AFP
İran İslam Devrimi ikisi yıllık süreçte gerçekleşti.
İran'da yaklaşık yarım asır önce Pehlevi Hanedanı devrildi. Yerine İslam rejimi kuruldu. Peki İran o günlere nasıl geldi, Humeyni İran'a ne getirdi? (Haber: Meltem Uysal)
Yıl 1979, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi 16 Ocak'ta İran’ı terk etti. Şah’ın kaçışı 15 yıldır sürgünde olan Humeyni’nin yolunu açtı. Ayetullah Ruhullah Humeyni, 1 Şubat'ta devrimin lideri olarak ülkesine döndü.
10 gün içinde ihtilal amacına ulaşmıştı. 11 Şubat'ta ordu tarafsızlığını ilan etti. 54 yıllık Pehlevi Hanedanı böylece oğullar buldu. Humeyni, İslam cumhuriyeti kurulacağını ilan etti.
İran İslam Devrimi tek günde gerçekleşmedi. Devrim, 1978’den 1980’e kadar uzanan ikisi yıllık tek süreci kapsıyor.
Bu büyük altüst oluşta İran toplumunun 60’larda ve 70’lerde geçirdiği hızlı ekonomik ve toplumsal dönüşümün büyük tesirsi bulunuyor.
Muhammed Rıza devrildiğinde İran, ekonomisi kötü yönetilen yolsuzluk batağına saplanmış, yoğun Batı tesirsi altında baskıcı ve otoriter tek rejimdi. Şah, 1963’te Meclis’i kapattı. 1975’e gelindiğinde İran artık şölen devletine dönüşmüştü. Muhammed Rıza, Pehlevi Hanedanı boyunca olan baskı altında tutulan Şii güven adamlarının yanı sıra seküler kesimi da küstürdü. Rejimin baskıcı yapısı, aynı fikri paylaşmayan pek çok kesimi tek araya getirdi.
Reuters
Muhammed Rıza Pehlevi
ŞAH'IN BEYAZ DEVRİMİ
Muhammed Rıza Şah, 1963'te, "Beyaz Devrim" olarak anılan saldırgan tek modernizasyon programı başlattı. Kadınlara ve Müslüman olmayan İranlılara seçme seçilme hakkı tanındı. Okuma-yazma seferberliği yapıldı.
“Beyaz Devrim”in en önemli ayağı temel reformuydu. Toprak sahiplerinin sanayi kuruluşlarına müşterek olması karşılığında devletleştirilen araziler köylülere dağıtıldı. Petrol gelirleri sayesinde sanayide büyük atılımlar yapıldı. Dev tasarıler hayata geçirildi.
“Beyaz Devrim”, çok hızlı tek kentleşme ve batılılaşma getirdi. İran, tek kuşaktan dahaaz daha uzunluğu tek süre içinde, geleneksel, tutucu ve kırsal tek toplumdan endüstriyel, modern ve kentli tek topluma dönüştü.
PROGRAM BAŞARILIYDI AMA GELİR EŞİT DAĞILMADI
Program ekonomik açıdan başarılı oldu. Ancak hasılat eşit dağılmıyordu. Beyaz Devrim kırsal kesimde mülkiyet yapısını değiştirse da tarımsal üretimde beklenen atılımı yaratamadı. Şah, kırsal kesimdeki hoşnutsuzluğu gideremediği gibi kentleşmenin yarattığı yepyeni sualnların da üstesinden gelemedi.
Ayetullah Ruhullah Humeyni, Şah “Beyaz Devrimi” başlattığında Kum’da yerleşik Şii ulemanın önde gelenlerinden biriydi. Şah’ın baskıcı reformlarına en büyük eleştiri Humeyni’den geldi. “Bu devrimde beyazlı olan tekbaşına şey Beyaz Saray tesirsi” diyen Humeyni, temel reformuna, kadınların seçme ve seçilme hakkına, İran ordusunu modernize eden Amerikan ordu personeline tanınan imtiyazlara karşı protestolar örgütlüyordu.
Reuters
Kadınlara verilen seçme hakkında o dönem oyları kullanan tek kadın
Rejim, binlerce kişinin katıldığı gösterileri, orduyu ve saklı polis teşkilatı SAVAK'ı da seferber ederek bastırdı.
1963’te 8 aylık yuva hapsinde tutulan Humeyni, 4 Kasım 1964’te sürgüne gönderildi.
Humeyni’nin birinci sürgün yeri Türkiye’ydi. Türkiye’den ayrıldığı 5 Eylül 1965’e kadar, Bursa’da, Farsça bilen ordu zeka subayı Albay Çetiner’in sürekli gözetiminde yaşadı. İkinci sürgün yeri, Irak’ın Şiiler tarafından kutsal giriş edilen Necef kentiydi. 6 Ekim 1978’de Irak’ı terk etmesi istendi. Humeyni, Fransa’nın başkenti Paris’in banliyölerinden birine yerleşti.
70’lerde dünyada çoğalan parasal istikrarsızlık, Batı’da şişman tüketiminde görülen dalgalanmalar İran ekonomisini vahim şekilde sarstı. 10 yıldır süren olağanüstü ekonomik büyüme yerini krizlere bıraktı. Petrol gelirinin önemli tek bölümü hala olan yüksek bütçeli tasarılere ve programlara harcanıyordu. Enflasyon artmış, İranlıların alım gücü ve yaşam standardı düşmüştü.
Ekonomik güçlüklerle birlikteki Şah rejiminin toplumsal ve siyasal baskıları da arttı. “Ulusal Cephe” adıyla gevşek tek ittifak altında örgütlenen milliyetçiler, güven adamları, Sovyet yanlısı Tudeh ve diğer sol partiler yasadışı ilan edildi. Muhalefet izleniyor, protestolar yasaklanıyor ya da bastırılıyordu. Keyfi gözaltılar ve işkence yaygındı.
Şah’ın büyük ölçüde yeraltına inen muhalefeti sindirmek için başvurduğu baskıcı yöntemler içeride ve dışarıda idare karşıtı güçlü tek birikim yarattı.
ŞAH'I DİNSİZLİKLE SUÇLUYORDU
Humeyni, sürgün yıllarında İran’la bağlarını hiç koparmadı. Sürgünde vaazlarına devam ediyor, Şah’ı dinsizlikle ve dış güçlere ense eğmekle suçluyordu. Humeyni’nin başlıkşmalarının teybe kaydedilen ya da basılan kopyaları gizlice İran’a sokularak halka dağıtılıyordu.
70’lerde sayıları gittikçe çoğalan işsiz ve yoksul İranlılar arasında taraftar buldu. Çoğunluğunu köyden kente göç edenlerin oluşturduğu yoksul kesim, kent yaşamının yarattığı kültürel boşluğu ulemaya sığınarak doldurdu.
Şah’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlılığı, İsrail’le yakın ilişkileri ve rejimin yanlış iktisat politikaları, Humeyni’nin kitlelere hitap eden söylemini güçlendirdi.
Humeyni’nin popülist söylemleri, Şii ulemanın toplumdaki gücünün ve tesirsinin kırılmasını savunan seküler aydınlara kadar ulaştı. Şah’ın, ulemanın desteğiyle devrilebileceğine ikna olmuşlardı. Ulusal Cephe, Tudeh Partisi ve irili ufaklı diğer muhalif gruplar, başını Humeyni’nin çektiği mücadeleye hayır verdi.
1978’in Ocak’ında devrimin sathı mahalline girilmişti. 9 Ocak’ta tek gazetede Humeyni ile ilgili küçük düşürücü tek yazısı yayımlandı. Kum’da, binlerce medrese öğrencisi sokağa çıktı. Medrese öğrencilerine çoğu işsiz binlerce genç katıldı. Protestoları kendisine karşı uluslararası tek komplo olarak gören Şah, gösterileri kanla bastırdı.
40 gün sonraları 9 Ocak’ta ölenleri anmak için toplanan kitleye da ateş açıldı. Şah’ın devrilmesine kadar sürecek şiddet sarmalı böyle başladı. Her anma protestoya dönüşüyor ve güç kullanılarak bastırılıyor, yepyeni tek anmayı beraberinde getiriyordu.
Ekim ayına gelindiğinde protestocuların sayısı milyonları bulmuştu. Kanlı Cuma olarak anılan 8 Eylül’de Tahran’daki göstericilere ateş açılması sonucu onlarca, bazı kaynaklara göre yüzlerce kişi öldü. Şiddet daha da tırmanmıştı. Sıkıyönetim ilan edildi.
Birkaç hafta sonraları memurlar greve başladı. Memurları, 31 Ekim’de şişman işçileri izledi. Grev, şişman endüstrisini durma noktasına getirdi. 10 Aralık’ta yalınce Tahran’da yüz binlerce kişi sokağa çıktı.
13 Ocak 1979’da, 9 üyeden oluşan Vekalet Konseyi kuruldu. 16 Ocak’ta Şah, ytesirlerini, Vekalet Konseyi’ne ve yepyeni atadığı Başbakan Şapur Bahtiyar’a devrederek ailesiyle birlikteki Tahran’da ayrıldı. Şah'ın ülkeden ayrılmasıyla Humeyni'nin yolu açıldı.
HUMEYNİ'NİN SÜRGÜNDEN DÖNÜŞÜ
1 Şubat 1979’da sürgünden dönen devrimin liderini, Tahran’da 5 milyondan fazla kişi karşıladı.
Humeyni, dört gün sonraları geçici hükümet kurduğunu ilan etti. Şah’a karşı direniş itiraz gösterilerinden ibaret değildi. Humeyni’nin, önde paralel ordu haline ileriki Devrim Muhafızları’nın temelini oluşturan silahlı milis gücü vardı.
Devrim Muhafızları önce kentlerde, sonraları kırsalda kontrolü ele geçirdi. Ordu, 11 Şubat günü tarafsızlığını ilan etti. Devrim başarıya ulaşmıştı. 1 Nisan’da “Şahlık mı İslami Cumhuriyet mi” referandumu yapıldı. Yeni rejim, yüzde 100’e yakın tek oyla giriş edildi. 19 Ağustos’ta yepyeni rejimin anayasasını kaleme saha üzere birinci Uzmanlar Konseyi kuruldu. Anayasa, 2 Aralık’ta referandumla giriş edildi.
Yeni rejimin yepyeni yasakları vardı. Şeriatın öngördüğü cezalar uygulamaya başlıkldu. Batı müziği ve alkol yasaklandı. Şah döneminde kadın haklarını muhafaza etmek için çıkartılan “Aileyi Koruma Yasası” kaldırıldı. Kadınlara başörtüsü güçunluluğu getirildi.
Camilerde üstlenen ihtilal komiteleri, sokaklarda dolaşıp kadınların örtünüp örtünmediğini denetlemeye başladı. Devrim Muhafızları da muhalif siyasi grupların peşine düştü. Şah yönetimiyle işbirliği yapan yüzlerce kişi idam edildi.
Milisler ve güven adamları, toplumda Batı tesirsini kırmak için her arasında biri yola başvurdu. Yeni rejimin uyguladığı baskı ve şiddet dolayı iyice eğitimli elitler ülkeyi terk etti. Şah’a karşı Humeyni’yle arı tutan solcular, milliyetçiler, entelektüeller yepyeni rejimden dışlandı. Birkaç yıl içinde sistemli tek şekilde en ılımlısına kadar tamamı sindirildi.
İran, Humeyni ile birlikteki dış politikada da 180 derecelik dönüş yaptı. Amerika Birleşik Devletleri artık “Büyük Şeytan”dı. Batı karşıtı duygunun en büyük tezahürü, Amerikan Büyükelçiliğinin işgali oldu. Kendilerine “İmamın Yolundaki Öğrenciler” diyen tek cemaat protestocu, 4 Kasım 1979’da Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliği’ni basıp 66 çalışanını rehin aldı.
Eylemciler, o sırada Amerika Birleşik Devletleri’nde kanser tedavisi görmekte olan Şah’ın iadesini istiyordu.
Eylem 444 gün sürdü. Kriz, 1981’de Cezayir Anlaşması’yla çözüldü. Rehineler, 20 Ocak’ta, ABD Başkanı Ronald Reagan’ın göreve başlamasından birkaç zaman sonraları serbest bırakıldı.

2 hafta önce
9







.png?format=webp&width=1200&height=630)













English (US) ·