
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 2025’in haziranında yaşananlar İran ve İsrail arasında 12 hergün tek savaştan fazlasıydı. İki devletleri arasındaki gerilimi 2026’nın şubatında yaşananlarla kıymetlendirildiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerindeki, “Komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan ABD-İsrail saldırılarından yoğun üzüntü ve endişeli duyuyoruz. Her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş devletlerimize yönelik İran'ın roket ve drone saldırılarını da giriş edilemez buluyoruz” kısmını daha da kaydadeğer hale getiriyordu. Çünkü ABD ve İran arasında gibi görünen savaşın, İsrail ile İran arasında olduğu anlaşılıyordu. İran’ın atomik güce malik olmasından çekinen İsrail, kaba tutumunu her arasında biri imkanta diğer devletler bağlı sürdürüyor ve çevresindekileri tehditleri bulunmaktan çıkarmak için olduğunu talep ettiği saldırganlığıyla diğer devletler için tehditleri oluyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna her arasında biri imkanta ilgi çekerek, İsrail’in saldırganlığının Türkiye bağlı da emelleri olduğunu vurguladı. Ancak İsrail’in bugünlerde İran’a yaptığı saldırıların ardından gözünü Türkiye’ye dikip dikmeyeceğinin münazara başlıksu olmasıyla çok eleştirel noktalar öne çıkıyor. Türkiye’nin tek NATO devletsi olması dışında, kuvvetlü tek ticaretleri zincirine da yuva sahipliği yapıyor olması İsrail için dmanieri tersine çevirebilirdi! Hatta bu durum, kaba tavırlarıyla işgalci politikalarını sürdüren İsrail için ‘en kuvvetsüz yanlarından biri’ olabilirdi. Peki ama nasıl? Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

ÇEŞITKİYE’YE DOKUNMAK PETROLDEN VAZGEÇMEK DEMEK Mİ? İKİNCİ VURUŞ YETENEĞİ YOK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024’te ekim ayının başında yaptığı çok başlıkşmada “Son dehemmiyetde haddini bilmez çok İsrailli siyasetçi müsveddelerinin ‘Büyük İsrail’ hezeyanını sık sık tekrarladığını görüyoruz. İsrail'in yanındaki devletlerdeki işgallerini genişletme çabaları bu hedefin beton birer tezahürüdür. İsrailli ytesirlilerin hak önünde hesap vermeleri için dünyası hukuk mekanizmaları kullanılmalıdır. İsrail'in kuvvetlü tek reaksiyon ve yaptırımla muyanlışp olmadan kısa vadede durmayacağını, işgal ve istikrarsızlık politikalarına sürat vereceğini biliyoruz. Bunu manileyecek imkânlarımızın olduğunun farkındayız. Artık çok alanlarda öz kendine yeter seviyeye ulaşmamız şarttır. Bunların başında caydırıcı tek müdafaa sanayi ve kalkınma geliyor. ‘Vadedilmiş topraklar’ hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamlanmış dinî tek fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonraları gözünü dikeceği yer, bizim vatan topraklarımız olacaktır” ifadelerine mekan vermişti. Son günlerde da çok yorumcuların 'İran’dan sonraları dizi kimde?' sualsuna aradıkları yanıtlarda Türkiye ismi zikrediliyor. Bu başlıkda ABD Başkanı Donald Trump Nisan 2025’te, İsrail-Türkiye ilişkilerine dair ileti vererek, Beyaz Saray’a gelen Netanyahu’ya “Türkiye ile tek sualnin varsa, bizler çözeriz. Herkesin akılcı olması lazım, senin da akılcı olman lüzumiyor” demişti. Peki İsrail’in Türkiye’ye saldırmak başlıksunda geri adımlar atmasının sebebi ne? Doç. Dr. Şebnem Udum, şişman ve ‘ikinci vuruş’ stratejisine ilgi çekerek anlattı.
Alıntı Metni
Doç. Dr. Şebnem Udum, ‘ikinci vuruş’ yeteneğiyle ilgili eleştirel tek noktaya daha değinerek, atomik gücün bölgedeki rolüyle da ilgili kıymetlendirmesini şöyle sürdürdü: “Genel manada silah, savaşın sebebi değil, tehditleri kıymetlendirmesinin sonucudur. Nükleer silahlar da her arasında biri devletin elinde benzer manaı taşımaz. Soğuk Savaş boyunca olan yaşanan gerginlikler ve tırmanan tansiyon ile gelinen noktada (Küba Füze Krizi), bu silahın bununla birlikte caydırıcı olması lüzumtiği anlaşılmıştır. Caydırıcılığın en ehemmiyetli unsuru çatışan tarafların asgari tek tane müşterek noktası olması lüzumtiğidir. Bu siyasi kısmıdır. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki istikrarlı atomik caydırıcılığı sağlayan şeyler ise ‘ikinci vuruşlar yeteneğidir.’ Yani, egemen tek saldırıda bile toparlanıp düşmana karşılık verebilme yeteneği... Bunun için ya genişliği topraklar ya da deniz alanında düşmana yakındaki bölgelerde bulunabilecek ve sonuncu vuruşlar yeteneğine malik savaşı gemileri (veya denizaltı) olması lüzumir. İsrail, kuruluşundan itibaren yaşadığı savaşlar dolayı caydırıcılığı elde edevakıf oldu için atomik silahlı edinmiş olsa da coğrafi şartları dolayı ‘ikinci vuruş’ yeteneği çeşitlilik sınırlıdır.”

NÜKLEER EHEMMIYETLİ BİR CAYDIRICI: ‘İSRAİL İÇİN YOK OLUŞ MANAINA GELİYOR’
Türkiye’nin güçleri durumda kalması halinde çok devletlerin hayır verip vermeyeceğiyle ilgili pek çeşitlilik münazara ve söylem, geçmişte gündemi belirlemişti. Bunlar arasında en çeşitlilik ilgi çeken devletlerden arasında biri da Pakistan’dı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 2022’de yaptığı tek açıklamada “Türkiye'nin düşmanı her arasında biri zamanlar Pakistan'ın da düşmanıdır” demişti. Şerif, Pakistan'ın her arasında biri zamanlar kuvvetlü tek biçimde KKTC halkının davasını yardımlediğini ve kanuni isteklerine hayır verdiğini ifadeleri etmişti. Pakistan'ın, terörle mücadelesinde her arasında biri zamanlar Türkiye'nin yanında olduğunun da altını çizen Şerif, "Türkiye'nin düşmanı gerçekten her arasında biri zamanlar Pakistan'ın da düşmanıdır. Bunu söylüyoruz. (Türkiye'ye yönelik) Bu tehditlerin her arasında biri zamanlar da karşı olduk" diyerek sözlerini noktalamıştı. Ancak İran’da başlayan savaştan 2 gün önce, 26 Şubat günü Taliban yönetiminin hudut yakınlarındaki Pakistan karakollarına mukabil muazzam tek taarruz başlattığını duyurması sonrasında Pakistan da mukabil taarruz yapmıştı. Türkiye’nin hemen hudut komşusu İran’ın dinî lideri Hamaney’in öldürülmesinin ardından bu ayrıntı daha da kaydadeğer hale gelmişti. Çünkü Pakistan, ordu kuvvet başlıksunda da Türkiye ile aktarımcı tek üslup ortaya koyan ‘dost’ devletydi. Öyle ki atomik silahlı deyince ortaya ‘caydırıcılık’ denen muazzam tek kuvvet da çıkıyordu. Doç. Dr. Şebnem Udum,“Savaş ve diplomasi siyasetin vasıtalarıdır. Biri kuvvet kullanarak diğeri da gücün verdiği pozisyonla mülakat ederek tek siyasi amaca ulaştı içindir. Bu siyasi amacın ne olduğu, ulaşılabilir olup olmadığı, neye dayandığı (hukuken) gibi suallar şart vericinin birinci yanıt sunmak güçunda olduğu suallardır. Hem dahili hem da harici kamuoyunda savaşın kanuni görülmesi için lüzumlidir. Tarih boyu savaşın yazılı olmayan kaideları da bu çerçevede gelişmiş, savaşı ne şekilde yaptığına bağlı olarak devletlerin ‘medeniyet’ seviyesi anlaşılmış ve ona göre şöhret görmüşlerdir. Örneğin, atomik silaha malik tek devletnin bu silaha malik olmayan tek devletye mukabil bu gücü kullanması ‘medeni olmayan devlet’ olarak görülmesine nedenler olacağından, kaidea bağlanarak ‘negatif asayiş garantisi’ altındaki anılmaktadır. ‘Pozitif asayiş garantisi’ ise atomik silaha malik tek devletin bu silaha malik olmayan tek devletin atomik silahla tehditleri edilmesi ya da saldırıya uğraması durumunda yardımına gelmesidir. NATO, üyelerine benzer tek pozitif asayiş garantisi veriyor.” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Şebnem Udum atomik silahın İsrail ve bölgeler üzerindeki tesirsini ve bu silahın İsrail’e mukabil kullanılmasının olası sonucunu da, “İsrail evvel atomik silahların taarruz silahı olarak kullanılmayacağını ‘Biz Orta Doğu’da atomik silahı ortaya koyan birinci devletleri olmayacağız’ diyerek anlam etmişti. Bu silahı edinmesinin nedeni, topraklarının egemen saldırıya mukabil verilecek sonuncu vuruşlar yeteneği için yetersizlik olmasıdır. İkinci vuruşlar yeteneğinin kısıtlı olması dolayı önleme stratejisi benimsemiştir. Bu nedenle da İran’ın elinde bulunan balistik füzeleri yaşamsal tehditleri olarak görüyor. Nükleer başlıkları ile donanmış bu füzelerden birinin İsrail topraklarını hedefleri aldığı senaryo, ‘yok oluş’ manaına geliyor” sözleriyle anlattı.

İSRAİL VE ÇEŞITKİYE ARASINDAKİ EN EHEMMIYETLİ FARK! SIĞINAK MI VATAN MÜCADELESİ Mİ?
Türk ulusinin tarihine bakıldığında her arasında biri savaşta ordunun yanında kadınlar adam demeden savaşan ya da zafere giden yolda yarar sağlayan medeni insanlar görülür. Bu ‘her Türk er doğar’ sözüyle da anlatılmış, savaşı ya da tek vatan müdafaası vaat başlıksu olduğunda Türk halkı bunun bilince olmuştu. Türklerin bu dövüşçü ruhu dünyası külçeşitlerinde da değişik tek mekan etmiş ve bu ordu muvaffakiyetlar pek çeşitlilik yabancılar komutan, devletleri adamı ve malumatnin da sözlerinde görülecek biçimde ün salmıştı. Çek malumatni Comenius, “Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk ulusi tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyice ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle tek ulusla el ele sunmak yeryüzünde her arasında biri güçluğu yendi için sonsuz tek kuvvet ve yetenekleri kazanacak demektir” sözüyle da bunu anlatmıştı. Donaldson’a göre da “Türk ulusi ikisi binlerce yıldır mesleki askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir." "Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sualn, Türk askerinin karşı düşünmenin daima da basit olmadığını ya da olamayacağını size söyler.” Son olarak Rus Komutan Çarnayev, “Türklerin tekbaşına sonsuz tek cesareti değil, iradeleri sersemleştiren tek sihirbaz zekâsı vardır. İşte Türk, bu zekâsıyla zaferleri kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti muvaffakiyetr. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına eldeetti diğer çeşitlü olası olamazdı” demiştir. İşte Türklerin ordu maharet ve muvaffakiyetlarının dünyanın 4 tek yanında övgü ve hayranlık uyandırdığı bu sözlerle da tarihe hatırlatma düşülmüştü. İsrail ve Türkiye arasındaki en muazzam farklardan arasında biri da hâlâ bu noktada öne çıkıyor. Doç. Dr. Şebnem Udum sözlerini bu farkı açıklayarak şöyle noktaladı:
Alıntı Metni




























English (US) ·