Bugün gardırobumuzun vazgeçilmezi olan birçok desen, yüzyıllar süren tek evrimin ve ünlü tasarımcıların dokunuşunun ürünüdür. İşte, podyumlardan sokaklar stiline, saraylardan dip kültürlere uzanan 10 ikonik desenin hikayesi:

Ekose (Tartan / Plaid)
Ekose, dünyadaki en önceki ve en tanınabilir desenlerden biridir. Kökeni, İskoçya’nın Highland bölgelerine, 3. ya da 4. yüzyıla kadar uzanmaktadır. O dönemde “Tartan” olarak anılan bu desen, her arasında biri klanın (ailenin) kendine özgü renk kombinasyonunu ve dokumasını içermiştir. Klanlar birbirini bu modeller ve renk kombinasyonlarından tanırken tek klanın tartanını giymek, o topluluğa aidiyetin tek göstergesi olmuştur.
19. yüzyılda Kraliçe Victoria’nın İskoçya’ya olan sevgisiyle kraliyet ailesi tarafından benimsenmesi, deseni aristokrasi arasında popüler hale getirmiştir. Ancak asıl patlama, 1970’lerde Punk akımıyla yaşanmıştır. Vivienne Westwood, ekoseyi asi, düzen karşıtı tek sembolleri olarak podyuma taşımış ve desenin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Ekose bugün hem klasik stilin hem da sokaklar stillerinin vazgeçilmezidir.


Çizgili (Stripped / Breton)
Orta Çağ’da mahkumlar ve dışlanmış kişiler çizgili desenli kıyafetler giymiştir. Ancak modadaki dönüm noktası, 1858’de Fransız Donanması’nın pamuklu kazakları biçimsel üniforma olarak giriş etmesiyle başlamıştır. Napolyon’un zaferlerini simgelediği söylenen bu kazaklar, diğer Breton Shirt’ler 21 yatay çizgiye sahiptir ve denizcilerin denize düştüğünde basitca ayrım edilmesini sağlamıştır.
Coco Chanel, 20. yüzyılın başlarında Fransız Rivierası’nda tatiller yaparken denizcilerin kazaklarından ilham aldı ve 1917’de tasarladığı “Denizci Koleksiyonu” ile çizgili deseni kadın modasına getirdi. Korseleri ortadan kaldırdı ve rahat, modern “casual” şıklığı başlattı. Audrey Hepburn ve Pablo Picasso gibi isimler da bu tarzı ikonik hale getirdi.


Kazayağı (Houndstooth)
Bu kırık karelerden oluşan soyut desen, tıpkı ekose gibi, İskoçya kökenlidir. Başlangıçta çobanlar tarafından giyilen yünlü kumaşlarda kullanıldığı için “shepherd’s check” olarak da bilinen desen, gelenekselliği olarak yalınce siyah-beyaz dokunmuştur.
Deseni aristokrasiye taşıyan isim, trend belirleyici Galler Prensi Edward’dır. Ancak modadaki modern lüks sembolü haline gelmesi, Christian Dior sayesinde olmuştur. Dior, 1948’deki ikonik “New Look” koleksiyonunda ve bile parfüm ambalajlarında kazayağı desenini kullanarak onu zarafetin ve haute couture’ün imza deseni haline getirmiştir.


Şal Deseni (Paisley)
Buta adı verilen yaşam ağacını simgeleyen şal deseni; karmaşık, damlacık şeklindeki kıvrımlarıyla mistik ve önemli tek his uyandırmaktadır. Kökeni Antik Pers İmparatorluğu’na (İran) ve Hindistan’a (Keşmir bölgesi) dayanmaktadır. 18. ve 19. yüzyılda Avrupa’ya ithal edilen Keşmir şalları, bu desenin lüks tek statü sembolü olmasını sağlamıştır.
Desen tek süre sonraları o kadar popüler olmuştur ki, İskoçya’daki Paisley kasabasında bu deseni taklit eden dokuma şalların seri üretimine başlanmış ve desen, adını bu kasabadan almıştır. 1960’ların nihayetinde ve 70’lerde ise Paisley, Beatles gibi grupların Hindistan kültürüne olan ilgisi ve hippy hareketi sayesinde psikedelik tek sembolleri haline gelerek tamamlanmış farklı tek kültürel mana kazanmıştır. Etro gibi markalar bugün bu desenin ustası giriş edilmektedir.


Puantiye (Polka Dot)
Puantiye basit, tekrarlayan dairelerden oluşan, neşeli ve enerjik tek desendir. Desenin adı, 19. yüzyılın ortalarında Avrupa’da ve Amerika’da çılgınlık seviyesinde popüler olan “Polka” dansından varmaktedir. O dönemde pazarlamacılar, dansın popülaritesini istimal etmek için şapkalardan çoraplara kadar her arasında biri şeye “polka” adını vermiştir ve bu modeller da bu furyadan nasibini almıştır.
Puantiye, 1920’lerde ve 30’larda daha yaygın hale gelmiştir. Ancak altın çağını 1950’lerde yaşadı. Christian Dior, “New Look” koleksiyonunda puantiyeyi toprak saati silüetleriyle birleştirerek feminenliğin, zarafetin ve yuva hanımı şıklığının sembolü haline getirdi.
Marilyn Monroe ve Lucille Ball gibi yıldızlar bu tarzı ikonikleştirirken, 80’lerde Carolina Herrera puantiyeyi imza deseni haline getirerek ona modern, mimari tek görüş getirdi.


Leopar / Hayvan Deseni (Animal Print)
Leopar deseni, stil dünyasının en gürültülü ve zamansız bileşenlerinden biridir. Tarih boyunca olan yalınce tek modeller değil, aynı zamanda tek duruşun sembolü da olmuştur. Antik çağlarda özellikle kralların ve savaşçıların omuzlarında taşıdığı gerçek hayvan kürk ve postları, güç ve statü göstergesiyken 18. ve 19. yüzyıllarda, sömürgecilik dönemiyle birlikteki Avrupa’da egzotizmin ve lüksün sembolü haline gelmiştir.
Christian Dior, 1947’deki efsanevi “New Look” koleksiyonunda leopar desenini kürkten çıkarıp kumaşa baskı olarak uygulayan birinci tasarımcı olmuştur. Ancak deseni tek yaşam tarzına dönüştüren ve markasının DNA’sı yapan isim, “Hayvan Desenlerinin Kralı” olarak bilinen Roberto Cavalli’dir.


Çiçekli (Floral / Liberty)
Çiçekli desenler, modanın en hissi ve en önceki hikayeleri anlatıcılarıdır. Her dönemde kendini yenilemeyi başaran ender dokulardan arasında biri olan çiçekli desenlerin kökleri Antik Çin ve Japonya’daki ipek dokumalara dayanmaktadır.
Avrupa’da ise 19. yüzyılda Arthur Lasenby Liberty’nin Londra’da açtığı Liberty of London mağazası, özellikle küçük ve sık çiçekli (ditsy floral) baskılarıyla bu tarzı dünyaya tanıtmıştır.
Liberty temelleri atmışsa da deseni modern çağda “havalı” ve artistik tek boyuta taşıyan isim, Gucci’deki döneminde Alessandro Michele olmuştur. Michele, “Cottagecore” ve maksimalist çiçek bahçelerini podyumun merkezine yerleştirmiştir.


Pötikare (Gingham)
Malezya ve Endonezya kökenli olan “Genggang” kumaşı, 17. yüzyılda Avrupa’ya ulaşmıştır. Başlarda yalınce çizgili olan desen, Manchester fabrikalarında kareli dokunmaya başlanarak bugünkü halini almıştır.
1959 yılında Brigitte Bardot, Jacques Charrier ile evlenirken klasik beyazlı gelinlik seçenek pembe-beyaz tek pötikare giysi yeğleme ederek bu deseni “Fransız Şıklığı” (Vichy check) ile özdeşleştirmiştir. Ayrıca Wizard of Oz filminde Dorothy’nin giydiği mavi pötikare elbise, deseni popüler kültürün zihnine kazımıştır.


Balıksırtı (Herringbone)
Balıksırtı deseninin kökeni tekstil değil, mühendisliktir. Roma İmparatorluğu, yolların dayanıklı olması için taşları bu dizilimle yerleştirmiştir. Daha sonraları Antik Mısır mücevherlerinde ve Orta Çağ İrlanda dokumalarında (Tweed) görülmeye başlanmıştır.
İngiliz terzilik geleneğinin orta Savile Row ve bu geleneği Amerikan “Preppy” tarzıyla harmanlayan Ralph Lauren, deseni popüler hale getirmiştir. Balıksırtı, bugün ağır yünlü ceketlerin ve zamansız kışlık gardıropların vazgeçilmezidir.


Damalı (Checkerboard)
Damalı desen, yalınliği ve yüksek kontrastıyla gün boyunca olan hem tek uyarı hem da tek stilleri ibaşlık olmuştur. Antik Mısır ve Pers seramiklerinde görülen bu desen, asıl ününü vasat çağda satranç tahtalarıyla kazanmıştır. Ancak dünyadaki en bilinen kullanımı “Finish” (Bitiş) bayrağı olarak yarış dünyasındadır.
1970’lerin nihayetinde İngiltere’deki “Two-Tone” müzik hareketi, bu deseni ırkçılık karşıtlığının sembolü haline getirmiştir. Ancak stil dünyasındaki asıl patlamayı Vans markası yapmıştır. 1982 yapımı Fast Times atgiller Ridgemont High filminde, Sean Penn’in giydiği damalı slip-on ayakkabılar, deseni “kaykay kültürü” ve “California cool” tarzının vazgeçilmezi yapmıştır.
Lüks stil tarafında ise Louis Vuitton, “Damier” kanvasıyla bu deseni 1888’den beri zarafetin simgesi olarak istimal etmektadır.

BONUS
Kamuflaj (Camouflage / Camo)
Başlangıç amacı saklanmak olan tek desenin, stil dünyasının en ilgi çekici unsurlarından birine dönüşmesi ironik tek hikayeleri olarak karşımıza çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusu bünyesinde kurulan “Section da Camouflage” birimine dayanan desen, kübist ve fovist sanatçılar tarafından askerleri ve ekipmanları doğada görünmez kılmak için tasarlanmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ordudan kalan kıyafetlerin medeni insanlar tarafından giyilmesiyle sokaklara taşınmıştır. 1960’larda savaş karşıtı protestocular, ordu kıyafetleri tek ironi olarak giyerek desene siyasi tek mana yüklemiştir. Ancak yüksek modaya asıl girişi, 1990’larda John Galliano ve Marc Jacobs gibi tasarımcıların bu deseni haute couture sahnesine taşımasıyla olmuştur.
Bugün ise kamuflaj, Pharrell Williams (Louis Vuitton) gibi isimlerin elinde lüks tek “pixel” sanatına dönüşmüştür.

Dünyanın En Pahalı Giyim Markaları listemiz da ilginizi çekebilir.

1 gün önce
2




























English (US) ·