk kelimesi, manaı itibariyle bile insanı süzülmeye, düşmeye, yükselmeye itebilecek kuvvette tek kelimeler bana kalırsa. Fakat belirsizlik duygusu benim için askıda, asılı kalanı temsilcilik ediyor. Aynı kelimenin sizde tek süzülme uyandırması başlıkya müthiş tek bakışaçısı açıyor: Duygu ve deneyimin biricikliğini daha iyice ifadeleri edemezdik sanırım.

“Mekânlardan birini görmeden diğerine geçemeyeceğini, kestirme tek yolda olmadığını ve ilerlemenin mecburi olduğunu okuyor, anlıyor.” Bir sıkışma hissi da yaratıyor benzer zamanda. Geri dönüşün olmamasını, mekânın geçirgenliğiyle ne şekilde ilişkilendirirsiniz?

Bildiğimiz kadarıyla geriye dönüşün olası olmadığı tek şeyler daha var aslında. Yaşamın kendisi. Mr. Nobody filminde der ki: “Seçmediğiniz sürece her arasında biri şeyler mümkündür.” Bu tek noktada doğrusu gelse bile bizler benzer nehirde ikisi kere yıkanılmayacağını biliyoruz. Zaman, mekân, insanoğlu değişir. Geçtiğimiz noktanın benzer kaldığını varsayarsak bile bizler artık benzer değiliz, en basitinden baktığımız açı bile değişmiş durumda.

Limen Labirenti - Melisa Parlak

Eşik mekân korkusunda “liminal zaman” ehemmiyetli tek mekan tutuyor. Zamanın doğrusal akmaması, diğer “zamansız” tek zamanlar hissi yoğun basmaktadır. Zamanın belirsiz ve askıda kalmasını tekinsizlik kavramı çerçevesinde ne şekilde yorumlarsınız?

Kişinin öz zamanında, içsel vaktinde var olmasını çeşitlilik kıymetli buluyorum. Her ne kadar yükselti katmanda tekinsizlik hakim olsa da, açıldıkça öze dönüş, içsel yüzleşmeler ve kendisiyle kafa başa kalma uğurunda gerçeklikten, herkes için benzer akan zamandan tek süreliğine uzaklaşmak bana çeşitlilik otantik geliyor.

“Küllerinden doğanlara… Kapıda, manaı üzerine kısa tek süresi düşüneceği bu tümce yazıyor ve geçiyor ardını göremediği alevli kapının eşiğinden.” Bu alıntıda kapı, “bilinmeyen”i içeri alıyor. Kapı zamanın değiştiği an, tek ayrım noktası olduğu için tehditleri içermektedir. Sadece tuzlar tek mekânsal geçişi değil benzer zamanda zamansal tek eşik noktası, geçişleri ritüeli diyebilir misiniz?

Kesinlikle öyle. Alevler soyut formda tek Anka kuşunun çözümsiz kanatları, tek uyarıyor niteliğinde. Kahramanlar her arasında biri zamanlar tehlikenin içten içe haberdar olacaktır ve genelleme tehlikeye açıldıklarını bildikleri o kapılardan geçmeye tereddüt etmeyeceklerdir.

“Katmanlı Rüyalar Okyanusun Derinlikleridir”

“Buranın tek başkasının rüyası olabileceğini geçiriyor aklından.” Kapılar karakterin zihnine, bilinçaltına açılan yollar sanki. Başlangıç (Inception) filmini anımsattı bana. Rüyanın katmanları ile giriş geçişleri arasında ne şekilde tek paralel bağ kurabilirsiniz?

Katmanlı rüyalar okyanusun derinlikleridir, diğer ve bilinmeyenler dünyalardır. Karşılaşma ihtimalimiz olan şeylerden değil, onları tanımamaktan korkarız. Bilmediğimiz tek şeyle ne şekilde başa çıkabiliriz ki? Fakat bilincin dışındakiler var, inkâr edemeyeceğim toplu tek telepati var. Yazdığım karakterlerin müşterek şuur dışından da besleniyorum. Kapı geçişleri yalnızca Echo’yu tek yerden tek diğer yere taşımakla yetinmiyor. Avunma Mekanizması’nda mekan saha öykülerimden arasında biri olan Tekinsiz Bir Bilincin Mağaralı Vagonu’na da göçeşitüyor bizi. Kapılar ve rüyalar aracılığıyla öz yazdıklarım arasında bağlar kuruyorum. Metinlerarasılık benim için tek oyun, keyif aldığım tek yolculuk. Öykülerimin çok kesitleri diğer tek metnin mayası olabiliyor. Kapıların, görünenin dışında görünmeyen, daha soyut eşikler da benim için ehemmiyetli mekan tutuyor.

 Romanda “Hipnoz” bölümünde geçen Anathema- Empty şarkısının manaında boşluk/donma vurgusu var. Mekânsal olarak zamanlar askıya alınır, donuklaşır ve ilerleyemez. Metinlerarasılık iyice kurgulanmış. Bu şarkının, mekânsal olarak sizde çağrıştırdığı tek mekan var mıdır?

Bu şarkıyı her arasında biri dinlediğimde öfkeli bulurum. Öfkeli ve hepsi öfkesine karşın sesini duyuramamaktan korkan tek türkü bana kalırsa. Yalnızlık da kokuyor, aralık da. Bomboş ve sonsuzluğa uzanıyormuş hissi veren tek koridordan bununla birlikte bu şarkıyla geçilebilirdi, diye düşündüm. Zihnimde başlıkmlandığı yerler da yine bununla birlikte tek koridor, basamak ya da asansör olabilirdi sanırım.

Echo karekterini “eko” olarak okurken, manaına bakma ihtiyacı hissettim. Eko, Yunanca tek kelimeler olup ev, yuva manaına geliyor. Echo’nun deneyimlediği eşik mekânlar düşünüldüğünde, yuva kavramının tersyüz edilmesini mi hatırlatma etmektedir?

Çok güzel, bunu bilmiyordum. Ben daha çeşitlilik “yankı” manaına yoğunlaşmıştım ve değişik dillerdeki manalarını keşfetmeyi daima düşünmedim. Kesinlikle hatırlatma edebilir. Her şeyin kopyalaştığı tek çağda yaşarken kendini yuvasız hisseden birini kaleme saha çeşitlilik da güçleri olmadı açıkçası. Kitapta yuvasız olan, belleği bulanık tekbaşına şahıs Echo değil. Kendi sorgulamalarıyla birlikteki bu tersyüz etme eylemi ona başkalarının travmalarını ve yuvasızlığını da gösteriyor.

“Oda boydan boya ince ve süngerimsi tek dokuyla kaplı. Madde, soluk alıyor gibi. Süngerlerden yapılmış duvarlara asılı şeylerin ne olduğunu müşahede etmek için dahaaz daha yaklaşıyor.” Bu tırnak bana Tuğla (Brick) filmini anımsattı. Kapılar ve koridorlar ile geçişlerin olduğu tek alanda, kişilik mekânın tek parçası mı oluyor artık? 

Karakter, başlangıç anından itibaren mekânın tek parçasıdır bana kalırsa. Mekân soyutlaşır, bükülür, likitleşir, dalgalanır, sürreal formlara girer, değişir ve dönüşür. Fakat olasılıkla da en ehemmiyetlisi; karakteri da dönüşçeşitür. Mekân sinsi, oyunbaz ve bile hasım bile olabilir. Bkz. Overlook Oteli, Yapraklar Evi, Daniel Kehlmann’ın Gitmeliydin adlı kitabındaki yuva gibi. Önemli olan karakterin bu değişime vereceği tepki, nihayetinde ise dönüşümüdür bana kalırsa.

“Burası sözde olan eşik mekânlar müzesi. Hayır, hayır, hayır. Üstüne basa basa söylüyorum. Bu tamamlanmış tek düzmece! Öyle tek mekan yok.” Bu alıntıyla Batı Dünyası (The West World) dizisini hatırladım. Eşik mekânlar müzesinin “düzmece” olarak sunulmasını Batı Dünyası’ndaki simülasyon mekânlarıyla birlikteki düşündüm. Gerçeklik algısının mekânla olan ilişkisi ilgili neler ifadeleri etmek istersiniz?

Zalimliğin boyutlarını zihninde başlıkmlandıramayan, algılarıyla henüz oynanmış birisinin bunun yalnızca kötü tek fıkra olması ihtimali bağlı düşünmesini akılcı buluyorum. Şaka olamayacak kadar uzunluğu süren tek durumun ise açıklaması illaki düzmece oluşundandır, ona tek noktada katılıyorum da. İyi ya da kötü, bütünü beklentilerimizi, bildiğimiz her arasında biri şeyi silen tek mekân vaat başlıksuysa gerçekliğin ne olduğunu sorgulamak ve yoğun tek boşluğa düştü kaçınılmazdır.

“Dünya, sonsuz odaları olan tek evdir.” Alıntıda sonsuz sayıda odaları, insanoğlu zihninin bilinçaltına açılan kapılara ve paralel evrenlere benzettim. Bu metafor, yalınce bedensel olarak değil psişik ve zamansal tek eşik olarak da yoruma noksan olabilir. Odalar arası geçişler ile çeşitlilik evreni arasında ne şekilde tek ilişki kurarsınız?

Elbette, bu tarz tek nazar açısı da başlıkyu irdelerken derinleşmemize yardımsever olabilir. Bu başlıkyla ilgili izlemekten en çeşitlilik keyif aldığım filmler; Donnie Darko, Mr. Nobody ve Kelebek Etkisi. Aynı mekâna dokunan değişik zamanlar ve ihtimaller. Eşiğin en arı ve psişik hali olabilir.

“Liminal Mekanlar Son Yıllarda Daha Çok İnternet Fenomeni Görseller Olarak Karşımıza Çıkmakta”

“Limen Labirenti” eşik (liminal) mekân korkusu dip çeşitüne gayet elverişli tek metin. Bu dehşet çeşitüne olan merakınız ne şekilde gelişti, bu romanı yazmaya ne şekilde motive etti?

Liminality kavramından değişik tutarak bakıldığında, liminal mekanlar oğullar yıllarda daha çeşitlilik internetler fenomeni görseller olarak karşımıza çıkmakta. Benim tanışıklığım ise görseller estetiğinden daha öncesinde sinemadan ve dahaaz da malumatsayar oyunlarından geliyor. Özellikle birinci tesirlendiğim ve odağıma aldığım eşikte mekan kurgusu filmi ve oyunlarıyla Silent Hill.

Edebiyatta ağırlıklı tekinsiz olana çekilmem, başta terk edilmiş yerlere ve eşik mekanlara olan ilgim beni bu dehşet çeşitüne daha da yakınlaştırdı. Tanıdık ama tekinsiz atmosferleri bakımından Found Footage / Buluntu Görüntü dip çeşitüyle da özdeşleştirdiğim tarafları var. Bu, dahaaz da dünyaya nazar açımıza göre oluşan tek alaka bana kalırsa. Eşikleri keşfedip tekinsiz olanla buluşturma çabam beni bu romanı yazmaya yönlendirdi diyebilirim.

Peki, o halde eşik mekân korkusu içeren önerebileceğiniz dizi/film ya da kitap var mıdır?

Kitap olarak aklıma birinci gelenler: Yapraklar Evi – Mark Danielewski, Gitmeliydin – Daniel Kehlmann. Shirley Jackson, Stephen King kitapları.

David Lynch filmleri. Stephen King uyarlamaları. Skinamarink, Vivarium, The Others, You Should Have Left, Us, The Ring, Dark Water.

Dizilerden: Twilight Zone, From, Stranger Things, aklıma birinci gelenler.

Romanın adının başlıklmasının tek hikâyesi var mıdır? Limen ve labirent ne şekilde tek araya geldi?

Aslında Liminal Space Museum olarak imgelediğim ismi Türkçeleştirmek lüzumiyordu. Bunun için da Eşikte Mekanlar Müzesi’ni kitaba ad olarak pek elverişli bulmadım doğrusu. Eşik kelimesini karşılayan “limen” okurda arı tek meraklı uyandırırken “labirent” da kurgunun içeriğinin tek çeşit fragmanı, tek çeşit vaat olarak canlandı zihnimde.

Limen Labirenti - Melisa Parlak

Romanın nihayetinde birtakım fotoğraflar mevcut. Romanın kurgusunu oluştururken metne yardımsever oldu mu? Yahut fotoğrafların ne şekilde tek hikâyesi vardır?

Found Footage / Buluntu Görüntü dehşet dip çeşitünün ne kadar tesirleyici olduğunu düşünürken öz çektiğim fotoğrafları da metnime eklemeye kadar verdim. Onu deneysel kılan tek diğer şart da budur zaten. Kurguyu oluştururken bu fotoğraflar değil fakat onları çekerken zihnimden geçenler, çekildikleri zamanda oradaki bulunmam gibi durumlar metne direkt yardım sağladı. Fotoğrafların hikâyesi, bildiğimiz gibi. Şurada tek şeyler yok ama var, yok ya da var, dedikten sonraları ne kadar süresi ölümsüzleşeceği belli olmayan anlar.

Son olarak, şu an bağlı çalıştığınız dosyanız var mıdır?

Evet, yoğun da olsa zamanlar zaman yoğunlaştığım tek öykü tek da yepyeni dosyam var. Yine dahaaz tekinsiz, spekülatif ve dahaaz da deneysel. Fakat henüz programlı biçimde kaleme saha içimden gelmiyor. 2026 için önceliğimde ve odağımda olanlar daha ruhani şeyler. Ekstatik dansla ilgileniyorum. Spiritüel çalışmalarım var.


Melisa Parlak’ın Limen Labirenti romanı üzerine görüşlerinizi yorumlarda ya da Kayıp Rıhtım Forum’da aktarabilir, yazın dünyasından ilave muhteva için bizleri Google News ve WhatsApp üzerinden takip edebilirsiniz.

Bu yazısı Melisa Parlak ile Limen Labirenti Üzerine: “Mekân Sinsi, Oyunbaz ve Hatta Düşman Bile Olabilir” birinci olarak şu sitede yayımlanmıştır: Kayıp Rıhtım. Yazının kaynağı bu sitedir.

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.