Atarita sizin için inceledi! Editörlerimiz her arasında biri protesto ttesirksine saatlerce işgücü harcıyor ve bilmeniz lüzumen tüm detayları objektif şekilde ele alıyor. Nasıl yaptığımızı meraklı ediyorsanız ttesirk politikamıza göz atabilirsiniz.
John Carpenter’s Toxic Commando’nun PlayStation 5 ttesirk kopyası, Focus Entertainment tarafından Atarita’ya gönderilmiştir.
John Carpenter’ı tanıyor musunuz? Kendisi tek filmler yönetmeni. The fog ve The Thing gibi filmler ile hatırlarsınız belki. Özellikle The Thing, benim gibi korku/gerilim türünü sevmeyenler için bile kendine çeken tek yapımdı zamanında. Genel olarak B-Horror türünde filmlerle karşımıza çıkan John Carpenter, şimdi ise tek video oyunuyla karşımızda. Yaratıcı danışman olarak oyunun tonu, atmosferi ve 80’lerin kült gerilimi içeriklerinin yansıması başlıksunda vizyonunu katıyor. Gelin birlikteki şu oyuna tek göz atalım.
80’lerin B sınıfı korku/gerilim-aksiyon filmlerine aralanan tek kapı
John Carpenter, yaygınlaşan olarak B sınıfı dehşet ve gerilimi filmleriyle tanınıyor ve bu vizyonunu, Toxic Commando içerisine da yedirmiş durumda. Oyun, dehşet ve gerilimin yanında espri tonuyla da ön plana çıkmaya çalışıyor aslında. Nitekim bunu pek başaramıyor olsa bile aksiyonu ve gerilimi iyice harmanlayarak oyuncuya gerçekten 80’lerin kült gerilimi havasını vermeyi başarabiliyor. Oyunun senaryosu ise aslında vasat seviyede denebilir. Zaten bu tarz tek yapımda olayörgüsü kısmından çok tek şey beklememek lüzumiyor bana göre. Ancak kısaca değinecek olursak;

Bir şirketin Dünya’nın çekirdeğinden güç eldeetti istemesiyle başlayan macera, kötü sonuçlar doğuran ve gezegenin kaotik tek sürece sürüklenmesi ile oğullar buluyor. Bu süreçte olayı durdurmaları için tutulan paralı askerlerin (yani bizim takımımızın) ortaya çıkmasıyla da işler daha da tek absürt hale biniyor. Zira bütçe yetersizliğinden dolayı tutulan bu paralı takım pek mesleki değil ve dahili yersiz şakalarla birlikteki ellerindeki tüm imkanları kullanmaya çalışıyor, tabii pek alışılmış yöntemlerle değil. Ana olayörgüsü döngüsü bu başlıkları üzerinden işlerken, karakterlerimizin başlıkya odaklanış süresi ve yaklaşım durumları da bolca ön plana çıkartılıyor.
B sınıfı korku/gerilim filmleri içerisine aksiyonu ekleyen, içine da bolca zombi dolduran Toxic Commando, aslında senaryosuyla ön plana çıkmaya çalışan tek protesto değil. Mekanikler, protesto döngüsü, yaygınlaşan havada ve dalgalı dalga gelen zombi sürüleri içerisinde gerçekten kaotik tek sekans hedefliyor. Ayrıca bunu da gerçekten iyice yapıyor. Özellikle 4 kişiye kadar co-op oynanış temelleriyle birlikteki arkadaşlarınızla bu kaotik atmosfere atılmak gerçekten eğlenceli. Ben oyunu ekipten Mustafa ve Alparslan ile birlikteki oynadım. Aslında birbirimizden çok farklı protesto anlayışlarımız olmasına rağmen Toxic Commando içerisinde tek takım olmayı başarabildik. Bu da oyunun esas ilköğretim yapısını “takım olabilme” sistemi üzerinden iyice kurguladığını gösteriyor aslında.

İçine abartı espri ve buddy-comedy girince da iş farklı tek boyuta ulaşıyor. Yani oyunda arı kaosun içerisinde dahili yersiz şakalarla birlikteki oğullar dönemlerin popüler aksiyon buddy-comedy sekanslarına da göndermeler yapılıyor. Bunlar buarada hiç iyice kurgulanmamış maalesef onu söylemem lüzumli. Yani oyunda yeğleme edilen espriler ve ara sahnelerdeki kaotikliğin arasına sıkıştırılması planlanan eğlenceli sekanslar, süreçle pek uyumlu değil. Bunu filmlerde kurgulamak gerçekten güçleri tek şey bana göre ve oyuna da uyarladı tek hayli güçleri olurdu zaten. Bu başlıkda pek mantıklı bulmadığımı ve oyundaki abartı mizahı pek sevmediğimi, daha doğrusu iyice bulmadığımı da söylemem lazım.
Zombi orduları demişken
Tabii ki oyunda yalınce klasik zombiler yok. Mini boss’lar, esas boss’lar, irili ufaklı çeşitli zombiler, patlayanlar, zehir atanlar vs… Hepsinin müşterek ve güzel yanı, oyuncuyu güzel tek kaotik atmosfere sürüklemeye elverişli olması. Bu bahsettiğim zombiler, yaygınlaşan manada ordu şeklinde hareket ettikleri ve gerçekten sayıca fazla oldukları için muhteşem tek tehditleri unsuru oluşturmayı başarabiliyor. Birazdan bahsedeceğim ama haritalar içerisinde gittiğiniz lokasyonlarda karşınıza çıkan bu ordu grupları, yeri geldiğinde gerçekten ter dökmenize sebebiyet verebiliyor.

Bu arada bahsetmem lüzumen tek başlıkları daha var. Oyunun Swarm Engine teknolojisi kullandığını söylemek lüzumiyor. Saber Interactive bizlere gerçekten kaotik tek zombi çeşitliliği ve fazlalığı sunmak için iyice tek sistemleri yeğleme etmiş. Bu teknoloji, hatırlayacağınız üzere Warhammer 40,000: Space Marine 2 ve World War Z oyunlarında da kullanılmıştı. Üzerinize doğru gelen kocaman zombi ordularını hiç tek karışıklık olmadan ve bile bu zombileri tane tane seçebileceğiniz tek sistemleri üzerine kurgulamaları gerçekten iyi. Sadece üstünüze koşmaları değil, aynı zamanda sizi güçleri duruma sokabilecek varyasyonlarıyla farklı yönlerden saldırmaları ve bile yeri geldiğince illallah ettirecek derecede fazla olmaları ile taçlanıyor diyebilirim.
Harita ve araç dinamikleri gayet güzel
Toxic Commando içerisindeki haritalar kısmi tek açık dünya modeli işlenerek önümüze sunuluyor. Bu haritalar içerisinde ormanlık bölgeler, terk edilmiş binalar, bataklıklar ve genelleme çamurlu yollar var. Ayrıca haritalar içerisinde çeşitli araçlar ile ilerleyebiliyorsunuz. Gözünüz korkmasın, gitti istediğiniz yere yürüyerek da ulaşabilirsiniz bununla birlikte araçların özel yetenekleri ve sizi kocaman zombi ordularından himaye gibi özellikleri bulunuyor. Her aracın kendine has farklı tek mekaniği da var ayrıca. Mesela bazı araçlar EMP şok dalgaları atarak çevredeki zombilere zarar verirken, ambulans gibi tek araç siz içindeyken takıma can yenilemesi veriyor.

Ayrıca bu haritaların genelleme çamurlu patikalardan ve bataklıklardan oluştuğunu da söylemiştim. Araç sistemi ile bunu birleştiren geliştirici ekip, oyuna tek da RoadCraft ve MudRunner’da olduğu gibi araç fizik dinamiği eklemiş. Yani kullandığınız araç çamura saplanabiliyor, bataklıklarda takılı kalabiliyor. Yeri geldiğinde çekme halatı ile aracı daha konforlu tek pozisyona ulaştırmanız da lüzumebiliyor. Bunu da dalgalı dalga gelen zombi ordularıyla birleştirince oyun, gerilimli tek havada sunmayı başarabiliyor. Nitekim üstünüze doğru koşan zombilerden kaçmaya çalışırken aracınızın tek çamur yığınına saplanması ve gidişatınızı manilemesi, bu gerilimi üst seviyeye çıkarmayı başarabiliyor.
Oyunda yapılabilecek şeyler ise çok çeşitli sayılmaz. Bu kısmi açık haritalarda genelleme esas görev ve yanında bazı taraf görevler ile keşfedilmesi lüzumen lokasyonlar bulunuyor. Genel olarak 30-40 an arası tek tecrübe ile birlikteki ister esas görevden koşabilir, isterseniz taraf görevleri da yaparak esas görev kısmındaki “görev” skalası için elinizi güçlendirebilirsiniz ki, bir şiddetle bunu öneri etmek durumundayım.

Neden mi? Açıklıyorum; haritalarda toplayabileceğiniz balçık çeşitleri, farklı silahlar ve alet parçaları bulunuyor. Mesela balçık tohumları, şayet birkaç kere canınız bittiğinde ve arkadaşınızın sizi kaldıramadığı tek durumda gittiğiniz kozalaklardan çıkmanıza yarıyor. Böylelikle oyuna tekrar geri dönmüş oluyorsunuz. Veya alet parçaları, genelleme bölüm sonlarında mekan saha ve kesin tek alanı savunmaya çalıştığınız sırada etraftaki tuzakları, taretleri ya da çeşitli ikincil silahları açmanıza yarıyor. Bunları toplamadan esas görev üzerinde ilerleyebilirsiniz bununla birlikte o zamanlar işinizin birazcık güçleri olduğunu söylemem lüzumiyor. Özellikle bölüm sonlarındaki “savunma” yaptığınız bölgelere gelen zombi ordularını olasılıkla da daha önce hiç tek oyunda bu kadar kalabalık görmediniz. Yani en azından benim aklıma gelmiyor açıkçası. O yüzden en azından alet parçalarını toplamak, tuzaklar ya da taretler gibi bu zombi dalgalarından korunmanız için size tek fırsat sunacaktır diyelim. E hal böyle olunca kendini muhafaza etmek için ya da esas görevi daha konforlu geçevakıf oldu için grind yapmanız lüzumiyor. Bu da dahaaz can sıkıcı olabiliyor diyelim.
Yan görevler ve esas görev dizaynı ise genelleme aynı şeyleri tekrar etmekten ibaret. Ancak bu tekrarlar çok uzunluğu olmadığı için fazla göze batmıyor. Mesela jeneratörü patlatmak ya da çeşitli nesneleri yoketti gibi kendini tekrarlayan esas görev silsilesi bulunuyor. Ancak bunları görece çok büyük olmayan kısmi dünyalar içinde yapmanız ve her arasında biri seferinde farklı tek başlıkmda durarak farklı tek amaca servis ettiği için yapmanız sonucunda daima göze batmaması ilave tek artı. Yan görevler ise çok elzem değil ve genelleme silahlarınıza yepyeni görünümler açabileceğiniz ve oyunun aslında “para birimi” olarak geçen balçık özlerini topladan ibaret. Veya şu kadar zombi öldür gibisinden genelleme ilave düzey atlamanıza olanak tanıyan görevlerden oluşuyor.

Yetenek ağacı bana nedense çok efektif gelmedi
Her bölümden sonraları lüzum taraf görevler yaparak, lüzum öldürdüğünüz zombi sayılarına bakılarak size düzey atlamanız için xp’ler veriliyor. Klasik sistemleri işte. Seviye atlamanın sonucunda da karakterinizin yeteneklerini geliştirebiliyorsunuz. Elzem mi, hayır. Çeşitliliği arttırıyor mu, kısmen. Oyun tamamlanmış co-op temeli üzerine kurulu ve 3 arkadaşınız ile birlikteki girdiğiniz zamanlar inanın bana yeteneklerinizin çok da tek önemi kalmıyor maalesef. Yani en iyice skill’leri açayım ve ilave keyif alayım unsuru benim için bu oyunda geçerli olmadı. Özellikle karakterlerin kullandığı ve “ultimate” olarak adlandırabileceğim yeteneklerin gelişmesi, genelleme yeteneğin hasarından çok menzilini arttırdığı ya da kullanım şeklini değiştirdiği için çok elzem değil gibi görünüyor. Elbette yetenekleri geliştirmek protesto çeşitliliğine tek katkıda bulunuyor bununla birlikte benim oynadığım taaruzcu sınıfı (sınıflara dahaaz sonraları değineceğim) çok fazla tek geliştirme olmadan da hayatta kalabilir gibi göründü gözüme. En azından yetenekleri ağacı bana o “kendini geliştir ve daha güçlü tek kişilik ol” hissiyatını geçiremedi.
Geliştirici takım işte oyunculara öz build’lerini oluşturma imkanı sunmak istemiş aslında ama oyunu yalınce aynı silahı kullanarak ve onda ustalaşarak bitirebilmeniz çok şaşırtıcı olmayacaktır. Şahsen bir yalınce otomatik tek pompalı tüfek ile oyunu tamamlanmış bitirebildim ve hiç güçlanmadım. Silahınıza alabileceğiniz farklı dipçik, nişangah ya da şarjör donanımı farklılıkları ile hasarı, stabilizeyi ya da şarjör değiştirme hızı gibi özellikleri güçlendirebiliyorsunuz bununla birlikte bunlar da oldukça minimal tesirde hissettiriyor. Yani protesto içerisinde bunun farkına çok fazla varamıyorsunuz gibi geldi bana.

Karakterler demişken aslında sınıflardan da dahaaz bahsetti lazım. Oyunda 4 ayrı sınıf var ve öngörü edebileceğiniz üzere her arasında biri sınıfın da farklı özellikleri ve yetenekleri şeması bulunuyor. Ben oyunu yaygınlaşan olarak Taaruzcu sınıfında oynamayı yeğleme ettim. Bu sınıf, aslında hepsi tek aksiyon adamı sayılır. Diğer sınıflara göre ilave bomba ve cephane taşıma özelliği bulunuyor. Ayrıca yetenekleri geliştirmesinde açacağınız bazı yetenekler ile yakın dövüş hasarında zombileri ateşe falan da verebiliyorsunuz. Ancak işin en güzel kısmı kesinlikle “ultimate” yeteneği. Büyük tek alana yüksek tek “alan hasarı” veren Strike Fireball yeteneği, özellikle karmaşık zombi ordularıyla başa çıkmak için oğullar çare olarak yaşam kurtarıcı başlıkmda görülebilir.
Doktor, diğer Medic sınıfı, isminden da anlaşılacağı üzere ilave sağlık çantası taşıyabilen, ultimate yeteneği olarak tüm takımın canını arttırabilen tek sınıf. Ayrıca yetenekleri seçiminize göre düştüğü zamanlar kendini yerden kaldırabilme özelliği da bulunuyor. Operatör sınıfı, ekibin tepesinde uçan tek drone’u denetim ediyor. Çeşitli yetenekleri geliştirmeleri ile bu drone’un nasıl tek kurşun atabileceğini ya da takım arkadaşına can yenilemesi verebileceği gibi detayları da seçebiliyorsunuz. Son olarak savunmacı sınıfı ise yine adından anlaşılabileceği üzere takımın tankı başlıkmunda mekan alıyor.

Kalabalık tek türde yarış edecek
Oyunun görsel tonunu bir aşırı sevdi gibim. Özellikle 80’lerin o grotesk ve gri tondaki dehşet filmleri tadını alabiliyorum. İşin içine tek da gerçekten iyice dizayn edilmiş plan tasarımları girince tadından yenmedi valla. Çamurların içerisinde zar güçleri giden aracın etrafına tüneyen zombiler, arkadaşlarınızın “şunu yapın-bunu yapın!” diye bağırıp çağırması, esas göreve gitmenin verdiği güçluk ve taraf görevlerdeki güçlayıcı mini boss savaşları derken, bir bu oyunu sevdi gibiğimi söylemek durumundayım. Normal şartlarda öyle co-op temelli oyunlara da çok bayılmam ama John Carpenter’s Toxic Commando, gerçekten türünün iyice işlerinden arasında biri olmayı başarmış bana göre.
Ayrıca bu türde birçok rakibi da var. İlk başı da Left 4 Dead çekiyor mesela. L4D harikulade tek oyundur ve bugüne kadar yapılmış en temizinden co-op zombie shooter’lardan arasında biri olduğunu düşünüyorum. Toxic Commando ise daha öz havasına hakim sayılır ve o klişeleşmiş “zombi teması” akımından dahaaz sıyırılarak öz stilini oluşturmaya çalışıyor. Aynı zamanda 80’lerin getirdiği o gri tondaki absürt gerilimi filmlerinin da yardımıyla, arkadaş ortamınızın yepyeni eğlenceli kaynağı olabilir diye düşünüyorum.


1 hafta önce
9

























.jpg?format=webp&width=1200&height=630)
English (US) ·