Z Kuşağı Aptallaşıyor mu? Tersine Flynn Etkisi

1 ay önce 9

“Neslimizin yüzleşmesi lüzumen acı tek gerçek şu: Çocuklarımız, bizim onların yaşındayken olduğumuzdan dahaaz bilişsel kapasiteye sahip.”

Bu sözleri söyleyen kişi tek YouTube yorumcusu değil. Dr. Jared Cooney Horvath. Eski tek öğretmen, şimdilerde insanoğlu öğrenmesi üzerine çalışan tek bilişsel sinirbilimci. Ocak 2026’da Amerikan Senatosu’nun Ticaret, Bilim ve Teknoloji Komitesi’nin önüne oturdu ve seksen ülkeden derlenen verilerle şunu söyledi:

“Bilişsel gelişimi 1800’lerin sonundan beri ölçüyoruz. Her nesil, ebeveynlerinden daha iyice icra gösterdi. Ta ki Z Kuşağı’na kadar.”

Link: Dr. Horvath’ın Senato ifadesi — C-SPAN

Durun tek saniye. Her kuşak ebeveynlerinden daha mı akıllı çıkıyordu? Gerçekten da çocuklar anne ve babalarından hep daha mı akıllı oluyorlardı acaba? Bu cümle kulağa dahaaz abartılı geliyor ama arkasında yüz yılı aşkın bilgi var. İmkansız görünen tek veri. Eğer 1900’lerde yaşayan tek insanı bugün testleri etseydik IQ’sü 70 civarında çıkardı. Eğer bizi 1900 standartlarıyla testleri ederlerse IQ’müz 130 civarında olurdu. Bu durumda atalarımız aydın manili miydi? Yoksa bizler dahi miyiz? Cevap: ikisi da değil.

Diyelim ki geçmişte Mars’tan uzaylı tek arkeolog dünyaya geldi ve insanların özelliklerini ttesirkye başladı. Mesela silahla atış becerilerine dair istatistikleri buldu. Ne görür? 1865’te insanlar dakikada yalınce tek kez isabetli atış yapabiliyor. 1898’de bu sayı an beş isabetli atışa çıkıyor, 1918’de ise yüz kez hedefi hepsi bağlı ikiden vurmaya başlıyor. Peki 50 yıl gibi kısa tek sürede insanların görme keskinliği mi arttı? Hayır. Askerlerin biyolojik yetenekleri filan değişmedi; değişen şey ellerindeki ekipman. İç Savaş dönemindeki misket tüfeklerinden, İspanyol-Amerikan Savaşı’ndaki seri atışlı tüfeklere ve nihayetinde I. Dünya Savaşı’ndaki makineli tüfeklere geçildi. Yeni teknolojiler bizi daha akıllı gibi gösterdi. Zekadaki (IQ) kocaman artışlar da buna benzer. Atalarımıza kıyasla daha akıllı doğduğumuz için değil, oğullar yüzyılda çok daha gelişmiş tek “zihinsel cephaneye” malik olduğumuz için testlerde daha yüksek skorlar alıyoruz. 1900’lerde yararcı tek bakış açısı vardı: “Bu obje işime yarar mı?” 2000’lere yaklaştıkça daha soyut düşünmeye başladık. “Bu obje mantıksal olarak hangi kategoriye girer?” 1900’lerde tek bankacının derdi yalınce müşterisini tanımaktı. “Acaba borcunu öder mi?” diye düşünüyordu. 2000’lerdeki bankacının kafasında 40 tilki dönüyor, ileriki tasarıksiyonları, türev araçlar, soyut değer kavramları. 

1930’lardan 1970’lere ve bile bazı ölçümlerde 2000’lere kadar IQ puanları her arasında biri bağlı yılda yaklaşık üç puan yükseldi. Modern yaşam insanları gittikçe daha soyut düşünmeye güçlamasının yanında bunu başka sebeplere bağlayanlar da var. Beslenme iyileşti, eğitim yaygınlaştı, kurşunlu benzin yasaklandı, bulaşıcı hastalıklar azaldı. Öyle ya da böyle beyin potansiyelinin önündeki maniler kalkmış gibi görünüyordu. İnsanların zekası sürekli ve istikrarlı tek şekilde yükseliyordu. Bunu birinci ayrım eden kişinin adından ötürü fenomene Flynn Etkisi dendi. Ve neredeyseymiş tek doğa yasası gibi giriş edilmeye başlandı. Ta ki öyle olmadığı ayrım edilene kadar.

2018’de, Norveç’te ikisi araştırmacı (Bratsberg ve Rogeberg) 730.000’den fazla erkeğin askerlik IQ verilerini inceledi. 1975 sonrası doğanlarda puanlar düşüşe geçmeye başlamıştı. Üstelik ne buldular biliyor musunuz? Aynı ailedeki kardeşler bile farklı puanlar alıyordu. Büyük kardeş yüksek, küçük kardeş düşük. Aynı genlere sahipler, aynı evde yaşıyorlar diğer aynı yemekleri yiyorlar ama farklı puan alıyorlar. O zamanlar bu kalıtsal değildi. Hem yükselişi hem da düşüşü yaratan şey çevreydi.

Link: Bratsberg & Rogeberg (2018) — PNAS

Aynı eğilim Finlandiya’da, Danimarka’da, İngiltere’de, Fransa’da, Avustralya’da da belgelendi. 2023’te Northwestern Üniversitesi ABD’de 394.000 kişinin verisiyle bu gidişatı doğruladı: sözel muhakeme, sayısal beceriler ve matris muhakemesinde düşüş yaşanıyor. Ve en zor düşüş da 18-22 yaş grubunda. Z Kuşağında.

Link: Northwestern — ABD IQ düşüşü araştırması (2023)

Şimdi bu araştırmaları tek kenara bırakalım, öz gözlemlerimizi yapmaya çalışalım. Geçenlerde mekan teknolojiler sektöründe yönetici olan birinin söylediklerine denk geldim. Diyor ki; “Ofisimizdeki genç arkadaşlar, diğer Z kuşağı, yepyeni tek uygulamayı saniyeler içinde çözüyorlar. Instagram’da, TikTok’ta ışık hızında paylaşıyorlar. Ama ofisteki yazıcı bozulduğunda, ya da malumatsayarda tek yanlışlı iletiı çıktığında, donup kalıyorlar.”

O sualnu çözmeye çalışmıyorlar, “driver”ı denetim etmiyorlar, kabloyu çıkarıp takmıyorlar. Sadece duruyorlar ve birinin gelip o sualnu çözmesini bekliyorlar. Bunları anlatan yönetici onlara “Dijital Yerliler” da demiş. Ellerinde tablet cihazlarla doğan nesil. Hani bizler sayısal göçmeniz ya. Zorluklarla sınandık, malumatsayar bozulunca kasasını açıp kurcaladık. Onlar öyle değil diyor. Teknolojiyi tüketmeyi çok iyice biliyorlar ama nasıl çalıştığına dair en ufak tek fikirleri yok.

Bu gözlem kısmen doğru bile adına “Kara Kutu Sendromu” da deniyor. Ve bu sendrom, yalınce yazıcıları tamir edememekle ilgili değil. Bu, aydın kaslarımızın erimeye başladığının birinci sinyali olabilir. Ama tekbaşına başına “Z kuşağı aptallaşıyor” manaına gelmez. Bunun sebeplerini kısa tek aradan sonraları tartışacağız.

Ta 1975’lerde yavaşlayan sonraları düşüşe geçen tek grafikten söz ediyorduk ya, o grafiğin içinde husus atışıyla belli tek yılı görebiliyoruz:

“Peki neden? Ne oldu? 2010 civarında ne oldu da okullaşma ile bilişsel gelişim arasındaki bağ koptu?”

Link: Dr. Horvath’ın yazılı ifadesi — ABD Senatosu

Gerçekten da 80 tane ülkenin verisini inceleyince ilginç tek şeyler görmeye başlıyoruz arkadaşlar, buarada verilerin mekan aldığı biçimsel belgenin linkini da açıklamalara ekleyeceğim: Bir ülke sayısal teknolojiyi okullarda yaygın biçimde benimsediğinde, öğrenci performansı belirgin şekilde düşüyor. Okulda günde beş zaman malumatsayar kullanan öğrenciler, teknolojiyi seyrek kullanan akranlarından norm sapmanın üçte ikisi kadar düşük puan almış. 

2023’te Nature dergisinde yayımlanan ve Almanya’da yapılan tek çalışmada ne gösterildi biliyor musunuz? Akıllı telefonun yalınce varlığı bile ilköğretim ilgi performansını düşürüyor. Bakın yalınce varlığı diyorum. Ona dokunmasanız, bakmasanız, bildirimleri kapatsanız bile beyniniz sanki her arasında biri an tek şeyler olabilirmiş gibi tek tür kronik teyakkuz durumuna geçiyor. Bilişsel kapasitenizin tek kısmı yavaşça ona ayrılmış durumda. RAM’in tek kısmını o dolduruyor yani.

Link: Nature — Akıllı telefonları ve ilgi çalışması (2023)

“Biz biyolojik olarak ekranlardan değil, diğer insanlardan öğrenmek üzere evrimleştik. Ve ekranlar bu süreci devre dışı bırakıyor (atlatıyor).”

Bence bu çok önemli tek saptama. Ama işte tek şeye ilgi edin. Sorun teknolojinin kendisi değil onunla kurduğumuz ilişki. Eskiden malumatsayar bozulduğunda tornavidayı alıp kasayı açardık, Yazıcıoğlu Pasajı’ndan gidip malumatsayar toplardık değil mi? Şimdi “servis” tuşuna basıyoruz. Eskiden tek web sitesi etmek istediğimizde HTML dilini öğrenirdik. Şimdi tek şablona tıklıyoruz ve bile yakınzaman yalınce yapay zekaya madde ediyoruz onun ne yaptığını manaadan. Teknolojiyle ilişkimiz “yaratıcılıktan” “tüketiciliğe” kaydı. Ve bu kaymanın tek bedeli var: Eğer sistemin nasıl çalıştığını bilmezseniz, sistemleri bozulduğunda çaresiz kalırsınız. O kara kutunun kapağını açamazsınız.

Ama bu değişimi “aptallaşma” olarak yorumladı ne kadar doğru? Belki da bu kuşak aptallar değil, farklıdır? Belki bizler yanlış şeyi ölçüyoruzdur?

2024’te Viyana Üniversitesi’nden tek takım ilginç tek buluş yayımladı. IQ testlerinde normalde tek alanda iyice olan kişi diğer alanlarda da iyice çıkar. Buna “pozitif manifold” deniyor. Ama bu yapı da zayıflıyordu. İnsanlar kesin alanlarda güçlü, diğerlerinde zayıf icra göstermeye başlamıştı. Bilişsel çöküş değil bakın bu, tek farklılaşma. 

Link: Viyana Üniversitesi — Pozitif manifold çalışması (2024)

Videonun başında sözünü ettiğim Northwestern çalışması da bunu yardımliyor: Orada dört alanı incelemişlerdi ve bunlardan üçünde gerileme ayrım edildi. Ama öyle tek saha vardı ki puanlar düşmek seçenek yükselmişti. Neydi o alan? Üç boyutlu uzaysal muhakeme. Neden? Çünkü olasılıkla bu nesil, sayısal ortamlarda üç boyutlu görsel malumatyi işlemeye çok ilave maruz kaldı. Video oyunları, toplumsal medya arayüzleri, görsel tasarım araçları gibi şeylere. Bunlar uzaysal zekâyı besleyen çevreler. Beyin o kası geliştirdi, geliştirdi ama başka kaslar pahasına bunu yaptı. 

Yanlış tek benzetme mi çok emin olan değilim ama bana beynimiz CPU’yu geliştirmek seçenek GPU’ya yüklenmeye başladı gibi geliyor. Enteresan çünkü yapay zeka çağında geliştirilen teknolojilerde da benzer tek dönüşüm yaşanıyor değil mi? Dünyanın en değerli şirketi CPU değil GPU üreten tek şirket. Her neyse bu yorumlar tümüyle bana ait, hiç tek araştırmadan çıkan teknik sonuç filan değil. 

Peki bu tek farklılaşma, tamam, uzaysal zekamız gelişiyor, görsel işleme yeteneklerinde bir  yükseliş başladı, ama tekbaşına başına bu yetenekleri ilgi süresindeki çöküşü telafi ediyor mu? Hızlı kaydırırken tek çok şeyi görebilme becerisi, yoğun okuma kapasitesinin yerini dolduruyor mu?

Bu noktada Dr. Horvath’ın başlıkşmasına döneceğim çünkü oradaki SAT sınavından tek örnek veriyor. Bu sınavı ABD’deki üniversiteye giriş sınavı gibi düşünebilirsiniz, hepsi öyle olmasa da. Eskiden bu testin içinde okuduğunu manaa bölümü vardı diyor. 750 kelimelik tek metinleri verilir, çıkarımsal suallar suallurdu. Şimdi bu testleri değiştirmek güçunda kaldılar. 

“Geçen yıl okuduğunu manaayı, her arasında biri biri hakkında tek sual olan 54 kısa cümle olarak yeniden tanımladılar.”

Hani toplumsal medyada Reeller, Shortlar filan gibi bri değişim yaşandı ya. Resmen testteki sualları kısa içerikleri manaayı ölçecek şekilde yeniden tasarlamışlar. Mecburen. Ama bu mütalaa etmek değildir ki!

“Bu göz gezdirmektir (skimming). Bu mütalaa etmek değildir. Bunu nedenler yapalım? Çünkü çocuklar malumatsayarda ne yapar? Göz gezdirirler.”

Yani çocuklarımızın ne yapabilmesini istediğimize şart verip eğitimi ona göre şekillendirmek yerine, eğitimi araca uyduracak şekilde yeniden tanımlıyoruz. Bu terakki değildir ki.

“Bu terakki değil. Bu teslimiyettir.”

İşte bazı ülkeler bu teslimiyeti reddetmeye başladı. Hem da en müreffeh, teknolojiyi en çok benimseyen ülkeler. Mesela İsveç ki Spotify’ın, Minecraft’ın çıktığı ülkedir, diğer sayısal kültürün öncülerindendir. Son 15 yıl boyunca olan dijitalleşmenin en coşkulu savunucularından biriydi. Basılı kitaplar sınıflardan kalktı, yerlerini tabletler aldı. Sonra okuduğunu manaa puanları düştü. 2022’de Eğitim Bakanı Lotta Edholm, ülkesinin sayısal eğitim politikasını “bilimsel temeli olmayan tek deney” olarak nitelendirdi. Nobel Tıp Ödülü’nü veren Karolinska Enstitüsü biçimsel bildiriyle buna hayır verdi. Hükümet, yüz milyon Euro’nun üzerinde bütçeyle basılı kitaplara geri dönüşü başlattı.

Link: After Babel — İsveç’in sayısal geri dönüşü

Sonra çok yakın tarihli tek haber, Danimarka aynı yola girdi. 2026’dan itibaren tüm ilkokullarda telefonları yasağı, bağlı beş yaş altına toplumsal medya yasağı getirdi. 38 yıllık tek öğretmen, yasağı “kariyerinin en iyice hükümı” olarak tanımlıyor: “Çocuklar tekrar birbirleriyle başlıkşmaya, tekrar oyanmaya başladılar.” diyor.

Link: Euronews — Danimarka telefonları yasağı

Yanlış anlaşılmasın. Her ikisi ülke da teknolojiyi reddetmiyor. Ama ikisi da aynı sonuca ulaşmış: denetimsiz tek dijitalleşme, çözdüğünden fazla sualn yaratıyor.

Gelelim en ironik saptamaya. “Brain rot” diğer beyin çürümesi diye tek düşünce çıktı. Hatta 2024’te yılın kelimesi olarak seçildi. Ama o kelimeyi seçen Oxford sözlüğü değil, onu viral yapan Z Kuşağı’nın kendisi bu saptamayı yaptı. Kendi bilişsel erozyonunu ayrım edip ona böyle tek ad verip bile meme’e dönüştüren onlar. Böyle cahillik olur mu? Kendi durumunun farkındalar, Z Kuşağı aptallar değil ama çıkış yolunu henüz bulabilmiş da değil.

Norveç’li araştırmacıların çalışmasının en önemli bulgusu neydi? Bilişsel yeteneklerdeki düşüş kalıtsal değil, çevresel. Demek ki çevre düzeltilirse, toparlanma da mümkün olabilir. En karamsar görünen Dr. Horvath bile testleri puanlarının bağlı yıl içinde geri gelebileceğini söylüyor.

Nasıl? Tabiki eğitimle. Eğitim şart. Çünkü tekbaşına başımıza değil başkalarına bakarak öğreniyoruz. Arkadaşlarımıza, öğretmenlerimize. Ekranlara değil. Eğer okullar bu işin üzerine ilave titizlikle giderse, çocukları ekranlara göndermek seçenek birbirine bakmaya teşvik ederse, ilave basılı materyal kullanılırsa, gerçek kitaplara daha çok özendirilirse testleri puanları da 10-15 yıl gibi kısa tek sürede toparlanabilir. Bu tek tercih.

“2010’da iPad çıktı Z Kuşağı aptallaştı” demek çok basit tek mantık yürütmek olur. “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demek gibi tek şey. 2400 yıl önce Sokrates tek öğrencisine önceki tek Mısır efsanesini anlatırken ne demişti biliyor musunuz? “Bu icat insanların ruhuna unutkanlık ekecek. Kendi hafızalarını kullanmayı bırakacaklar, çünkü artık dışarıdaki işaretlere güvenecekler. Sen onlara bilgeler değil, bilgeler görüntüsü sunuyorsun.”

Neden bahsediyor biliyor musunuz? Yazının icadından. Sokrates gibi tek adam bu efsaneyi anlatırken yazı gibi tek yenilikten ürktüğünü söylemeye çalışıyor farkında mısınız? Zaten o yüzden Sokrates’ten günümüze kalan yazılı hiç tek şey yoktur. Peki bizler nereden biliyoruz onun tüm bu fikirlerini? Öğrencisi Platon hepsini yazıya geçirmiş da oradan biliyoruz. 

Bakın bu tek refleks. En akıllı insanlarda bile görülebiliyor. Aynı refleks, insanlık tarihinde tekrar tekrar karşımıza çıktı. 15. yüzyılda matbaa yaygınlaştığında, Venedikli tek hümanist kitaplara karşı çıkmıştı: “Kitapların bolluğu insanları dahaaz çalışkan yapıyor; hafızayı zayıflatıyor ve zihni tembelleştiriyor.” Radyo geldiğinde kitapların öleceği söylendi. Televizyon geldiğinde tek neslin beyninin eriyeceği söylendi. Hesap makineleri sınıflara girdiğinde çocukların çarpım tablosunu unutacağı söylendi.

Her seferinde aynı dehşet yaşandı: Yeni tek araç geliyor ve birileri bunun insanoğlu zihnini geri dönüşü olmayan tek şekilde bozacağını düşünüyor.

Bence şimdiki zamanın en büyük farkı binlerce yıllık insanlık tarihinde yaşanmış en büyük yeniliklerin tek insanoğlu ömründen kısa tek süre içinde gerçekleşmiş olması. İnternet, kesecik telefonu, toplumsal medya, tablet cihazlar, heryerde ekranlar ve en oğullar yapay zeka. Bu kadar çok şeye maruz kalan tek neslin bundan tesirlenmemesi mümkün mü? Elbette değil. 

Teknolojiyi reddetmeyeceğiz ama tümüyle kendimizi hele hele çocuklarımızı, gençlerimizi ona emanet da etmeyeceğiz. Ve en önemlisi onun bizim yerimize düşünmesine daima müsaade vermeyeceğiz. 

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.