Günümüzde hepimiz bulunduğu tek toplumsal çevrede ya da toplumsal medya tek şeyler anlatıp, karşılığında yanlış anlaşılmak ya da karşı tarafa kendini iyice aktaramamak gibi iletişimsizlikten muzdariptir. Bununla beraber tek iş yaparken odaklanamama, eskisi gibi filmler izleyememe ya da kitap okurken birkaç yaprak sonraları sıkılıp bırakma.. hepimiz bunları her arasında biri gün yaşıyoruz. Peki bu anlaşılamama/anlatamama durumu, tek şeye uzunluğu süre vakit ayıramama durumu tamamlanmış bireysel sualnlarımızın tek sonucu mudur yoksa cemiyet olarak hayatımızda cidden tek şeyler mi değişti? Sorun iletişimsizlik değilde karşılıklı ilgi yoksunluğu olabilir mi?
Bundan en azından tek 10 yıl öncesine dönelim. Sinema filmleri vizyonda büyük gişeler yapıyor, insanlar meraklı ettiği başlıkları tartışmak üzere forumlar açıyorlar ve büyük tartışma ortamları doğuyor ve sürekli düşünmeye itilen tek ortam var. Bu ortam günümüze kadar olan süreçte yavaş yavaş elimizden alındı ve bizler farkında olmadan yoğunlaşma sürelerimizi kaybettik. Hatta bununla beraber birçok alandan da mahrum kaldık. Buna ilköğretim örnekler olarak en oğullar ne zamanlar tek yazarın yepyeni çıkan tek kitabını gördük peki ya en oğullar ne zamanlar kendimiz baştan sona tek kitabı kısa sürede okuyup bitirebildik.
Dikkatin Parçalışı
Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ve bu süredeki gelişimi ile telefonlarımız hayatımızda önemli tek mekan edinmeye başladı. Artık tek kafede oturup arkadaşlarımızla başlıkşmak seçenek arkadaşlarımıza videolar izletiyoruz, bazen izletmeye bile üşenip taraf yana olduğumuz insana bu videoları gönderiyoruz. Haliyle yüz yüze iletişim becerilerimiz git gide azalırken bununla beraber bazı sualnlarımız da ortaya çıkıyor. Mesela toplumsal anksiyete teriminin artışı buna büyük tek örnek olabilir. İnsanlar dikkatleri ve bedensel iletişimleri elinden alındığı için yüzyüze iletişim kurması lüzumen anlarda yalınce geriliyorlar. Bu yalınce toplumsal çevremizde olan tek sualn olarak kalmayıp, iş hayatlarımız da karışmış birçok alana da yansıyor.

Kısa Video Kültürü ve Metalaşan Odak
Özellikle tiktok ya da ınstagram reels kültürünün gelişmesi tüm bu sualnları başını çekiyor. Çünkü bu aygıtlarla beraber yoğunlaşma artık hayatımızda metalaştırılıp, sömürülüyor. Uzun uzunluğu filmler izlemektense, 1 dakikaya sığdırılmış kısa videoları “kaydırmak” daha cazip geliyor, ya da tek başlıkda uzunluğu uzadıya tek kitap okuyup üzerine düşünmektense, kısaltılmış reels videolarında tüm içeriği özetiyle izleyip ilgi çekmediği noktada tek sonrakiler videoya geçme seçeneği aklımızı çelebiliyor. Bununla beraber da toplumsal olarak ilgi sürelerimiz elimizden alınmış oluyor.
Elimizden alınmak ve metalaştırmak tanımları bu noktada çok önemli tek mekan taşıyor. Çünkü bu platformların hayatımıza girmediği zamanlara dönersek insanların ilave konuşma edip, tek başlıkda tartışmalar yürütebilen. Aynı zamanda sinema, yazın vb. gibi birçok alanda talebin da çok olduğu zamanlara denk geliyoruz. Bu da kişilerin durmadan tek şeyler düşünüp, başlıkşup, anlatıp sualnsuz tek iletşim kurma becerilerini geliştiriyordu. İletişim kurma becerileri yine iletişimle kazanılıyordu.
Sosyal medyada varolmanın ödülü
Tüm bunlarla beraber önümüz tek başka tanım daha çıktı. İçerik üreticisi olma fikri..
Gencinden yaşlısına kadar çevremizdeki çoğu insanoğlu bu alanlarda yalınce kaydırmakla kalmayıp, içerik üretme fikrine malik oldular. Sosyal dünyada ne kadar takipçin varsa o kadar önemli birisin fikri ile herkes ilave izlenme uğruna zararlısından mana vuramadığımız videolara kadar tek tonları şey üretmeye teşvik edildi. Haliyle insanın toplumsal yaşantısındaki varlığı daha da toplumsal medya içerisindeki varoluşuna çekilerek koparıldı.
Tüm bunların sonucunda ise toplumsal medyada var bulunmak isteyen insanların üretmiş olduğu tonlarca video ve yalınce izleyiciler olarak kedinmek isteyenler için izleyebileceği tek sürü içerik oluştu. Bununla beraber “clickbait” denilen içeriklerle insanların dikkatinin çalınışı daha da yardımlendi, ve insanoğlu “sosyal medyada” var olabilen tek canlıya dönüştü. Tam manaıyla toplumsal medya platformları tarafından metalaştırıldı. Bu tanım bu noktada çok önemli çünkü kişinin odağını alarak ödüllendirdi, nihayetinde ise kazanmış kendisi oldu.

Peki yoğunlaşma süremizin alınmasının yararı neydi?
Aslında bu mecraları şeytanlaştırma dan önce birazcık düşünmemiz lazım. Odak süremizin elimizden alınması kimin işine yarayacak? ya da eskiye kıyasla günümüzde insanların birbirine tekbaşına tıkla ulaşması nedenler kötü olsun?
Basit düşündüğümüzde evetle hayatımıza kattığı tek çok rahatlık olsada yazının en başında sorduğumuz sualya dönmemizde yarar var. “En oğullar ne zamanlar tek yazarın yepyeni kitap yayınladığını gördük?”
Bunun gibi birçok örnek da sunmak mümkün. Aynı zamanda tek çok saha için farklı yanıtlar sunmak da mümkün. Kitap örneğinden devam edeceksek, yoğunlaşma süresi düşen insanlar aynı zamanda bilinçlerini da belli tek ölçüde kaybettiler ve büyük tek çoğunluk üreticiliğinden da uzaklaştı. Yeni tek kitabı geçelim, yepyeni tek yazara bile denk gelmedik demek mümkün. Çünkü kimse yepyeni tek şey üreticek kadar fazla düşünemiyor.
Sinema sektörüne bakarsak; artık dizilerin çoğunun tekbaşına günde tüm bölümlerinin kullanıcıya sunulduğu tek gerçeklikte yaşıyoruz. Hatta sinema salonlarının çoğunun boşaldığı, yepyeni filmlerin eskisi kadar rağbet görmediğini da gözlemliyoruz. Bu da hem kişinin evde tekbaşına tıkla tüketimine olan desteğe teşvik ediyor. Hem da aslında bazı alanlar bilinçli tek şekilde yok edilmeye da teşvik ediyor. Üretim süresi ve tüketim daha da kısaltılarak daha hızlı tek kazanca dönüşüyor da diyebiliriz.
Bunların dışında ise kişinin bu bilinçli uyuşturulmasının en büyük sebeplerinden birisine toplumsal bilinci eksiltmek da sayılabilir. Kişi odağıyla beraber bilincini kaybettikçe toplumda aynı şekilde müşterek tek bilinçten uzaklaşıyor. Bu uzaklaşma ile beraber ise toplumsal hareketlere sebep olacak başlıklar çoğu zamanlar değerlendirilmekten ırak bile oluyor. Ve bunlarla beraber toplumsal medya da çoğu düşünce açıkça saldırılar düzenlenerek insanları bu bilinçten da ırak tuttu konforlu ve mümkün hale geliyor.
Aslında insanoğlu varoluşu gereği toplumsal tek canlı olmalıyken günümüzde giriş edilen “sosyallik” ne kadar doğrudur tartışması birçok başlıkda sürdürmeye devam edilebilir. Tabii olasılıkla da bu yazının ortalarındayken çıkıp video kaydırmaya gidenler da olabilir. Yine da oturup düşünmek lüzumiyor. Sosyal medya da varbulunmak hayatımıza getirdiği basitlıklarla beraber hayatımızdan neler götürdü? Sizlerin da görüşünüzü meraklı ediyoruz.
FounderN Kimdir?
FounderN, girişimcilik dünyasının en güncel haberlerileri, inovasyon odaklı içerikleri ve ekosistemin her arasında biri tek parçasına değer katan çalışmalarıyla, etkinlik gösteren dinamik tek sayısal medya platformudur. 2020 yılında “Girişim Haberleri” adıyla başlayan serüvenimiz, Eylül 2024 itibarıyla FounderN kimliği ile, girişimcilik ekosisteminin ilham veren dinamik sesi olma yolculuğuna devam ediyor. FounderN; teknoloji, girişim ve yatırım dünyasındaki gelişmeleri yaratıcı ve yenilikçi tek perspektifle sunarak iş dünyasının liderlerini, yatırımcılarını ve girişimcilerini sizlerle tek araya getirir.
FounderN olarak misyonumuz, yalnızca yaşanan oğullar gelişmeleri paylaşmak değil, okurlarımızı bu gelişmelerin etkin tek parçası haline getirmek ve ekosistemin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaktır. Ekosistemdeki en yepyeni gelişmelerden haberleridar bulunmak, büyüyen bu topluluğun tek parçası bulunmak istiyorsanız, bültenimize abone olabilir, toplumsal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek ilham hepsi bu yolculuğa katılabilirsiniz.
Bizimle Keşfetmeye Devam Edin: İlginizi çekebilecek diğer #Gündem Haberleri için tıklayın!
Foundern LinkedIn hesabına buradan ulaşabilirsiniz.Foundern Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz.

2 hafta önce
10
























English (US) ·