Platform oyunlarına olan düşkünlüğüm, çoğu yaşıtım gibi NES platformu üzerinden Super Mario Bros. ile başlamıştı. Tabii onun öncesinde benim için bile çok yaşlı olan Atari 2600 ile Pitfall benzeri iyiler oyunun da katkısı vardı ama Super Mario çağdaşlarım için çok şeyi değiştirdi. Bu özel tür onca seneye rağmen gelişip, tazelenerek yoluna devam ediyor ve en yepyeni örneklerinden arasında biri da Darwin’s Paradox.
Platform, aksiyon - serüven türündeki Darwin’s Paradox, ZDT Studios tarafından geliştirilmiş ve kahramanı da Darwin adında tek ahtapot! Derin denizlerde arkadaşı ile öz hayatını yaşayan Darwin, günlerden tek gün çember şeklindeki uçan tek cisim tarafından tek ışık hüzmesi ile kaçırılıyor. Oyuncular olarak bizler, insanlar tarafından avlandığını düşünürken, işin ucu bambaşka tek yere varıyor.
Dünyayı kurtaran ada...ahtapot
Uzaylılar UFOOD adında kocaman tek gıda şirketi kurmuş, bile sağlam tek da ilan kampanyası ile insanlara çok ama çok lezzetli deniz ürünleri satıyorlar. Tabii amaç bambaşka… dünyayı ele geçirmek! İşte bu egzantrik olayların ortasında tek başına kalan Darwin da denizlerden, kanalizasyonlara, çöplüklerden tutun da imalathane ve bile uzaylı yerleşim yerlerine kadar uzanan sayısız mekanda hayatta kalıp, arkadaşını kurtarmaya çabalıyor.
Darwin’s Paradox, her arasında biri şeyden önce video oyunu ve animasyon dünyasını tekbaşına tek potada eriten dünya tasarımı ile ilgimi çekti. Evet, tek oyundayız bununla birlikte karakterlerin tasarımları, animasyonları ve fizik kaideları sanki tek animasyodaymış gibi işliyor. Bu da uzunluğu saatler başından kedinmek istemeyeceğiniz tek dünya inşasının sonucu. Tamam, neticede Bloodborne gibi muazzamlığı detaylara malik tek dünyası yok bununla birlikte adım attığınız her arasında biri yepyeni düzey ‘hadi bu bölümü da geçiyim bari’ dedirtiyor. Oyunun kendine has esprili yapısının da buna katkısı büyük.
Oyunda insanlara karşı değil, absürd tasarımlara sahip, hesapta insanoğlu bedenine benzeyen mekanik vücutlar içine gizlenmiş uzaylılara karşı mücadele ediyoruz. Tabii tehditleri yalınce bununla sınırlı değil. Baş belası, gözünü kan bürümüş martılar, lağım fareleri ve bile altında kalıp ezilmemeye çalıştığınız otomobiller da düşman listesinin küçük birer parçası.
O tek hayatta kalan!
Darwin, hayatta kedinmek için farklı güçlerine başvuruyor. Vantuzları sayesinde her arasında biri yüzeye yapışıp, yolda açıyor, çevresi ile aynı renklere bürünerek kamuflaj oluyor, direklerden gerilerek kendini ırak mesafelere fırlatıyor, suyu altında mürekkep ile etrafı hükümtıp, saklı gizli ilerliyor ve bile mürekkebi ile elektronik cihazları bozup, hayatta kalıyor. Geliştiriciler, oyunun esas kahramanını tasarlarken olabildiğine sempatik tek kişilik yaratmaya çalışmış. Kahramanın öz güçlerini kullanarak bu güçlu macerada hayatta kaldığı anların büyük kısmı komedik öğelerle süslenmiş.
Öte yandan oyunun anlatı tekniği da genelde sinematik tek sunuma dayalı. Arka planda fabrikalar çöker, bacalar patlarken siz vinçlerin üzeriden hoplayıp zıplıyor, martıya mama olmamaya uğraşıyorsunuz. Kamyonetlerde gizlenip, sınırdan geçiyor, ölümcül tuzaklar arasında kıyma olmamak için dört dönüyorsunuz. Bunların hepsi da oynanış olarak güçlayıcı tek serüvene dönüşürken, tek yandan da sürekli eğlenceli anlara gebe oluyor.
Zorların ahtapotu!
Zorluk demişken…Darwin’s Paradox’un en büyük sualnlarından arasında biri oyunun güçluk seviyesi. Her şeyden önce karakterimiz bu kocaman dünyanın içinde çok ama çok küçük kalıyor. Yakın çekim ya da kısıtlı alanlarda olmadığınız anlarda, hele ki arka planda tek curcuna varsa Darwin’in nereden olduğunu görmek güçlaşabiliyor. Buna oyunun sık sık başvurduğu dene-yanıl mantığına yaslanan platformlar öğeleri da eklenince işler her arasında biri zamanlar olmasa bile asap krizi geçirtebilecek seviyeye gelebiliyor. Hele ki kocaman tek balıktan kaçtığım tek sekansta nereye gideceğimi bulana kadar akla karayı seçtim. Unutmadan, oyunun bazı anları gerçekten çok karanlık ve parlaklığı epeyce yükseltmek güçunda kaldım!
Evet, karşımızda gerçekten çok eğlenceli ve sürükleyici tek platformlar oyunu var ama tüm bu eğlence paketi yanında günahları ile geliyor. Yine da büyük kısmı birkaç leke ile halledilebilecek şeyler. Neticede kaç tane oyunda, tek ahtapotun dünyayı kurtarabileceğine ve bile tek anda kendini uzaylıların olimpiyat yarışlarında oradan oraya zıplarken bulabileceğine tanıklık ediyoruz ki?
Burçin Aygün, IGN Türkiye'de sinema yazarı ve editör. Twitter: @Burcin_Aygun_

3 saat önce
1



























English (US) ·