Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı iletiında, dünyası genelinde yaşanan anlaşmazlık ve istikrarsızlık ortamına ilgi çekerek, barış, huzur ve kardeşlik çağrısında bulundu.
Bahçeli iletiında, oğullar dehemmiyetde İran ve İsrail merkezli gelişmeler ile bölgedeki savaşı ve saldırıların insanlık ve vicdan açısından vahim kırılganlıklar yarattığını vurguladı. İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik suikast ve saldırılara değinen MHP Lideri Bahçeli, Gazze’deki soykırım yaralarının henüz sarılmadığını ve bölgedeki gerilimin devam ettiğini belirtti.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin iletiının detayları şöyle;
Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı direkt doğruya insanlığın ilköğretim ve evrenselliği haklarında kocaman yarıklar oluşturmaktadır.
Silahların koyu gölgesi, savaşı ve çatışmaların yoğun gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda yaşam süren biçözümlerin üstüne düşmüş vaziyettedir.
Derin tek mana ve ahlak bunalımının pençesinde biteviye kıvranan ve fevkalade tek kırılganlığın dibine yuvarlanan bugünkü dünyası tablosu neresinden bakarsak bakalım insani ve vicdani iflasın da göbeğindedir.
28 Şubat 2026 tarihinden buyana İran İslam Cumhuriyeti’nin tepesinden yepyeni kuşak füzeler ve tahribat gücü çeşitlilik yüksek bombalar yağdırılmaktadır.
Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif tek hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye’nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaşı ve insanlık suçunun en vahim misalleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.
Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif’in her arasında biri gününde İslam alemi Siyonist-emperyalist tasallutun güça ve güçbalığa dayalı yoğun neticelarına maruz kaldığı alenen meydandadır.
Körfez devletlerini içine alacak yaygınlaşan ve şiddetli tek savaşın düzenekleri maalesef çabuk inşa edilmektedir.
İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın terörü devleti İsrail’in tekbaşına yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu içerikda güven hakları ve dinî hürriyetler her arasında biri cepheden saldırıya uğramıştır.
Küresel adalet, dünyası vicdan, dünyası insancıl hukukunun kıymetler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır.
Komşu devletlerdeki gelişmeler gittikçe çeşitlilik daha kötüleşmektedir.
İran İslam Cumhuriyeti’nin dinî liderlerine, üstleri düzey siyaset ve devletleri vazifelilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen husus suikastlar, medeni ve suçsuz halkı sistematik biçimde katleden saldırganlıklar artık şiddetle ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaşı hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir.
Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletti varken savaşın ve silahın divanesi bulunmak, üstelik bunu yaparken kat’i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı tahkik etmek en ince tabirle utanmazlıktır.
Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten ordu ve siyasi gerilimlerin kesin tek coğrafyayla kısıtlı kalmayıp eşzamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çeşitlilik muazzam tek felaket ihtimali olarak gündemdedir.
İsrail’in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve sulh adımlarının kademeli biçimde atılması herkesin müşterek çıkar ve yararınadır.
Ancak zamanlar gittikçe daredinmekta, yangın hattı fiilen genprosedürektedir.
Ramazan ayının nihayetinde karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam devletleri ve hepsi insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sualnların diplomasi ve konuşma yoluyla halletmek için tek vesile olması hassaten dileğimdir.
Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, önemli sulh ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir.
Nitekim “Terörsüz Türkiye” hedefi Türk ulusinin yepyeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan sulh mevsimidir.
Bölgesel ve dünyası dmanier altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye’nin doğrusu zamanda, doğrusu adımlarla, doğrusu siyaset ve stratejiyle dahili cephesini muhkem hale getirmesi önemli tek hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir.
Vakit Türkiye’nin tedbir ve temkinle hareket etme vaktidir.
Vakit sulh ve huzur içindeki bayramlaşma, tekbaşına yürek halinde ve hep birlikteki Türkiye olma vaktidir.
Temennim savaşı ve çatışmaların tek an evvel oğullar bulmasıdır.
Maneviyatın, muhabbetin ve hürmetin hem şurası hem da şöleni olan bayramın açılan uçurumların kapatılmasında, sertleşen ilişkilerin yumuşatılmasında, dargın düşen gönüllerin kavuşmasında muazzez tek imkan olması halisane dileğimdir.
Bu duygu ve düşünlerle, İslam dünyasını çepeçevre kuşatan zulmet perdenin yırtılıp atılmasını, zulme uğrayan soydaşlarımızın, güven kardeşlerimizin acılarının, feryatlarının bitmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Yurt içindeki ve yurt dışında yaşayan aziz vatandaşlarımızın, Türk ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, hak ettikleri gelişmişlik seviyelerine ve layık oldukları zirvelere ulaşmaları için hem duacı hem da davacı olduğumuzu ifadeleri ediyorum.
Gönlünde vatanın kaygısını duyan,
Yüreğinde ulusin sevgisini yaşatan,
Ruhunda al bayrağın sıcaklığını hisseden,
Şuurunda Türkiye’mizin sevdasını taşıyan,
Hedefinde milli birliğin, toplumsal dirliğin, ebedi kardeşliğin ve devamlı dayanışmanın özlemlerini barındıran her arasında biri kardeşimi, ulusimizin her arasında biri onurlu evladını selamların en güzeliyle selamlıyorum.
Ramazan Bayramımız mübarek olsun diyorum.


























English (US) ·