Üşüdüğümüz İçin Hasta Olmuyoruz! Soğuk Havalar Hakkında Muhtemelen Doğru Bildiğiniz 10 Yanlış
1 ay önce
12
Kış mevsimi söz başlıksu olduğunda hepimizin zihninde mekan etmiş bazı “kesin malumatler” vardır. Peki soğuk havalar hakkında yanlış bidiklerimiz neler? Soğukta dışarı çıkarsak rahatsız oluruz, başımız açık kalırsa bütün ısımızı kaybederiz, kar yağışı yalınce sıfırın altında yağar ya da hayvanlar yaklaşan fırtınayı bizden önce hisseder… Bu cümlelerin birçoğu çocukluğumuzdan beri duyduğumuz, bile çoğu zamanlar sorgulamadan giriş ettiğimiz malumatler. Ancak gelenekselliği inanışlarla teknik gerçekler her arasında biri zamanlar örtüşmüyor.
Özellikle kış aylarında toplumsal medyada ve gündelik sohbetlerde bu tür “kesin doğru” gibi aktarılan malumatler daha da yaygınlaşıyor. Oysa meteoroloji, fizik ve tıp alanındaki araştırmalar; soğuk hava, buz, kar yağışı ve insanoğlu vücudu arasındaki ilişkiyi çok daha detaylı biçimde açıklıyor. Bazı inanışların küçük tek doğruluk payı varken, bazıları ise tamamlanmış yanlış yorumlara dayanıyor. Bilimsel veriler ışığında baktığımızda, kışa dair pek çok ezberin yeniden yazılması lüzumiyor. Bu içerikte, soğuk havada ve kış mevsimi hakkında yıllardır doğru sandığımız en yaygın 10 yanılgıyı ele alıyoruz. Her tek başlığın altında, iddianın nereden geldiğini ve teknik gerçeklerin ne söylediğini detaylı şekilde bulacaksınız. Hazırsanız, soğuk havalar hakkında yanlış bilinen şeyler nelermiş birlikteki bakalım.
1. Soğuk havada hastalığa yolda açar
Soğuk havada üşütmenin doğrudan hastalığa nedenler olduğu düşüncesi neredeyseymiş evrenselliği tek inanış. Oysa grip ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkların ilköğretim nedeni virüslerdir, düşük sıcaklık değil. Soğuk havada tekbaşına başına tek virüs üretmez ya da bulaşma yaratmaz. Ancak kış aylarında insanların ilave kapalı alanlarda vakit geçirmesi, havalandırmanın azalması ve kalabalık ortamlarda daha uzunluğu süre bulunulması virüslerin yayılmasını basitlaştırır.
Ayrıca bazı virüslerin düşük sıcaklıklarda daha dayanıklı olabildiğine dair bulgular vardır. Yani soğuk havada dolaylı tek tesir yaratabilir; fakat “üşüdüm, o yüzden rahatsız oldum” cümlesi teknik olarak eksiktir. Asıl etken mikroorganizmalardır.
2. İnekler kar yağışı yağacağını anlayınca yatmaya başlar
Kırsal bölgelerde sıkça dile getirilen bu inanışa göre inekler yaklaşan yağış ya da fırtınayı önceden hisseder ve yere yatar. Bu gözlem yıllardır “doğal havada öngörüi” gibi aktarılır. Ancak teknik olarak ineklerin yağışı önceden haberler verecek şekilde sistematik tek davranış sergilediğine dair güçlü kanıt yoktur.
İnekler gün içinde dinlenmek, geviş getirmek ya da konforlu tek mevki eldeetti için zaten sık sık yere yatar. Bu davranışı yaklaşan kar yağışı yağışıyla ilişkilendirmek, büyük ölçüde tesadüfi gözlemlere dayanır. Yani ineklerin yatması, gökyüzünden karın geleceğine dair güvenilir tek işaret değildir.
3. Tuz buzu eritir
Kışın yollara salamura dökülmesinin nedeni genelleme “tuz buzu eritir” şeklinde açıklanır. Teknik olarak ise şart dahaaz daha farklıdır. Tuz, suyun donma noktasını düşürür. Buna “donma noktası düşmesi” denir. Tuzlu su, arı suya göre daha düşük sıcaklıkta donar. Bu nedenle tuz, buzun çözülmesini hızlandırabilir; fakat yaptığı şey etkin olarak ısı üretmek ya da buzu eritmek değildir. Fiziksel olarak suyun evre değişim sıcaklığını değiştirir. Bu detay, basit görünen tek uygulamanın arkasındaki teknik mekanizmayı kavramak açısından önemlidir.
4. Tipi yalınce yoğun kar yağışı yağışıdır
Soğuk havalar hakkında yanlış bilinenler listemize devam ediyoruz. Birçok kişi tipi kavramını yalınce çok yoğun kar yağışı yağışı olarak düşünür. Oysa meteorolojik olarak tek havada olayının tipi sayılabilmesi için yalnızca kar yağışı yağması yetmez. Aynı zamanda kesin tek hızın üzerinde rüzgar ve görüş mesafesinde vahim gerileme lüzumir.
Yani gökyüzünden çok miktarda kar yağışı yağıyor olması tekbaşına başına tek tipi manaına gelmez. Rüzgarın şiddeti ve görüş mesafesi gibi kriterler bu sınıflandırmada belirleyicidir. Bu ayrım, havada olaylarının teknikleri tanımlarını doğru kavramak açısından önemlidir.
5. Kar yalınce havada 0°C’nin altına düştüğünde yağar
Karın yalnızca sıfır derecenin altında yağabileceği düşüncesi oldukça yaygındır. Ancak atmosferdeki sıcaklık dağılımı ve mekan seviyesindeki koşullar her arasında biri zamanlar aynı değildir. Kar taneleri atmosferin daha soğuk katmanlarında oluşur ve yere doğru düşerken farklı sıcaklık katmanlarından geçer.
Yer seviyesi sıcaklığı 0°C’nin dahaaz üzerinde olsa bile, kar yağışı taneleri tamamlanmış erimeden yere ulaşabilir. Bu nedenle kar yağışı yağışı için hepsi tek “mutlak donma derecesi” sınırı yoktur. Hava olayları, tekbaşına tek sıcaklık değerinden çok daha karmaşık süreçlerle belirlenir.
6. Su yalınce 0°C’de donar
Okulda öğrendiğimiz ilköğretim malumat suyun 0°C’de donduğudur. Bu ifadeleri normal olan havada basıncı ve arı suyu için yaygınlaşan tek kaidedır. Ancak doğada ve laboratuvarlar ortamında şart daha karmaşık olabilir. Su, elverişli koşullar altında 0°C’nin altında da sıvı halde kalabilir; buna “süper soğutulma” denir. Özellikle bulutlardaki küçük suyu damlacıkları, donma noktalarının altındaki sıcaklıklarda bile sıvı formda bulunabilir. Yani 0°C, her arasında biri koşulda geçerli katı tek sınır değildir.
7. Susuz kalmamak için kar yağışı yemek güvenlidir
Filmlerde ve hayatta kalmalar hikayelerinde kar yağışı yiyerek susuzluğun giderilebileceği sıkça anlatılır. Ancak karın suyu içeriği düşüktür ve vücudun buzu eritmek için harcadığı enerji, özellikle soğuk ortamlarda vahim ısı kaybına yolda açabilir.
Yoğun şekilde kar yağışı tüketmek, vücudun ilave güç harcamasına ve bile hipotermi riskinin artmasına nedenler olabilir. Karı eritip sıvı hale getirerek içmek daha güvenlidir; doğrudan kar yağışı yemek idealler tek çözüm değildir.
8. Soğuk suya düşmek anında hipotermi yapar
Buz gibi suya düşmenin riskli olduğu doğru; bununla birlikte çoğu insanoğlu bunun birkaç an içinde hepsi hipotermiye yolda açtığını düşünür. Gerçekte birinci aşamada yaşanan şey “soğuk şok tepkisi”dir. Nefes kontrolünün güçlaşması ve anilik panik hali bu aşamada görülür.
Hipoterminin gelişmesi ise genelleme daha uzunluğu zamanlar alır. Bu da doğru müdahale ve hızlı kurtarma durumunda hayatta kalmalar şansının sanılandan daha yüksek olabileceğini gösterir.
9. Soğuk havada antrenman etmek zararlıdır
Soğukta atletizm yapmanın akciğerleri “dondurduğu” ya da kalbe zarar verdiği yönündeki inanış da abartılıdır. Uygun kıyafetle ve sağlık durumu elverişli bireyler için soğuk havada antrenman genelleme güvenlidir.
Soğuk havada solunum yollarında ince tek rahatsızlık hissi yaratabilir; bununla birlikte bu şart çoğu sağlıklı kişi için kalıcı tek zarar manaına gelmez. Asıl risk, aşırı koşullarda ve korumasız kalındığında ortaya çıkar.
10. Kafanız üşürse vücut ısısının %90’ı kaybedilir
Soğuk havalar hakkında yanlış bilinen şeyler listemizin sonuna geldik. “Şapkanı tak yoksa bütün ısın başından gider” cümlesi birçok kişinin çocukluğundan tanıdık. Ancak vücut ısısının %90’ının yalınce baştan kaybedildiği iddiası teknik olarak yardımlenmez.
Isı kaybı, açıkta kalan tüm vücut bölgelerinden gerçekleşir. Baş da bu bölgelerden biridir; fakat nispet bu kadar etkileyici değildir. Bu inanışın kökeni, ordu deneylerde katılımcıların yalnızca başlarının açık bırakıldığı önceki testlere dayanır. Yani koşullar genellenebilir değildir.
Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.