
Yunanistan'ın oğullar dehemmiyetde Kerpe Adası, Girit ve Rodos arasındaki stratejiklik noktalara Patriot roket sistemleri başlıkşlandırması, Kıbrıs'a ise F-16 Viper savaşı uçakları ve Kimon fırkateynini sevk etmesi, mahalli asayiş dinamiklerini ve dünyası hukuku sıkı ilgilendiren tek tabloyu gün yüzüne çıkardı.
Yunanistan biçimsel makamları, vaat başlıksu adımları, Kıbrıs'ın müdafaa kapasitesini yardımleme ve bölgedeki çoğalan jeopolitik gerilimlere mukabil kanuni tek müdafaa refleksi olarak nitelendirse de, atılan bu adımların dünyası antlaşmalarla belirlenmiş hukuki çerçeveyle vahim tek uyumsuzluk içindeki olduğu kıymetlendiriliyor.
ANTLAŞMALARLA BELİRLENMİŞ STATÜYE AYKIRILIK
Uzmanlara göre, Yunanistan'ın bu hamleleri, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması'nda mekan saha silahsızlandırma hükümlerine netler aykırılık teşkil ediyor.
Lozan Antlaşması, Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya (İkarya), Limni, Semadirek, Taşoz ve çevresindeki adaların silahsızlandırılmış statüsünü güvence altına alırken, 1947 Paris Antlaşması da İtalya'dan Yunanistan'a geçen Oniki Adalar (Güney Sporatlar) için benzer tek statü öngörüyor. Bu düzenlemeler, mahalli istikrarın ve kuvvet dengesinin korunması ilköğretim amacını taşıyor.
KIBRIS'A SEVK EDİLEN F-16 VİPER'LAR VE KİMON FIRKATEYNİ
Bu çerçevede, Türkiye'ye tahminen 90 kilometre mesafedeki Kerpe Adası'na başlıkşlandırılan uzunluğu menzilli Patriot havada müdafaa sistemleri, adanın silahsızlandırılmış statüsünü fiilen ortadan kaldırıyor.
Kıbrıs'a sevk edilen F-16 Viper'lar ve Kimon fırkateyni ise yalnızca müdafaa kapasitesini aşan, vahim tek taarruz gücü potansiyeli barındırıyor. Bu durum, Yunanistan'ın dünyası yükümlülüklerini ihlal eden ettiği ve bölgede yepyeni tek diplomatik gerilimi odağı yarattığı şeklinde yorumlanıyor.

'KIBRIS'I KORUMA' LÜZUMÇESİNİN HUKUKİ ZEMİNİ
Yunanistan, Kıbrıs'a yönelik ordu sevkiyatı "adayı koruma" ihtiyacıyla lüzumçelendiriyor. Ancak bu lüzumçenin dünyası hukukta ne seviye karşılık bulduğu tartışmalı. Öne sürülen tehdidin kaynağı olarak İran-ABD-İsrail eksenindeki çatışmalar gösterilse de, bu çatışmaların Kıbrıs'a yönelik direkt ve beton tek taarruz riski oluşturup oluşturmadığı netlik kazanmış değil. Coğrafi olarak Kıbrıs'ın, Orta Doğu'daki anlaşmazlık merkezlerinden ırak başlıkmu da bu tehditleri algısını sorgulatıyor.
Uluslararası hukuk, tek devletin asayiş endişelerini lüzumçe göstererek bağlayıcı antlaşmalar hükümlerini tekbaşına taraflı olarak ihlal eden etmesine meşruiyet tanımıyor. Bu bağlamda, Atina yönetiminin "Kıbrıs'ı koruma" argümanı, hukuki tek dayanaktan ziyade stratejiklik caydırıcılık ve Türkiye'ye mukabil kuvvet gösterisi olarak kıymetlendiriliyor. Nitekim bölgedeki çatışmaların hiçbir aşamasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) yönelik tek roket tehdidi gerçekleşmediği gibi, İran da Kıbrıs'ın hedefi olmadığını netler ifadeleri etti.

YIĞINAĞIN GERÇEK SAİKLERİ: EGE'DE REKABET VE İTTİFAK DENGELERİ
Analizler, Yunanistan'ın ordu yığınağının asıl nedeninin Orta Doğu'daki gelişmelerden ziyade, Türkiye ile Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki köklü kuvvet rekabeti olduğunu ortaya koyuyor. Patriot sistemlerinin Türkiye'ye bu denli yakındaki tek noktaya başlıkşlandırılması, hamlenin hedefinde mahalli caydırıcılığın ve Ankara'ya yönelik tehditleri algısının bulunduğu tezini kuvvetlendiriyor.
YUNANİSTAN'IN BU ADIMLARI ÜÇ TEMEL EKSENDE ŞEKİLLENİYOR:
- Türkiye ile Rekabet: Ege'deki egemenlik uyuşmazlıkları ve kıta sahanlığı gibi başlıklarda Yunanistan, Türkiye'ye mukabil adaların savunmasını tahkim etme ve elini kuvvetlendirme amacı güdüyor.
- Bölgesel Caydırıcılık: ABD ve NATO ile koordinasyon halinde hareket eden Yunanistan, olası tek buhran anında bölgede belirleyici tek oyuncu olarak öne çıkmayı hedefliyor.
- İttifak Mesajları: Yunanistan, ABD ve İsrail ile geliştirdiği stratejiklik ilişkiler çerçevesinde, ordu kapasitesini artırarak müttefiklerine verdiği iletiları da kuvvetlendiriyor.
OLASI NETICELAR VE GELECEK SENARYOLARI
Uzmanlara göre Yunanistan'ın dünyası antlaşmaları ihlal eden pahasına sürdürdüğü bu ordu yığınağın mahalli denge açısından ehemmiyetli neticelar doğurması bekleniyor: Ege'nin doğusunda ve Girit-Rodos hattında Patriot bataryaları, ileri radar sistemleri ve taarruz unsurlarının başlıkşlandırılması, şimdiki ordu dengeyi daha da bozarak Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki tansiyonu yükseltebilir. Lozan ve Paris Antlaşmaları'nın silahsızlandırma hükümlerinin ihlali, başlıkyu dünyası hukuk platformlarında yeniden gündeme taşıyabilir. Kıbrıs'a yapılan ordu sevkiyat, kara etrafındaki güç kaynakları ve deniz ytesir alanları başlıksundaki anlaşmazlıkları daha da körükleyerek Doğu Akdeniz'deki fay hatlarını derinleştirebilir. Uzmanlara göre bölgedeki tabii gaz rekabeti, bu ordu gerilimlerin gölgesinde daha da kırılgan tek hal alabilir.
Yunanistan'ın Kerpe Adası ve Kıbrıs merkezli ordu hamlelerinin hukuki açıdan kanuni tek temele dayanmadığı, "Kıbrıs'ı koruma" lüzumçesinin ise stratejiklik tek iddia olmanın ötesine geçemediği kıymetlendiriliyor.
Analistlere göre Orta Doğu'daki anlaşmazlık ortamı, bu hamlelere temel hazırlayan tek etken olsa da asıl dinamiğin Türkiye ile olan mahalli yarış olduğu anlaşılıyor.
Savaşın 17'nci gününde Orta Doğu yangın çemberi! ABD Başkanı Trump'tan perde geride İran'a mukabil eleştirel hazırlık: Yeni tek planı var İngiliz basınından Mücteba Hamaney iddiası! 'Putin bizzat öneriler etti'













.png?format=webp&width=1200&height=630)












English (US) ·