
İşte Erdoğan'ın başlıkşmasından satır başları: Aziz ulusim, kıymetli ulusvekili arkadaşlarım, basınımızın kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor, sizlerin şahsında beraber yolda yürüdüğüm, beraberce mücadeleler arkadaşlığı yaptığım hepsi kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
İlginizi ÇekebilirGece gündüz demeden tek insanımıza daha ulaşmak, tek gönüle daha dokunan için ter döken teşkilatımın her arasında biri tek neferine buradan selamlar gönderiyorum. AK Parti Grup Toplantısı’nın devletmize, ulusimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Salonumuzu yalınce katılımlarıyla değil, coşkularıyla, heyecanlarıyla, hepsinden öte kelimelerin madde etmekte yetersizlik kaldığı sevdalarıyla dolduran kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.
"BİZİM ÇOCUKLARI CANI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM"
Öncelikle 2026 Dünya Kupası oynayan kapalı finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmış Milli takımımızı, 'bizim çocukları' canı gönülden tebrik ediyorum. Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun bu en muazzam sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza evvel Avustralya, Paraguay ve Amerika’ya mukabil oynayacağımız cemaat maçlarında, daha sonraları inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden muvaffakiyetlar diliyorum. Bizim çocukların her arasında biri zamanlar olduğu gibi aylık yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına, aziz ulusimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum.
Değerli arkadaşlar, yine başlıkşmamın başında siz ulusvekillerimizle birlikteki hepsi ulusimizin, gönül ve külçeşit coğrafyamızdaki bütünü kardeşlerimin mazi Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Rabbimden bizleri coğrafyamızda çatışmaların ve savaşların olmadığı, huzurla geçireceğimiz bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. Rahmetli Alvarlı Efe Hazretlerinden ilhamla söyleyecek olursak, canın cananını bulduğu, hüznü kederin defolduğu, tümce günahların af olduğu, dertlerin derman bulduğu, İslam aleminin huzura kavuştuğu, gözyaşlarının yerini tebessümlere bıraktığı, Gazze’den Lübnan’a, Sudan’dan Yemen’e, İran’dan Körfez’e bölgemizin 4 tek yanında sulh rüzgarlarının estiği, hasılı bayramların bayram gibi yaşandığı o hoş günlere Rabbim hepimizi, hepsi Müslümanları ve insanlığı eriştirsin. Genişletilmiş İl başkanları toplantımızda detaylarıyla anlattığım Ramazan faaliyetleriniz dolayısıyla sizleri değişik ayrı tebrik ediyorum. Ramazan’da yakaladığımız ivmeyi inşallah artırarak devam ettireceğiz. 23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan dökmeden, ayrıştırmadan, hepsi tersine gönüller kazanarak, gönüller fethederek yola devam edeceğiz. Milletimizin yok duasına mazhar olavakıf oldu için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünyası görüşü her arasında biri olanlar 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine daima müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın sizler için, hepsi Türkiye için, İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasını, barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Aynı biçimde Türkiye başta bulunmak üzere müşterek coğrafyamızda baharın müjdecisi olarak muazzam tek coşkuyla kutlanan Nevruz Bayramı’nı tebrik ediyorum. Nevruz gününün 5-10 provokatörün kundaklama girişimlerine karşın geçtiğimiz yıllar olduğu gibi bu sene da hiç tek taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından duyduğumuz memnuniyeti tekrar ifadeleri ediyorum. Nevruz’u manaına ve ruhuna elverişli biçimde idrak eden aziz ulusimize sağduyusundan öçeşitü tekrar teşekkür ediyor, Nevruz’un da hayırlara vesile olmasını diliyorum.
"VAKTİMİZİ VE NEFESİMİZİ İSRAF ETMEK YERİNE SADECE İŞİMİZE ODAKLANDIK"
Değerli yolda ve dava arkadaşlarım. Bakınız işte samimi tek şart belirlemeinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizler bilhassa bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çeşitlilik özen gösteriyoruz. Kelimelerimizi tartarak başlıkşuyor, kırıcı olmamaya bilhassa gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükûneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her arasında biri tek ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu tek an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Dikkat ederseniz Ramazan-ı Şerif boyunca olan esas muhalefetin şahsımıza ve partimize yönelen, çoğu zamanlar edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan kaba söylemleri karşı itidalimizi koruduk ve kimi zamanlar duymazdan geldik. Kimi zamanlar yaygınlaşan başkanın acemiliğine verdik. Kimi zamanlar olasılıkla kendilerine çekidüzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, yanlışlarını anlayıp doğrusu yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, işleri çığırından çıkmadıkça, ulusimizin hak ve hukukuna yönelik tek taciz olmadıkça sataşmalarına yanıt vermedik. Etrafımız yangın çemberine dönmüşken, sınırlarımızın hemen ötesinde füzeler ve dronlar havada uçuşuyorken, konsantrasyonumuzu bozacak, bizi dolu edecek her arasında biri çeşitlü siyasi tartışmadan ırak durduk. Herkes bilsin ki sükûtumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksinden edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? Nadan ile konuşma güçdur bilene. Çünkü nadan ne gelirse söyler diline. İşte bizler da nadan ile muyanlışp bulunmak, vaktimizi ve nefesimizi israflı etmek seçenek yalınce işimize odaklandık, ulusimize servis etmeye odaklandık.
"5G TEKNOLOJİSİNİ ÜLKEMİZE KAZANDIRDIK"
Değerli kardeşlerim, bugünden tek kez daha noksan açık ifadeleri etmek isterim. Biz 23 yıldır olduğu gibi bugünden da laf üstüne laf koymanın değil, taşlar üstüne taşlar koymanın çabasındayız. Biz Türkiye’yi dünyası tek iştirakçi hâline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın değişik köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara güçleri günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. Aşkla koşan yorulmaz şiarıyla ulusimiz için koşmaya, koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin olan adımlarla ilerliyoruz.
Biliyorsunuz dün haberleşme ve haberlerileşme alanında devletmizde yepyeni tek dehemmiyeti başlattık. Türkiye bugünden itibaren 5. kuşak mobil haberlerileşme hizmetleri, kısa adıyla 5G teknolojisi ile fiilen tanışmış oldu. Ülkemizin yarış gücünü artıracak, haberlerileşme, teknoloji, güç ve imalat verimliliğimizi yükseltecek, sayısal bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini devletmize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4.5G teknolojisinden 10 kat daha çabuk bilgi aktarımı sağlayan 5G, inşallah devletmizi sayısal dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu ehemmiyetli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı tek stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta üye talebinin yüksek olduğu şiddetli trafiği bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi devletmizin her arasında biri köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini 2 yıllar içerisinde devletmizin her arasında biri tek noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. İletişimin yanı dizi ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime genişliği tek yelpazede çeşitlilik muazzam tek dönüşümün kapılarını açacak 5G teknolojisinin tek kez daha hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Dünya Kupası, Türkiye'yi uykusuz bırakacak! İşte maç saatleri ve rakiplerimiz"MİLLET CHP İLE FARKIMIZI GÖRÜYOR"
Değerli kardeşlerim, çeşitlilik kıymetli ulusvekilleri, size ve hepsi teşkilatıma altını çizerek ifadeleri etmek isterim ki bizim AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak gerçekten mi çeşitlilik muazzam sualmluluklarımız var. Bizim devletmizi bölgemizdeki yangından muhafaza etmek gibi tek vazifemiz var. Bizim hizmetkârı bulunmaktan şeref duyduğumuz aziz ulusimizin lokmasını büyütmek, refahını çoğaltmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını güvence gibi yoğun tek mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zamanlar unutmayacağız. İhmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine müsaade vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkinleşen üslup ve tavırları dolayı bu kıymetlendirmemi sizlere hatırlatmakta yarar görüyorum.
Bir defa hepimiz şunun haberdar olmalıyız. Türk ulusi irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi tek ulustir. Bu ulusin gözünü boyayamazsınız. Bu ulusi kandıramazsınız. Bu uluse siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı, lafazanlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çeşitlilik iyice bilir. Hiç kuşkunuz olmasın. Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile esas karşıtlık partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyonu farkını çeşitlilik netler müşahede etmekte, bunun kıymetlendirmesini en hoş biçimde etmektadır. Ana karşıtlık partisinin Ramazan’da bile ara vermediği, dahası oğullar günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü kaba söylemlerini benim vatandaşım elbette takip etmekte, bunlara hak ettiği notu sunmaktedir. Bundan zerre kadar kuşku duymadım ve duymuyorum.Ellerine geçirdikleri her arasında biri imkanı şahsımıza ve partimize yönelik tek hakaret senfonisine dönüşçeşiterek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil, yalınce kendilerini küçüklük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zamanlar alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz duyarlı dehemmiyetde öfkenin, nefretin, anlaşmazlık ve dövüş dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat lüzumtiğinde haddini bildirmenin, kırk leke kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çeşitlilik iyice bileceğiz.
"DARBECİLİĞİN KİTABINI CHP YAZMIŞTIR"
Şimdi kıymetli kardeşlerim, bu devletnin cumhurbaşkanına, bu devletnin iktidar partisine çeşitlilik seviyesiz biçimde diller uzatmak, çeşitlilik çirkinleşen ifadelerle hakaret etmek, esas muhalefetin başındaki zat dâhil kimsenin hakkı da değildir, haddi da değildir. Çünkü bu devletde darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, oradaki darbecilerle kol kola yürüyen CHP’yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız. Orada üniversiteler talebelerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın kafa aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart muhtırasının geride CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı benzer biçimde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi asgari devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir.3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedefleri saha provokasyonların tamamında CHP’nin elparmağı izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında sokaklar darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışanlar yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşı CHP yazar. Darbecilik CHP’nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere hayır sunmak CHP’nin, unutmayın, milli sporudur.
Bakınız işte CHP’nin darbe sever karakterini gözler önüne seren oğullar seviye ibretlik tek anekdotu sizlerle aktarmak istiyorum. Özellikle CHP’nin sokaklarımızı ateşe sunmak için öne sürdüğü gençlerimizin bu hatıratı çeşitlilik ama çeşitlilik iyice dinlemesini kendilerinden rica ediyorum. Bakın aziz gençler arkadaşlarım tek gün merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er’in yolu Davutpaşa Kışlası’na düşer. Darbenin ayak sesleri işitilmektedir. Niyeti arkadaşı Binbaşı Orhan Erkanlı’yı ziyaretleri etmektir. Daha sonraları CHP sıralarında ulusvekilliği yapacak olan Erkanlı, Davutpaşa’da tanklar tabur komutanıdır. Ahmet Er, ikisi medeni ile mülakat hâlinde olan Erkanlı’nın odasına girer. Odaya girince içeride bulunan ikisi yabancılar tek anlık şaşkınlık yaşar. Binbaşı Erkanlı hemen duruma karışma eder, onlara döner ve “Yüzbaşım yabancılar değil, devam edin.” der. Bunun üzerine medeni şahıs başlıkşmaya, daha doğrusu Erkanlı’ya malumat vermeye devam eder. “Efendim Svasıtahane’de ikisi grubu birbirleriyle çatıştırdık. Kavga bütünü şiddetiyle devam ediyor. Başka tek emriniz var mı?” diye da ekler. “Teşekkür ederim, böylece devam edin.” diyen Erkanlı tek süresi sonraları onları yolcu eder. Ahmet Er, şaşkınlıkla “Binbaşım, bu adamlar kimdir?” diye istifsar etmektan kendini alamaz. Erkanlı’nın cevabı uç manidardır. “Bunlar Halk Partisi ulusvekilleridir.” Bu duruma Ahmet Er, “Memleketin gençler evlatlarını birbirlerine kırdırıyorlar. Bu ne haince iştir.” sözleriyle reaksiyon gösterir. Erkanlı ise olaya “Öyle bakma, onlar ihtilale temel hazırlıyor.” karşılığını verir.
"CHP’NİN GENLERİNE İŞLEMİŞ DARBECİ ZİHNİYETİ DEĞİŞMEZ"
Evet, işte CHP budur. CHP zihniyeti budur. CHP’nin demokrasiye, CHP’nin milli iradeye, gençlerimize bakışı budur.Kardeşlerim, bunların nazarında gençler kimi zamanlar darbelere ortam tertiplemek, kimi zamanlar yolsuzlukları aklamak için kullanılıp atılacak tek sarf malzemesidir. Tekrar söylüyorum. CHP bu devletde darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş hâlidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine prosedüriş darbeci zihniyeti da değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye tek yapıları kalmaz.
Çok kıymetli kardeşlerim, karşımızda ne kalibremize, ne kalitemize ne da sikletimize elverişli tek siyasi rakip var. Maalesef esas karşıtlık partisinin yaygınlaşan cumhurbaşkanlığı koltuğunda ağzı bozuk, nefis hâli bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan tek kişilik bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da gittikçe pervasızlaşan bu söylemlerden, bu zihin ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çeşitlilik iyice biliyoruz. Ben bu seviyesizliği daima kimseye değil, aziz ulusime şikâyet ediyorum, aziz ulusime havale ediyorum.
"BELEDİYE KAYNAKLARI CHP’Lİ BAŞKANLARIN HANI DEĞİLDİR"
Burada CHP’nin başındaki zata yalınce şu hatırlatmayı etmek istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz da bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan, havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese cürüm attınız, kabahat buldunuz, cürüm keçisi ilan ettiniz. Ama tek gün olsun “Hırsızın daima mi suçu yok?” sualsunu sormadınız. Özellikle bizler dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren kişilik fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın. Fakat bu devletleri CHP’nin hanı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir. Dolayısıyla kimse size “Yiyin efendiler yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.” demez, diyemez, demeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin cürüm prosedüre, yolsuzluk yapma, ulusin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler önceki Türkiye’de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına gelir kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha evvel defalarca söyledim, bugünden tekrar ifadeleri ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece ulusimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun ilköğretim ilkeleri çerçevesinde yapılmasını istek ediyor, dürüst ve tarafsız tek yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap suallmasını, adaletin tecellisi ile birlikteki Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz.
Bakan Uraloğlu'ndan Hürmüz Boğazı'ndaki Türk gemileriyle ilgili yepyeni açıklama"SAVAŞ, TEHDİT VE TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR"
Aziz ulusim, kıymetli ulusvekilleri, bölgemizde 28 Şubat’ta başlayan ve tek ayını dolduran savaş, tehditleri ve risk düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz devletmizin bu fırtınalı dehemmiyeti kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye’yi bu yangının uzağında tutmakta hükümlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekti istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dmanii ve rasyonel tek zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız, İslamabad’da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının tek araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıda endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız öz vazife alanları içindeki şiddetli gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çeşitlilik berraktır. Bölgemizde barışın hâkim olması için ne yapılması lüzumiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı vazife biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sualnların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi beklenti varsa bunu kıymetlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifadeleri etmeliyim ki savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği iletilar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur.
"BÖLGESEL BİR İÇ ÇATIŞMAYA DÖNÜŞME RİSKİ VAR"
Değerli kardeşlerim, kardeş ve dost devletlerin yaşadığı acıların tek an evvel oğullar bulmasını samimiyetle istek ediyoruz. Ancak bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı dizi mahalli tek dahili çatışmaya dönüşme riski vardır. Enerji, ulaştırma ve medeni altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali çoğaltmaktadır. Şunu işte netler ifadeleri etmek mecburiyetindeyim. Bölgemizi yangın seçenek çevirmekle kalmayıp hepsi insanlığın omuzlarına çeşitlilik yoğun tek ekonomik ağırlığı bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sualmlusu çatışma, kaos ve buhran bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yepyeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her arasında biri gelişme İsrail’in kanlı stratejisine servis edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her arasında biri damlacık kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak tek can suyu olacağı unutulmamalıdır.
Bir diğer ehemmiyetli husus şudur. İran’la savaşın dünyası sulh vizyonuna servis etmediği, hepsi tersine bu vizyonu sabote ettiği, güça soktuğu, dinamitlediği gayet açıktır. İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en muazzam imkân diplomasidir. Diyalogtur. Uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrarcı seçenek asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu lüzumtirir. Vicdan bunu lüzumtirir. Uluslararası hukuk, hak ve hakkaniyet bunu lüzumtirir. Temennimiz aklıselimin egemen olduğu, böylece ilave kan dökülmeden barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikteki lüzumirse gövdemizi da taşın altına koymaya devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim, Hazreti Peygamber’in mübarek parmaklarını birbirine kenetleyerek ifadeleri buyurduğu şu tavsiyelerini bu aşamate kendimize kılavuz edeceğiz. "Müminin mümine bağlılığı taşları kenetlenmiş tek yapı gibidir." İşte bu kardeşlik, bu kaderdaşlık, bu ruhu yüceltecek tek hassasiyetle mesuliyetimizi artıracağız.Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.Rabbim Türkiye'yi muzaffer kılsın diyorum.Sizlere en kalbi dualarla Allah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.
ABD-İsrail-İran savaşının 33. günü! Tahran'dan yepyeni intikam yemini, Washington'dan flaş iddia: 'Bir devletleri daha savaşa katılmaya hazırlanıyor' Adalet Bakanı Gürlek'ten İmralı'da başlıkt yapıldığı iddiasına yanıt















.jpg?format=webp&width=1200&height=630)












English (US) ·