
Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi.
İlginizi Çekebilir"DIŞARI ÇIKIP ÇIĞLIK ATTIM"
Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik'te çalışıyordum. Yangın günü giriş tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. mahsul karıştırıyordu. Sonra infilak sesi duydum, yangın yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarıda çıkıp feryat atmaya başladım. Daha sonraları da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye da geç geldi, daha sonraları hastaneye gittik. Ben öncesinde masalar vazifelisiydim. Sonrasında mutfakçıydım bununla birlikte mutfakçı adı altındaki hepsi işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde evvel kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize eğitim veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, yalınce boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize eğitim vermedi. İsmail Oransal'ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran'da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dehemmiyetsel çalışıyordum. Atakent'deki ofiste kremlerin paketlenmesine da gitmişliğim var" dedi.
"ZABITALAR GELDİKLERİNDE ONLARA HEDİYE OLARAK PARFÜM VERİLİYORDU"
Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zamanlar da sigortasız işçilerin işleri yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize işleri güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından tek hafta evvel zabıtalar geldi bununla birlikte denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal'ın yanına girdiler, sonraları çıktılar. Benim daima sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından benzer gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara armağan olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör'ü mahsul dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçiler ve muhacir işçiler çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi.
"ALEV ALDIM, KOŞARAK KAÇTIM"
Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi vaktinde çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bıraktı güçunda kaldım bununla birlikte sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde yangın yayıldı, bir da yangın aldım ve koşarak dışarıda kaçtım. İlk yerde dolum, sonuncu yerde ise hem dolum hem imalat yapılıyordu. Eski yerde da Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yepyeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal'ın ikisi oğlu da geliyordu, zamanlar zaman hayır ediyorlardı" diye başlıkştu.
"KIZIMIN KEFENİ OLMADI HAKİM BEY"
Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir'in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım öldü istemiyordu. Kurtuluş Oransal'ın kötü davrandığını, çeşitlilik çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok' diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzunluğu süresi sükut hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına ttesirk etmek için çalışmak istedi" dedi.
"KIZIMI KÖMÜR OLARAK ALDIM"
Nisa Taşdemir'in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi dolayı hastanede yattım. Kızımı temel ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zamanlar affetmeyeceğim" dedi.
"SAĞ VERDİM, ÖLÜSÜNÜ ALDIM"
Tuğba Taşdemir'in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba'yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak güçunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek devamlı oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah'tan hasılat bununla birlikte buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.
"ÇOCUĞUMU TORBAYA KOYUP GETİRDİM"
Tuğba Taşdemir'in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde başlıkştu.
"KIZIMIN İSKELETİNE SARILDIM"
Cansu Esatoğlu'nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışmalar şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehditleri ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.
"PARA HIRSI İLE ÇOCUKLARIMIZIN HAYATINI ALDILAR"
Cansu Esatoğlu'nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları mekan maden tarlası gibiydi. Oturup yemek besin yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, işleri güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için esir gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi.
"ÜÇ ÇOCUĞUM YETİM KALDI"
Ölen Esma'nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne da uyuduğum uykudan tatlar alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların ilave para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 aylık oyaladılar. Sonra bu hadise yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde başlıkştu.
"DENETLEME ÇORLU'DAN GEÇİYOR, DİLOVASI'NDA ÜRETİM YAPILIYORDU"
Tuncay Yıldız'ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce'de Kurtuluş Oransal ile babam birlikteki çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası'nda babamı ziyaretleri ettiğimde Kurtuluş Oransal'ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu imalathane yalınce Kurtuluş Oransal'ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin işleri tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu'dan geçiyor, Dilovası'nda imalat yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye başlıkştu.
"ZABITALAR PARFÜMLE GÖNDERİLİYORDU"
Tuncay Yıldız'ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.'nın Çorlu'daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.'nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan öz ailesi olsaydı böylece davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.
"BİZİMLE İLETİŞİME GEÇMEYE ÇALIŞTILAR"
Tuncay Yıldız'ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara mali desteği veren Ali Osman A.'dır. Eşim, Kurtuluş Oransal'ın ‘arabada yattığını' söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta bulunmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce'deki önceki yuva sahibi, hadise sonrasında bizimle haberleşmee geçmeye çalıştı bununla birlikte giriş etmedik" dedi.
"KREMLERİN ARKASINDA TEKİRDAĞ ADRESİ VARDI"
Şengül Yılmaz'ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı bununla birlikte başlıkşamadı. Hastane sıhhat annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o biçimde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin geride Tekirdağ'daki adresler mekan alıyordu" ifadelerini kullandı.
"RAVİVA'DEKİ PARFÜM DOLUM MAKİNELERİNİN ÜSTÜNDE İSMAİL ORANSAL'IN ADI YAZIYORDU"
Ölen Şengül'ün evlat kardeşi Emine Bulut ise, "Daha evvel 1 aylık boyunca olan Raviva'de çalıştım bununla birlikte sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva'deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal'ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek işleri yaptırıyordu" dedi.




























English (US) ·