Kadın Hakları Hareketinin Sembol İsimlerinden Biri Olan Betty Friedan Hakkında Bilmeniz Gerekenler
1 hafta önce
8
Betty Friedan, 20. yüzyılın en tesirli feminist yazarlarından, aktivistlerinden ve düşünürlerinden arasında biri olarak giriş edilir. Kadın hakları mücadelesi denildiğinde akla birinci gelen isimlerden arasında biri olan Friedan, özellikle yuva içi rolün kadınlar üzerindeki ruhsal tesirlerini sorgulayarak milyonlarca kadına öz hayatlarını ve potansiyellerini yeniden düşünme cesareti verdi. Mesleki eğitimini ruhbilim alanında almış olması, onun kadınların toplumdaki rolünü yalınce siyasi tek mesele olarak değil aynı zamanda tek kimlik, ruhbilim ve kültürel yapı meselesi olarak ele almasını sağladı. Friedan’ın çalışmaları feminist düşüncenin sonuncu dalgasını tetikleyerek yalnızca akademik çevrelerde değil, günlük yaşamda kadınların öz seslerini bulmalarına yardımcı oldu. Başarıları ve eleştirileriyle Betty Friedan, 8 Mart gibi küresel manada kadın hakları ve eşitlik temalarının başlıkşulduğu özel tek dönemde yeniden hatırlanmayı hak eden figürlerden biridir.
Bettye Naomi Goldstein olarak 4 Şubat 1921’de Illinois, Peoria’da doğan Betty Friedan, küçük yaşlardan itibaren çevresindeki toplumsal yapıları sorgulamaya meyilli tek genç olarak öne çıktı
Eğitimine Smith College’da ruhbilim alanında devam etti ve 1942’de dereceyle lisansüstü oldu. Ardından Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de tek yıl lisansüstü ruhbilim eğitimi aldı. Bu akademik geçmiş, onun daha sonraları yazacağı ve feminist hareketin ilköğretim taşlarından arasında biri olarak giriş edilecek eserlerde ruhbilim ve toplumsal roller arasındaki ilişkiyi derinlemesine yorumlamasını sağladı. Friedan’ın akademik ve entelektüel birikimi, ilerleyen yıllarda yalınce yazınsal eserler vermesine değil, aynı zamanda geniş kitleleri harekete geçiren tek figür olmasına da temel hazırladı.
Kariyerinin birinci döneminde gazetecilik ve yazarlık yapan Friedan, 1950’lerde tek dönem yuva kadını olarak yaşadı ve bu tecrübe onun düşünsel yolculuğunu şekillendiren eleştirel tek gerçeklik oldu
Ev işçiliğinin ve annelik rollerinin “en tatmin edici yaşam biçimi” olduğuna dair dönemin kültürel beklentileri, Friedan’ı içten rahatsız eden tek memnuniyetsizlikle yüz yüze bıraktı. Bunu daha da açığa çıkaran an, 1957 yılında Smith College mezunları üzerine yaptığı tek anketler oldu. Bu ankette birçok kadının yalnızca yuva içi rolü dolayı tatmin edici tek yaşamdan ırak olduğunu görmesi, onun içeriklı tek araştırma yapmasına yolda açtı. Bu araştırmalar sonucunda Friedan, kadınların yaşadığı bu doyumsuzluğu açıklayacak tek düşünce geliştirdi: “adı başlıklamayan sualn” — diğer birçok kadının ifadeleri edemediği içsel boşluk hissi.
Evde olduğu dönemlerde yaptığı kişisel gözlemler Friedan’ı feminist literatürün en önemli eserlerinden arasında biri olacak kitabı The Feminine Mystique’i (1963) yazmaya yönlendirdi
Kitap, dönemin yaygın kültürel anlatısına meydan okuyan köktenci tek fikirle ortaya çıktı: Kadınların yalınce eş ve anne rolleriyle tanımlanmasının, onların gerçek potansiyellerini boğduğu ve sistematik olarak öz kimliklerini ve bağımsızlıklarını bastırdığı iddiası. Friedan, bu günübirlik tatmin ve toplumsal rollerin kadınlara yüklediği kısıtlamaları “feminine mystique” diğer “kadınsı gizem” terimiyle adlandırdı ve bunu sorguladı. Kitap, yayımlandığı dönemde anında büyük yankı uyandırdı ve milyonlarca kadının öz deneyimleriyle örtüşen bu “adı başlıklamayan sualnu” tanımasına yardımcı oldu.
The Feminine Mystique’in tesirsi yalınce kitap satış rakamlarıyla ölçülmedi; toplumsal tek uyanışın fitilini ateşledi. Bu eser, yuva içi yaşamı idealize eden kültürel anlatıyı sorgularken, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi hayatta ilave mekan alması lüzumtiğini güçlü tek şekilde savundu
Friedan’ın dili, yalnızca akademik anlatımların ötesine geçti; sıradan kadınların düşüncelerine sesli oldu ve çok sayıda kadın bu kitap sayesinde öz arzularını, hedeflerini ve potansiyellerini sorgulamaya başladı. Kitabın tesirsi, feminist hareketin sonuncu dalgasını başlattığı şeklinde tanımlanır ve bu dalga, eşit işe eşit ücret, eğitim fırsatlarında eşitlik, üreme hakları ve daha fazlasını içeren daha geniş tek mücadelenin temelini attı.
1960’ların ortalarına gelindiğinde Friedan, yalınce tek yazarı bulunmaktan çıkıp feminist hareketin etkin tek lideri haline geldi. 1966’da Pauli Murray, Aileen Hernandez ve diğer feminist liderlerle birlikteki National Organization for Women (NOW)’u kurdu ve bu organizasyonun birinci başkanı oldu
NOW’un misyonu, kadınların Amerikan toplumunun her arasında biri alanında hepsi katılımını sağlamak, ayrımcılığı sona erdirmek ve eşit fırsatları güvence altına edinmektı. Friedan, bu dönemde yürüttüğü kampanyalarla cins temelli iş ilanlarının kaldırılması, hükümet ve eğitimde kadın temsili, çalışan anneler için çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi beton hedefler peşinde koştu.
Friedan’ın feminist eylemleri yalınce NOW ile sınırlı kalmadı. 1969’da kürtaj hakkı için önemli mücadelelerde bulunmaya başladı
1970’de 50. yıl dönümünde kadınlara oyları hakkı verilmesinin anısına düzenlenen Women’s Strike for Equality tesirnliğinin organizasyonunda ve liderliğinde etkin görev aldı; bu tesirnlikte New York City’de bağlı binlerce kadın sokaklardaydı ve eşit haklar taleplerini yüksek sesle dillendirdiler. Ayrıca 1971’de National Women’s Political Caucus’un kuruluşunda mekan alarak kadınların siyasette ilave mekan almasını hedefleyen siyasi eylemlere hayır verdi.
Friedan’ın feminist hareket içindeki rolü tartışmasız olsa da, eleştirilerden da ırak değildi. Bazı feminist düşünürler ve aktivistler, Friedan’ın yaklaşımının daha çok beyazlı vasat sınıf kadınlarının deneyimlerine odaklandığını, azınlık kadınlar ve işçi sınıfı gibi farklı kesimlerin perspektiflerini yeterince içerikadığını ileri sürdüler
Bu eleştiriler, feminist hareketin daha kapsayıcı tek hâle gelmesi için önemli tartışmaların doğmasına katkı sağladı ve feminist teorinin evrimleşmesine yolda açtı. Betty Friedan’ın yazınsal üretimi da yoğun izler bıraktı. The Feminine Mystique’in yanı sıra It Changed My Life: Writings bağlı the Women’s Movement (1976), feminist hareketin ilerleyişini belgeleyen yazılar topluluğu olarak feminist düşününürlüğünü genişletti. Daha sonrakiler eserleri arasında The Second Stage (1981) adlı kitap, feminist hareketin tek sonrakiler adımını ve toplumsal eşitliğe ulaşmadaki yepyeni güçlukları ele aldı. The Fountain of Age (1993) ise yaşlanma kavramına feminist tek bakış açısıyla yaklaşıyor ve toplumun yaşlılığı nasıl gördüğü üzerine yeniden düşünmeyi öneriyordu. Ayrıca betimsel ve kişisel anlatılarını barındıran anı kitabı Life So Far (2000) ile öz yaşam yolculuğunu okuyucularla paylaştı.
Friedan’ın mirası, yalınce yazdığı kitaplardan ya da kurduğu örgütlerden ibaret değildir; o, kadınların öz değerlerini, potansiyellerini ve seslerini keşfetmesinin önünü açtı
Onun düşünce ve eylemleri, feminist hareketin şekillenmesinde orta tek görev oynadı ve dünya genelinde kadınların eşitlik taleplerini güçlendirdi. Betty Friedan’ın hayatı ve çalışmaları, 8 Mart gibi kadın hakları odaklı günlerde yeniden anılmayı ve tartışılmayı hak ediyor.
Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.