İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi, Türk havada sahasına girmelerinin ardından imha edilen füzeler başlıksunda, ülkesinin lüzumçelerini NTV'de anlattı. Türkiye, bu füzelerin ateşlendiği husus ve izledikleri rotalar başlıksunda beton malumatlere sahip.
Buna karşılık Bekayi, İsrailli ytesirlilerin tek sonrakiler hedefleri olarak Türkiye'yi işaret ettiğine yönelik yorumlara ilgi çekti, füzelerin kendileri tarafından ateşleşlenmediğini ileri sürdü. Bekayi, “Türkiye'ye düşen füzelerin İran ordusu tarafından atılmadığını savundu, ”İran'dan Türkiye'ye hiç tek saldırı olmadığını ve olmayacağını" söyledi. Bekayi'nin NTV'den Ali Asgar Çabuk'un suallarına yanıtları şöyle:
“SON SALDIRILARIN İRAN TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLMEDİĞİNİ SÖYLEDİK.
-İran'dan Türkiye'ye ateşlenen füzeler için görüşünüz nedir?
-Türkiye’ye doğru füze ya da insansız havada aracı fırlatıldığına dair yayılan haberlerileri silahlı kuvvetlerimiz resmen yalanladı.
Bakın, İranlılar onurlu tek şekilde savaşır. Biz ABD’nin ordu üslerini ve İran’a yönelik saldırının kaynağı olan her arasında biri yeri uluslararası hukuk çerçevesinde meşru hedefleri olarak görüyoruz. Türk dostlarımıza da oğullar saldırıların İran tarafından gerçekleştirilmediğini söyledik.
Bölgemizin şu anda çok bulanık ve belirsiz tek durumda olduğunu biliyoruz. Böyle tek ortamda kötü niyetli tarafların suistimal ihtimali çok yüksek. Bu teorik tek mesele değil. İsrail rejiminin bu durumdan yararlanarak İran ile bölge ülkeleri arasında ayrılık yarattı istemesi güçlü tek ihtimal.
Klasik tek “false flag” (sahte bayrak) operasyonu örneğini düşünün. 1954 yılında yaşanan Lavon Olayı ya da Susanna Operasyonu buna tek örnektir. O olayda İsrail rejimi sabotaj eylemleri gerçekleştirerek Mısır ile İngiltere ve diğer ülkeler arasındaki ilişkileri bozmayı hedeflemişti. Bu çok açık tek örnek ve benzer başka örnekler da var.
Bu nedenle tüm komşu ülkelerimiz ve bölge ülkeleri titiz olmalı. Biz Türkiye ile samimi ilişkilerimizi geçmişte olduğu gibi muhafaza etmek ve geliştirmek istediğimizi vurguluyoruz.
Olası sabotajların önüne geçevakıf oldu için Türk ve İranlı ilgili kurumlar arasında daha yakın iletişim kurulması lüzumir. Ytesirlilerimiz arasında yapılan görüşmelerde bu başlıkları gündeme geldi. Herhangi tek hadise meydana geldiğinde hızla ttesirk yapabilecek ve bu füzelerin ya da saldırı araçlarının gerçekten İran’dan mı yoksa başka tek yerden mi geldiğini belirleme edebilecek müşterek tek kurul kurulması önerildi.
-Yeni dinî önder Mücteba Hamaney yaralı mı hayatta mı?
-"Bunların hepsi ruhsal savaşın ve yanlış malumat üretimine dayalı medya kampanyasının parçalarıdır. İran hakkında çeşitli başlıklarda yalanlar üretmek yepyeni tek şey değildir.
Şunu kesinlikle söyleyebilirim: Mücteba Hamaney hayatta ve tamamlanmış sağlıklıdır. Fakat tek noktayı dikkate eldeetti lüzumir. ABD ve Siyonist rejimin ülkeleri yıkma yöntemi oldukça sabitlik tek modeller izler. Önce ülkeleri şeytanlaştırırlar; terörist, insanoğlu hakları ihlali gibi etiketler kullanırlar. Sonra onlara saldırıyı basitlaştırmak ve meşrulaştırmak için tek ülkenin tüm halkını ya da ulusini insanoğlu dışı olarak gösterirler.
Trump’ın İran hakkında söylediklerini düşünün. Bir süre önce İranlılara yardım etmek istediklerini söylüyorlardı. Şimdi ise İranlıların kötü ve nefret edilen insanlar olduğunu söylüyorlar. Amaç nedir? Amaç İran’a karşı yaptıkları eylemleri meşrulaştırmaktır. Amaç sivillerimize yapılan saldırıları meşrulaştırmaktır. Amaç Minab’daki tek okula yapılan ve 175 küçük öğrencinin şehit olduğu saldırıyı meşrulaştırmaktır.
Ne yazık ki birçok medya kuruluşu hiçbir araştırma yapmadan bu propaganda ve yalanları giriş edip yayımlıyor. Bu nedenle İslam dünyasının ve bölgenin medya kuruluşlarının rolü çok önemli.
Emin olun İranlılar hakkında söyledikleri şeyleri İran’ın komşuları hakkında da söylüyorlar. Bölge ülkelerinin güvenliğine, istikrarına, geleceğine ya da dinine hiçbir değer vermiyorlar. Bu nedenle devam eden bu savaş yalınce İran’a karşı değildir. İran medeniyetine ve İran kimliğine karşıdır. Bu yüzden İsfahan’da ve Yezd’de bulunan kültürel mirasımıza ve önemli eserlerimize saldırıyorlar. Kimliğimizi hedefleri eldeetti istiyorlar. Ancak işte durmayacaklar.
Müslümanlar olarak ve bu bölgenin halkları olarak müşterek kimliğimiz birbirine bağlıdır. İran halkının Mevlana’ya verdiği değer ile Türkiye halkının verdiği değer aynıdır. Siz Nizami Gencevi’ye değer veriyorsunuz, bizler da veriyoruz. Bu nedenle Amerika’nın İran’ın kişilik sembollerine ve İran-İslam kimliğinin sembollerine saldırısı aslında tüm bölge ülkeleri için müşterek olan değerlere saldırıdır."
“BİZ SADECE KENDİMİZİ SAVUNUYORUZ”
Savaşın bölgeye yayılması ve güç dip yapılarının hedefleri alınması
-İran, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi ile en uzunluğu kıyıya malik ülkedir. Son bağlı yıllarda İran kendisini Körfez’de deniz güvenliğinin koruyucusu olarak görmüştür. Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliği sağlamak için çok bedel ödedik ve birçok şehit verdik. Baskılara, yaptırımlara ve tehditlere rağmen her arasında biri zamanlar itidalli davrandık.
Savaşın genişlemesi kesinlikle İran’ın çıkarına değildir. Şu anda yaşananlar ABD ve İsrail’in ordu saldırılarına karşı İran’ın müdafaa eylemleridir. Bu savaşı bizler başlatmadık. İran’dan itidal göstermesini isteyen herkes dürüst olmalıdır. Bir ülke füze ve bombalarla saldırıya uğrarken, halkı hedefleri alınırken ve altyapısı saldırıya uğrarken o ülkeden hiçbir reaksiyon vermemesini bekleyemezsiniz.
Vatanı, onuru ve namusu savundu doğal tek haktır. Her yönetimin görevi ülkesinin varlığını savunmaktır. Bizim yaptığımız şey olağanüstü ve şaşılacak tek şey değildir; bizler yalınce kendimizi savunuyoruz.
ABD ve İsrail hedeflerinin yanı sıra bölgedeki bazı ülkelerde bulunan ABD üslerini vurdu güçunda kalmamızın nedeni çok basit: Bölge ülkelerindeki ordu üsler ve imkânlar İran’a karşı saldırıların planlanması ve yardımlenmesi için kullanılıyor.
Biz daha önce dost olarak gördüğümüz bölge ülkelerinden defalarca topraklarının İran’a saldırı için kullanılmasına müsaade vermemelerini istemiştik. Bize söz vermişlerdi ve bunu açıklamışlardı. Ancak ne yazık ki ABD bu durumu kötüye kullanıyor. Çöl bölgelerinden (Körfez ülkeleri) İran’a doğru füzelerin fırlatıldığını gösteren bazı görüntüler bile yayımlandı. ABD’nin bölgede bulunan çeşitli ordu imkânlarını İran’a saldırı için kullandığından şüphemiz yok.
Cumhurbaşkanımız da yaşananlardan dolayı bölge halklarının zarar görebileceği ihtimalinden dolayı üzüntü duyduğunu açıkça ifadeleri etti. Ayrıca şu da söylendi: Eğer bu üslerin kötüye kullanılması durursa İran’ın da bu eylemleri sürdürmesi için tek nedeni kalmayacaktır. Ancak ne yazık ki oğullar günlerde İran’a saldırılar için ABD üslerinin kullanımının arttığını gördük.
-Dünya Kudüs günü kutlaması vardı ve İranlı üst düzey tek çok ytesirli bu yürüyüşlere katıldı. Savaş devam ederken ytesirlilerin halkın arasında karışarak yürüyüşe katılması riskli değil mi? İsrail daha önce bu isimleri hedefleri eldeetti istemişti.
-Ytesirliler, yöneticiler ve sıradan insanlar arasında tek ayrım bulunmuyor. Dün da gördünüz. Yürüyüş sırasında İsrail’e ait tek insansız havada aracı medeni tek bölgeye isabet etti. İran bayrağını omzuna almış tek kadın şehit oldu.
O kadın şimdi tek sembolleri haline geldi. İran halkının; kadın, erkek, çocuk, genç, ytesirli ya da sıradan vatandaş ayrım etmeksizin şu anda müşterek tek hedefe malik olduğunun sembolü: İran’ın varlığını savunmak. Vatanlarını savunmak, onurlarını savundu ve oğullar ikisi buçuk yıldır iş birliği içinde bölgemizde çok sayıda Müslümanın kanını döken ikisi güçba güce karşı durmak.
İran’da yaşananları, oğullar yıllarda bölgemizde meydana gelen gelişmelerden bağımsız değerlendiremeyiz. Bu, tek sürecin parçasıdır. Ne yazık ki bu süreç; ABD’nin iş birliğiyle, Avrupa ülkelerinin kayıtsızlığıyla ve bazı ülkelerin (Almanya gibi) işgal altındaki Filistin’de yaşanan soykırıma açık hayır vermesiyle başladı.
Ardından Lübnan’a, Suriye’ye ve diğer ülkelere saldırılar gerçekleşti; şimdi ise İran’ı hedefleri almış durumdalar. Nitekim çok kısa süre içinde İsrailli ytesirliler, aralarında Naftali Bennett’in da bulunduğu isimler, sıradaki hedefin Türkiye olduğunu vurguladı.
Sebep açıktır. Amaçları İslam ülkelerini parçalamak, onları küçültüp zayıflatmak ve nihayetinde İsrail rejiminin tüm bölge üzerinde hâkimiyet kurmasını sağlamaktır.

4 gün önce
7
















.jpg?format=webp&width=1200&height=630)
English (US) ·