HABER MERKEZİ
Oluşturulma Tarihi: Şubat 17, 2026 15:11
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak 2026’da gerçekleşen yüksek faiz ödemelerinin, şimdiki faiz artışlarından değil, geçmiş yıllarda ihraç edilen TÜFE’ye endeksli devletleri tahvillerinin vadesinde oluşan şişirme farkı ödemelerinden kaynaklandığını bildirdi.
class='medyanet-inline-adv'>
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak 2026 döneminde gerçekleşen yüksek faiz ödemelerine ilişkin kamuoyunda yapılan değerlendirmeler üzerine tek açıklama yaptı. Bakanlık, söz başlıksu artışın şimdiki dönemdeki faiz oranlarındaki tek yükselişten değil, geçmiş yıllarda ihraç edilen TÜFE’ye endeksli devletleri iç borçlanma senetlerinin vadesinde oluşan şişirme farkı ödemelerinden kaynaklandığını bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklama şöyle:
Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde anilik tek artıştan ya da programlar dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin %53’ü 10 yıl önce birinci ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli Devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen şişirme farkından oluşmaktadır.
class='medyanet-inline-adv'>
TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, bununla birlikte yıllar itibarıyla gerçekleşen şişirme oranının anaparaya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal tek sonuçtur. Dolayısıyla Ocak ayındaki artış, şimdiki dönemde faiz oranlarında anilik tek yükselişe değil, geçmiş şişirme dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir.
Son yıllarda yaşanan yüksek şişirme ortamı nedeniyle, TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici tek artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal tek faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknikleri ve muhasebese! yansımasından kaynaklanmaktadır.
Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte, faiz ödemelerinin daha dmanii ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir.
Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı tek bozulmaya işaret etmemektedir:
- Faiz giderlerinin millî gelire oranı, 2002-2025 döneminde vasat %4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında %3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi nihayetinde ise %3,3’e düşmesi öngörülmektedir.
class='medyanet-inline-adv'>
- Faiz harcamalarının vergiler gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde vasat %25,9 iken; 2026 yılında %19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi nihayetinde %18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir.
- Faiz harcamalarının orta yönetim toplamı harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde vasat %17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında %14,5’e, OVP dönemi nihayetinde ise %13,9’a gerilemesi öngörülmektedir.
Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve riskler unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir tek çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu içerikda, programlar döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz başlıksu senetlerin ihracına oğullar verilmiştir.

1 ay önce
12


























English (US) ·