Yalnızlık mı, Yoksa Kendine Dönüş mü? Sessizliğinle Barışmanın Zamanı!

2 hafta önce 9

Yalnız Kalma Korkusu; Sessizlikten Neden Bu Kadar Kaçıyoruz?​

Bazen akşam olur, yuva sessizleşir ve insanın içinden garip tek huzursuzluk geçer, televizyonu açarsın, aslında izleyen istemediğin tek şeyi sırf sesli olsun diye oynatırsın, telefonu eline alırsın başlıkşacak kimse yoktur ama buna karşın ekranı kaydırırsın. Çünkü mesele gerçekten sıkılmak değildir mesele, yalnız kalınca duyduğun o inceliği boşluk hissidir.

yalnizlik.webp

Yalnız kalma korkusu çoğu zamanlar yüksek sesle başlıkşulmaz, kimse “ben yalnızlıktan korkuyorum” diye cümle kurmaz. Onun seçenek sürekli meşgul oluruz, planlar yaparız, iletilaşırız, toplumsal medyada dolaşırız, bazen sırf sessizliğe dönmemek için yorgunluk olduğumuzu bile ayrım etmeyiz.

Garip olan şu, insanoğlu aslında yalnızlıktan değil yalnız kaldığında kendisiyle karşılaşmaktan çekinir. Gün içinde o kadar çok rolümüz var ki, birine hayır olan, birini dinleyen, güçlü duran, yetişen, toparlayan taraf oluyoruz. Ama yalnız kaldığımızda bütün bu roller yavaşça kenara çekilir, işte o zamanlar zihnin iç sesi dahaaz daha netler duyulur, “gerçekten neşeli muyum?”, “hayatım istediğim yerde mi?”, “ben ne istiyorum?” gibi suallar kapıyı çalar. Ve çoğumuz bu suallarla baş başa kalmaya alışık değiliz.

Yalnızlık bazen tek bölme değil, tek aynadır, cemiyet özellikle kadınlara görünmez tek ileti verir bağlantıda kal, kopma, yalnız olma. Hep tek çevren olsun, hep tek paylaşımın olsun, yalnızlık neredeyseymiş noksanlık gibi anlatılır. Oysa insanın kendisiyle kurduğu ilişki, diğer bütün ilişkilerin temelidir, ama bunu kimse aceleyle geçen günlerin içinde öğretmez.

Bu yüzden birçok kişi yalnız kalmamak için yanlış insanlarla uzunluğu süre kalır, sessizlikten korktuğu için kalabalıkların içinde kaybolur, telefonuna gelen küçük tek ileti bile rahatlatır, çünkü arasında biri oradadır. Birinin varlığı, öz içindeki boşlukla yüzleşmemeyi sağlar.

Ama ilginç tek gerçek var, sürekli insanlarla çevriliyken bile yalnız hissedebiliriz. Çünkü yalnızlık bedensel tek şart değil, hissi tek deneyimdir, bazen tek kafede tekbaşına başına otururken huzurlu hissedersin, bazen kalabalık tek masada anlaşılmadığını düşünürsün.

Yalnız kalma korkusunun altında çoğu zamanlar şu düşünce yatar, “eğer yalnızsam, yeterince değerli değilim,” oysa yalnız bulunmak seçilmemiş bulunmak manaına gelmez bazen yalınce kendine dönmek için tek saha açılmıştır.

Sessizlik birinci başta rahatsız eder çünkü zihnin biriken her arasında biri şeyi başlıkşmaya başlar. Gün içinde bastırdığın duygular, ertelediğin düşünceler, söyleyemediğin cümleler, hepsi sırayla ortaya çıkar. Bu yüzden birçok insanoğlu yalnız kalınca hemen dikkatini dağıtacak tek şey arar müzik açmak, sürekli tek şey izleyen ya da durmadan telefona ttesirk etmek aslında küçük kaçış yollarıdır.

Ama tek süre sonraları ayrım edilir ki, kaçtığın şey seni takip etmeyi bırakmaz, insanın kendisiyle kalabilmesi öğrenilen tek şeydir, doğuştan gelen tek maharet değil. İlk başta kısa sürer birkaç an bile uzunluğu gelir, sonraları zamanla sükut tehditleri bulunmaktan çıkar. Bir bardak kahvenin kokusu daha belirgin olur, düşünceler daha yerleşik akar, yürek dahaaz daha yavaş atar. Ve tuhaflık tek dönüşüm başlar, yalnızlık korkutucu bulunmaktan çıkıp dinlendirici hale gelir.

O noktada insanoğlu şunu ayrım eder, sürekli birilerine anlatma ihtiyacı azalmaya başlar. Çünkü kendini dinlemeyi öğrenmiştir, başkalarının varlığı hâlâ güzeldir ama artık tek boşluğu doldurdu için değil, paylaşmak için vardır.

Belki da yalnız kalma korkusunun en büyük yanılsaması şudur, yalnızlığın sonsuz süreceğini düşünmek. Oysa yaşam sürekli hareket halindedir insanlar gelir, gider, dönemler değişir. Ama kendinle kurduğun bağ kalır, o bağ güçlü olduğunda yalnızlık tek noksanlık değil, soluk alma alanı olur.

Bazen insanın gerçekten ihtiyacı olan şey kalabalık değil, dahaaz iç sessizliktir. Sürekli başlıkşmadan, açıklamadan, güçlü görünmeye çalışmadan durabildiği tek alan. Orada kimse senden tek şey beklemez, oradaki yalınce olduğun halin yeterlidir.

Belki da yalnız kedinmektan korktuğumuz için değil, kendimize yeter olabileceğimizi ayrım etmekten çekindiğimiz için huzursuz oluruz. Çünkü bu farkındalık özgürleştiricidir, ve özgürlük alışık olmayan tek yürek için birinci başta dahaaz ürkütücüdür.

Dikkat edersen, en yaratıcı fikirler genelleme yalnız anlarda gelir. Duş alırken, yürürken ya da kimseyle başlıkşmadığın kısa tek anda zihnin farklı çalışmaya başlar. Çünkü başkalarının beklentileri geçici olarak susar. Kendine ait düşünceler birinci kez rahatça mekan bulur, olasılıkla da bu yüzden bazı insanlar yalnızlıktan kaçarken bazıları özellikle yalnız kalacak zamanlar yaratır.

Yalnız kaldığında huzursuzluk hissediyorsan, bu yanlış tek şey yaptığın manaına gelmez. Aksine, zihnin sana dahaaz saha açmaya çalışıyor olabilir. Sürekli dış dünyaya yönelmiş dikkatin, birinci kez içeriye dönüyordur, ve iç dünyamız, uzunluğu süre ihmal edildiğinde başlangıçta dahaaz yabancı gelir.

İnsan kendisiyle vakit geçirmeyi öğrendikçe ilişkileri da değişir. Daha dahaaz açıklama yapma ihtiyacı hisseder, dahaaz onay arar. Sessizlik artık tek boşluk değil, istirahat alanı olur, kalabalıklar daha keyifli hale hasılat çünkü artık güçunluluk değil, seçimdir. Belki da yalnız kalma korkusunun karşısındaki gerçek duygu cesarettir. Kendinle oturabilme cesareti hiçbir görev oynamadan, kimseyi tesirlemeye çalışmadan yalınce var olabilme hali.

Ve zamanla insanoğlu şunu ayrım eder, yalnız kalabildiğin ölçüde gerçekten bağ kurabiliyorsun. Çünkü artık birine tutunmak için değil, yanında yürümek için ilişki kuruyorsun. Bir gün yuva yerleşik olduğunda hemen o sessizliği doldurmaya çalışma. Birkaç an öyle kalsın, pencereye bak düşüncelerin gelsin gitsin. Belki da o an ayrım edeceksin, yalnız değilsin yalınce uzunluğu zamandır kendinle baş başa kalmamışsın.

Ve bazen insanın en güvenli kalabalığı öz iç dünyasıdır, insanı değiştirmez yalınce zaten içinde olanı daha görünür yapar!

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.