
İşte Bahçeli'nin başlıkşmasından öne çıkan satır başları;Değerli ulusvekili arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın müstesna temsilcileri, haftalarca olağan meclis cemaat toplantımızın başında saygın heyetinizi en yoğun hislerimle birlikteki şöhret ve sevgiyle selamlıyorum. Başarılarla hepsi tek hafta geçirmenizi temenni ediyorum.Bugünkü toplantımızı lüzum yurt içinden lüzumse yurt dışından televizyonları ekranlarından, telsiz kanallarından ve toplumsal medya platformlarından sonraki aziz vatandaşlarımıza, gönül ve külçeşit coğrafyalarımızın her arasında biri karışında şerefli tek hayatın biteviye mücadelesini veren kıymetli kardeşlerimize çokça selam ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
İlginizi Çekebilirİç ve harici siyasi ajanda itibarıyla şiddetli tek haftayı geride bırakıyoruz. Bu yoğunluğun önümüzdeki günlerde çetrefilleşip daha da artış kaydedeceğini ifadeleri etmek zannederim yanlışlı tek öngörü olmayacaktır. Mübarek Ramazan ayının maneviyat ikliminde akan hayatın dahili yüzünü, ardışık siyasi gelişmelerin muteber özünü dikkatle, sabırla, akılla ve uyanık tek vicdan kabiliyetiyle okumanın lüzumu her arasında biri cihetten asıl ve hasıl tek gerçektir. İdrak ettiğimiz rahmet ve mağfiret mevsiminde, şuurlarımıza nifakın zehirli dumanını sızdırmayı hesap edenlere mukabil temkinli ve tedbirli hareketetti mühim ve tam tek lüzumliliktir.
"MANEVİ ERİME KÜRESEL SALGINA DÖNÜŞTÜ"
Dünyayı Türkçe yorumlamanın yanında Türkiye’yi millî birlikleri ve kardeşliğin önemli müktesebatı ile kucaklamak, malik olduğumuz bugünkü yüksek vazife ve vaziyet hâlinin şaşmaz gereğidir. Ramazan ayı dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikasıdır. Ramazan ayı bizi bizler yapan millî ve ruhani kıymetlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzamlığı ahlakını, muazzez manasını yepyeni yetişen nesillere talim etmek hepimizin münhasır vazifei olmalıdır. Her dehemmiyetde bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır ve olacaktır. Fakat tek çeşitlü manaadığımız, anlayamadığımız esas açmaz şudur. Manevi erimenin ve manevi erozyonun dünyası tek savruluş hâlini aldığı, her arasında biri cepheden tehditlerin savrulduğu bugünkü dünyanın alaca zulmet tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Onları Müslüman Türk ulusinin haslet ve hususiyetiyle tesis etmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık. Ne yapsaydık. Üç maymunu mu oynasaydık. Ölen öldü, kaybolan kayboldu, tükenen tükendi, elden ne gelir, kalanlar bizim mi deseydik. İffetli ve itibarlı tek masumiyet yeryüzünde en ender bulunan ve bulunacak mücevherdir. Zaman ve mekân sıkışmasıyla fazilet ve düşünce zedelenmesi yaşayan çevrelere bunu aktarmak ya da kabullendirmek, işin doğrusunu isterseniz pek müşküldür. Çünkü onların dilleri mühürlüdür, dilekleri mühürlüdür, dimaları mühürlüdür, hepsi tek yana kalpleri mühürlüdür. Bizim her arasında biri evladımız, her arasında biri çocuğumuz istikbalin henüz sabırdan satıra dökülmemiş iletiı ve müteakkit iradesidir.
"MEB'İN RAMAZAN GENELGESİ'NİN NERESİ YANLIŞ?"
Bu bahsi nedenler açtığımı, bu kadar açıklamayı niçin yaptığımı sabrınıza sığınarak elbette izah edeceğim. Millî Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli içerikında Ramazan ayı tesirnlikleri başlıksunda tek genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında tek adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bu günlerde Dağları Allah dedirten, her arasında biri yaş grubunda göz kamaştıran tek akıma dönüşen 'Kâbe’de Hacılar Hu der Allah' isimli ilahi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşlerimizi da gönülden alkışlıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığının mezkûr genelgesinde özetle Türk millî eğitiminin yaygınlaşan amacının millî, ahlaki, insani, ruhani ve külçeşitel kıymetleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu kıymetleri tutum hâline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk ulusinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkâr ve ihmal edebilecektir. Genelgede mekan saha tek diğer ehemmiyetli ve altı çizilmesi lüzumen gerçeği da şudur. İlköğretim talebelerin bedeni, zihni ve manevi gelişimlerine servis eden ilköğretim tek eğitimleri sürecidir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli insanı nefis ve vücut bütünlüğü içindeki ele alan, malumatyi manevi sualmlulukla bütünleştiren bütüncül tek eğitimleri sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifadeleri edildiği üzere bu modelin merkezinde erdem, kıymet ve hareket çerçevesi bulunmaktadır. Değerlerin talebelerimiz tarafından içselleştirilerek hergün yaşamlarına tutum olarak dönüşmesi esastır. Hülasaikâlam Ramazan ayı boyunca olan talebelerimizin aktarma bilincini geliştirmeye, gereksinim sahiplerine hayır etme başlıksunda bilinç kazandırmaya ve dayanışma duygularını kuvvetlendirmeye yönelik öğretici ve toplumsal tesirnliklerin planlanarak uygulanmasının ehemmiyeti anılan genelgede ifadeleri bulmuş ve eğitim mahiyetiyle ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza göçeşitüp düşününüz. Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak tek emare, en küçüklük tek delil göreniniz var mıdır. Ramazan ayı tesirnliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir? Merhum Cemil Meriç’in ifadesiyle söylersek yepyeni yobazlık kendimize ait mukaddese kulaklarımızı tıkayış ve kendimizden kaçış olarak tanımlanmayacak mıdır?Maarifin Kalbinde Ramazan Şenlikleri'nin neresinde sakınca vardır?
"ÇÜRÜK AYDINLAR NE İSTEDİĞİNİ SÖYLESİN"
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen icra taifesi hele tek anlatsın da duyalım, öğrenelim. Din düşmanı olup olmadığını bilmediğimiz, yalnızca İslam düşmanlığı üzerinden mevzuya giren, bu nedenle ruhunu iblisin emanetine veren çürük aydınlar ne istediklerini noksan yüreklilikle söylesinler. Külçeşitel mirasımızı kuvvetlendiren, aktarma ve birlikteki olma bilincini motive eden samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen tek çarpıklık vaat başlıksudur. Yabancı devletlerde her arasında biri çarşı kiliseye giden çocukları mesele yapmayıp da Ramazan ayının mehabbetini ve muhabbetini, aşılayan manevi ve ruhani sualmluluğu tartışmaya açmaya cüret eden sütü hamuru lekeli güruha ne şekilde yerleşik kalalım. Nasıl hiçbir şeyler olmamış gibi tepkisiz duralım. Yahu bunlarda daima mi utanma duygusu kalmadı.
Sözde bilirkişi ve akademisyenlerden mürekkep 168 şahıs tek araya gelerek 'laikliği birlikteki savunuyoruz' başlığıyla imzaladıkları tek bildiriyi kamuoyuyla aktarmışlar. Bana sorarsanız bu 168 kişiyi taraf yana, üstleri üste koyup toplasanız tek insanoğlu bile etmezler. Diyorlar ki laikliği savundu cürüm değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız, haberiniz yok.
"ALLAH'A İMAN GERİCİLİKSE, GERİCİYİZ"
Millî Eğitim Bakanlığının dahaaz evvel ifadeleri ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye’de gerici, şeriatçı tek kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse bizler da bal gibi, kristal gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak kıymetlendiriliyorsa bizler da buna sonuna kadar ortağıyız. Ne diyordu merhum Cemil Meriç. Gelin kulak verelim. "Murdar tek hâlden muhteşem tek maziye kanatlanmak gericilikse her arasında biri namuslu insanoğlu gericidir." Hepsini toplasanız tek insanoğlu etmeyecek 168 şahıs bugünkü zulmet yüzün hâlihazırdaki temsilidir.
Millî Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Millî Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli içerikında Ramazan ayı tesirnlikleri başlıklu genelgeyi sonuna kadar yardımliyorum.Her arasında biri bugünün Haluk’u olan 168 imzacıyı da Âdem’e mahkûm ediyorum. Müslüman Türk ulusinin haysiyetiyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ola kalkışmayın. Haddinizi bilin. Hududunuzu bilin. Ayranımızı kabartmayın. Tepenize tasımızı artırmayın.
Özgür Özel ilgili dokunulmazlık dosyası TBMM’de"ÇEŞITKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCU RUHU VE EGEMENLİK HUKUKU HER ZAMAN BAKİDİR"
Bu aşamada söyleyeceklerim oğullar olarak şudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti başkent Ankara’dan yönetilen üniter devletleri yapısına, Türk ulusi gerçeği üzerine inşa edilen millî devletleri yapısına ve inançlarımız ile idare ilişkilerinin belirlendiği laik devletleri yapısına dayanmaktadır. Bu yapıları Cumhuriyetimizin kurucu kahramanları ve kadroları tarafından çağın ve ötesinin dikkate alındığı fevkalade tek vizyonu ile belirlenmiştir. Bir devletleri çatısı altındaki beraberce yaşayabilmemizin asgari kaideları 29 Ekim 1923 tarihinde başlıklmuştur. Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın aylık yıldızlı al bayrak, millî marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bundan geriye dönüşü yoktur. Taviz, tavsama, tereddüt ya da tenakus vaat başlıksu değildir. Cumhuriyetin 103 senelik önemli bu ilkeleri benimsemekte güçlanan, reddeden ya da değiştirmeye çabalayan bedbahtların zamanlar zaman beyhude kalkışmalarına şahit olmuştur. Bu girişimler her arasında biri defasında muazzam Türk ulusi tarafından lanetlenmiş, müsebbipleri hak ettiği karşılığı görmüşçeşit.
Değerli dava arkadaşlarım. Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi unvanı ile 1 Aralık 1921 tarihinde yaptığı başlıkşmada kurucu felsefenin omurgasını derinlemesine madde etmiştir. Bildiğiniz üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki temelleri 23 Nisan 1920’de atılmıştır. Kurucu felsefenin omurgasını millî egemenlik oluşturmuştur. Halkçılık da millî egemenliğin toplumsal tabanını inşa etmiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa o meşhur başlıkşmasının tek yerinde aynen şunları söylemiştir. "Millet yürüdüğü yolu pek muazzam isabetle seçmiştir. Ve bu yolun nihayetinde parlayan saadet güneşini bütünü vücuduyla müşahede etmektedir. Bu millet o güneşe ulaşacaktır ve hiçbir kuvvet ona mâni olamayacaktır." Tarihi geriye sarmak, zamanı geriye taşıdı olası değildir. Aynı zamanda gün tek el feneri gibidir. Nereye tutarsanız orayı aydınlatır, gerisi karanlıkta kalır. Yine Gazi Mustafa Kemal Ataçeşitk’ün ifadeleri ettiği üzere bugünden ulaştığımız netice asırlardan beri çekilen millî felaketlerin doğurduğu yanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her arasında biri köşesini sulayan şehit kanlarının bedelidir. Nereden geldiğimizi, ne şekilde geldiğimizi biliyoruz. Hangi menzile vardı istediğimizin hayal ve hedefleriyle dopdoluyuz. Türk ulusinin varlık hakları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ruhu ve egemenlik hukuku her arasında biri zamanlar bakidir. Her manada canlıdır, her arasında biri daim muhafaza ve müdafaaya yeminli olduğumuz millî namustur. Geçmişin tecrübelerinden istifade ederek geleceğin huzurlu, gelişmiş, sağlam ve barışçı Türkiye’sinin öneriini sağlam esaslara dayanarak yapmanın arayış ve arzusundayız. Gerekirse pirincin içindeki beyazlı taşları ayıklamak manaına da gelse, lüzumirse ağzımızla kuş tutmak, samanlıkta iğne tahkik etmek, deveye hendek atlatmak pahasına da olsa bizler yolumuzdan dönmeyeceğiz. Attığımız her arasında biri adımla, yaptığımız her arasında biri hamleyle devletmizin ve ulusimizin ümit sancağı, gökyüzü çizgisi ve huzur çimentosu olmayı hükümlılıkla sürdüreceğiz. Dağılarak, dalaşarak ve dağınık hâlde durarak değil, birbirimize danışarak, dayanarak ve sarılarak demokratik ve siyasi sualmluluğumuzu hakkıyla seçenek getireceğiz.
Evvela tek hatırlatma yaparak fikirlerimin pergelini açmak istiyorum. Anayasal ve demokratikleşme aşamalerinin nereden bakarsanız 118 yılı bulan paradoksal ikisi kanadından bahsedilir. Bu ikisi kanattan arasında biri eşitlik, diğeri özgürlükçeşit. Hürriyet ilanıyla yola koyulan sonuncu meşrutiyet özgürlüğü yeğleme ederek önceliğini almış lakin sonuca ulaşamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise kurulduğu birinci andan itibaren eşitlik ilkesini dam kıymet hâline görmüş ve buna müzahir devletleri millet ilişkisini belirlemiştir. Eşitliğin öne çıkması özgürlüğün geri plana itildiği manaına gelmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her arasında biri insanımız, her arasında biri kardeşimiz denk ve hür yurttaş olarak giriş görmüşçeşit. Hiçbir vatandaşımız ahlaken, hukuken ve siyaseten bu devletde sonuncu sınıf insanoğlu muamelesi görmemiştir. Tarih ve külçeşit vadimizin hangi köşesine bakarsanız bakınız bu topraklar bağlı ayrımcılığın izini, ötekileştirmenin izdüşümünü basit basit bulamazsınız.
Schengen vizesinde beklenen değişimi geldi! Türkiye'den Avrupa'ya gitme hayali kuranlara yepyeni çizelgeŞu altı çizilmesi lüzumen hususu da yok saymıyorum. 103 senelik Cumhuriyet tarihinin değişik etaplarında iktidar mevkiinde bulunan tek ödeyen zevatın şahsi, vehimli, ikircikli, önyargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dehemmiyetsel yanlışları olmuştur. Ancak bu şart hiçbir zamanlar devletleri ve cemiyet hayatını sabote edecek derecede tırmanmamıştır. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk neyse Kürt odur, Kürt neyse Türk da aynısı olmuştur. Bu ikisi insanlar gün boyunca olan binlerce senelik müşterek tarih, müşterek külçeşit ve müşterek güven içerikında tek uluse vücut vermiş, bu ulusin adı da Türk ulusi olmuştur. Nitekim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milletimiz Türk ulusidir. Terörsüz Türkiye hedefiyle devletleri ve millet kudreti hem teyit edilmiş hem da dışarıdan bizi yenemeyenlere mukabil dahili dünyamızda aşılamaz, yıkılamaz birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuru kuvvetlendirilerek yepyeni yüzyılın rotası belirlenmiştir. Millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclis en üstleri seviyede inisiyatif almış, birkaçı dışında siyasi partilerin muazzam çoğunluğu meseleye sualmlu ve duyarlı yaklaşmıştır. Bu sayede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tesis edilen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos 2025 tarihinde fiilen çalışmalarına başlamıştır. Yaklaşık altı buçuk aylık süresince heyet 20 buluşma yapmış, 137 müessese temsilcisi ve kişinin malumat ve görüşüne başvurmuş, ensonunda 17 Şubat 2026 Salı günü hazırlanan raporu tamamlamıştır. Komisyon üyesi 50 ulusvekilinden 47’sinin oyuyla ikmal edilen bildiri giriş edilmiştir. Evvela komisyonda vazife yapan her arasında biri ulusvekili arkadaşıma huzurlarınızda gönül dolusu teşekkürlerimi iletiyorum.
"KOMİSYONÜSTLENDİĞİ TARİHİ ROLLE TABULARI YIKMIŞ, EZBERLERİ BOZMUŞTUR"
Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili samimi gayret ve girişimlerin en ehemmiyetli ayağı heyet raporuyla teşekkül etmiştir. Bahse başlıkları bu rapora sefalet manifestosu diyenlerin bizzat kendileri sefil ve sefildir. Demokratik, iştirakçi ve kapsayıcı tek anlayışlı ölçeğinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihî rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse millî birlikleri ve kardeşliğimizi sulh ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır.
Demokratikleşme, müşterek vatandaşlık, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla ekonomik refahın çıtası yükselecektir. Terörsüz Türkiye’nin kazananı herkes, hepimiz, ulusimizin tamamı olacaktır. Bu da yetmez, kademe kademe ulaşılacak terörsüz bölgeler hedefiyle etrafımız sulh ve kardeşlik kuşağı ile iyanlış edilecektir. Böylece terörü örgütünün feshi ve silahlı bırakmasının asayiş ve zeka kurumlarımızca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterleri netleşir netleşmez hukuki düzenlemelerin süratle ve şeffaflıkla hayata geçmesi olası hâle gelecektir. Adalet duygusunu zedelemeden, şehitlerimizin hatıralarını lekelemeden, gazilerimizin mücadelesine gölgelik düşürmeden silahsız dehemmiyete geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir.
"AF VE CEZASIZLIK ALGISINA PRİM VERMEDEN YASAL DÜZENLEMELERİN ÇERÇEVESİ ÇİZİLMELİDİR"
Raporda kaydedildiği üzere örgütün hepsi unsurlarıyla feshi, silahların teslimi ve bırakılması sürecinde gereksinim duyulacak kanuni düzenlemelerin yapılması başlıksunda ortaya çıkan anlayışlı birliği çeşitlilik kıymetlidir. Toplumsal bütünleşmenin kuvvet kazanması maksadıyla silahlı bırakmayla birlikteki işleyen süreci ve sonrasını yönetecek müstakil ve geçicilik mahiyette tek kanuni düzenlemeye aksan yapılması ayrıca ehemmiyetlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden gereksinim duyulan kanuni düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir. Türk’ün itibarı Kürt’ün itibarıdır. Kürt’ün iffeti Türk’ün iffetidir. Türk’ün onuru Kürt’ün onurudur. Bunların mevcudu da muazzam Türk ulusinin şanı, şerefi ve haysiyetidir.
"BÖLGEMİZ TARİHİ BİR SINAMADAN GEÇMEKTEDİR"
Değerli arkadaşlarım, etrafımıza baktığımızda ve dünyanın içine gömüldüğü kaos ve buhran anaforuna göz attığımızda terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeler hedefinin ne kadar muazzam tek boşluğu dolduracağı ortadadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a saldıracağı gün hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihî tek sınamadan geçmektedir. ABD’nin fevkalade askerî yığınağı tehlikenin cesameti ilgili düşünce sunmaktedir. Daha vurucu yepyeni kuşak savaşı senaryoları mahalli dinamikleri, dünyası iktisat ve siyaset dmanierini negatif yönde tesirleyecektir. Tehdit yakındaki ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını bozacak ve öngörülerin ötesinde yaygınlaşan tek savaşı dehemmiyetinin kapısını aralayacaktır. Bir yanda ABD, diğer yanda İran müzakerelerin sürdüğünü talep etse da Cenevre’de kurulan masalar faal olsa da Arap arabulucular devrede bulunsa da İran, Rusya ve Çin Hürmüz Boğazı ile Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nda müşterek askerî tatbikat gerçekleştirmektedir. Aynı anda Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da sulh toplantıları yapılırken eşleri zamanlı biçimde İran’a mukabil savaşı hazırlıkları başlıkşulmaktadır. İsrail yönetiminin dizginlenmesi hususunda önyüz alması lüzumen Trump’ın siyonist lobinin tesirsiyle İran’a meydan okuması anlaşılır değildir. ABD’nin İsrail Büyükelçisi’nin teolojik ve ideolojik saplantılarla vaat edilmiş topraklar söylemini gündeme getirmesi, hudut aşan gizilgüç hedeflerin dillendirilmesi ve bölgeler devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması siyonist yayılmacılığın ne şekilde tek tehditleri oluşturduğunu göstermektedir.
"KCK'NIN FESHİ DERHAL SAĞLANMALI"
Şimdi tekrar terörsüz Türkiye hedefine dönelim. Dışımız kaynarken içimizi kaynaştırmalıyız. Dışımızda yangın varken içimizde birbirimize daha sıkılık sarılmalıyız. Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamayla PKK’nın yaptığı çağrının ehemmiyetli tek dahli vardır. Bu çağrı benzer biçimde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üstleri yapılanmasının feshi anında sağlanmalıdır.
Bayram öncesi vasıta alacaklar dikkat: Bu modellerin zararı yok! İşte sonuncu elin ‘çeyrek altın’ları















.jpg?format=webp&width=1200&height=630)













English (US) ·