Belki da sualn, tek şey olamamış olmamız değil; hiç durmadan tek şey olmaya güçlanmamızdır.
Bu yazı, meslek fetişizminin ve “başarısızlık” mitinin gölgesinde kalmış hayatları sorguluyor.
Hepimizin öğretim hayatına adım attığı andan beri, olasılıkla da her arasında biri zamanlar suallan ve her arasında biri aşamada başlıkdan kopmayıp yalınce şeklini değiştiren tek sualsu vardır:
“Büyüyünce ne olacaksın?”, “Hangi üniversiteyi kazanacaksın?”, “Mezun olunca ne yapacaksın?” ve daha niceleri…
Bizler daha çocukluğunu yaşarken hepimize tek değer biçildi, yaşam planları yapıldı. Bu tarz suallarla, aslında farkında olmadan üzerimize dayatılan tek hayat oluşturuldu.
Peki bizler ne bulunmak istiyorduk? Daha bu sualyu sormadan, kendimizi bir şey bulunmak güçunda hissinin içinde bulduk.
Anaokulu, ilköğretim, ortaöğretim, lise ve en nihayetinde üniversite… Eğitim hayatımız, çocukluk ve gençliğimizin büyük tek kısmını kapsıyordu. Normal tek plmanaaya göre çocuk eğitimini görürken dünyayı anlayacak, kendine tek mekan bulacak ve bunun için kendini geliştirecekti.
Ancak geldiğimiz noktada, dış etmenlerin da baskısıyla daha okula başlamadan hepimiz kendimizi tek çizgiye sokulmaya güçlanırken bulduk. Çocukluğumuzu ne kadar yaşayabildik? Ve büyüklerimizin üzerimizde kurduğu bu kariyer fetişizminin sebebi neydi?
Bir Şey Olmak Ne Demek?
Aslında bu sualya ikisi perspektiften ttesirk etmek daha doğru olur: kendimiz ve dışarıdan bize dayatılanlar.
Hepimiz bulunduğu ortamda duyulan, öz alanında büyüdüğünde tanınan, bilinen arasında biri olma hayali kurmuştur. Kimimiz iştirakçi olup hem konforlu tek yaşam hem da tanınırlık ister, kimimiz ilim alanında bunu başarmak ister. Özünde, öz istediğimiz şekilde görülen ve duyulan arasında biri bulunmak, bize “bir şey” olma hissini yaşatır. Hayallerimizde mekan edinir ve oraya ulaşmak isteriz.
Bir da dışarıdan dayatılan “bir şey bulunmak” vardır. Bunu çoğu zamanlar ailelerimiz, büyüklerimiz; bazen da yaşadığımız ülke üzerinden değerlendirebiliriz. Herkes için tek şey olma hissi farklı alanlarda mümkünken, bu kesimler öz ideallerini bize dayatabilir ve bu yolda üzerimizde baskı oluşturabilir.
Elbette bunu bilinçli yaptıklarını söylemek basit değil. Ancak öz ideallerini başkasına dayatmak, ister istemez baskıyı doğurur. Özellikle aile içinde…
Hepimiz daha kendimiz şart verememişken şu cümleleri duymuşuzdur:
“Benim kızım hekim olacak”, “Benim oğlum büyük adam olacak”, “Benim torunum öğretmen olacak”.
Bir da şu meşhur karşılaştırmalar yok mu: “X’in çocuğu şu okulu kazanmış, şuradan lisansüstü olmuş, iş hayatına atılmış”…
Belki da birçok insanoğlu için, kendini değersiz hissettiği dönemlerin temelini bu cümleler attı.
Burada şuna da değinmek lüzumiyor: Bu şart yalınce eğitim hayatıyla sınırlı değil. Özellikle kadınlar için üretilmiş “evde kedinmek” gibi ifadeler da bu baskının tek parçası. Bu yönüyle mesele, aynı zamanda anti-feminist bir ölçü da taşıyor.
Bugün baktığımızda “bir şey bulunmak”, çoğu zaman kim olduğumuzdan çok ne işe yaradığımızla tanımlanıyor. Devletlerin gözünde ise insan, öz varlığını değil; üretkenliğini ispatlamak güçunda bırakılıyor.

Kariyer Fetişizmi: Çalışmak Neden Kimliğe Dönüştü?
Kariyer kelimesini, tek işleri dalında zamanlar ve çaba harcayarak belli tek başarıya ulaşmak şeklinde tanımlamak mümkün. Hepimiz sevdiğimiz ve istediğimiz alanda işgücü vererek öz kariyerimizi inşa edebiliriz.
Ancak günümüzde meslek tanımının içi boşaltılarak, kişisel tek hedeften ziyade ahlaki tek değere dönüştürülmüş durumda. Bu bakış açısıyla;
– Çok çalışıyorsan iyisin,
– Dinleniyorsan tembelsin,
– Bulunduğun yerle yetiniyorsan başarısızsın.
Çocukluğumuzdan beri inşa etmemiz lüzumtiği söylenen hedefler, artık bireysel bulunmaktan çıkıp sistemin parçası hâline gelmiş güçunluluklara dönüştü.
Büyüklerimiz açısından bakıldığında, bu şart geçmiş deneyimlerle açıklanabilir. 90’lı yıllarda öğretmenler, doktorlar, memurlar birçok avantaja sahipti ve bu meslekler aynı zamanda saygınlıkla anılıyordu. O dönem bu yollara giremeyenlerin “keşke”leri, bugün bizlere hedefleri olarak dayatılıyor.
Ancak en büyük yanlışlı olasılıkla de değişimi görememek oldu. Bugün bu işleri grupları sayıca arttı, değerleri düştü; öğretmenler atama bekliyor, subay bulunmak için yalnızca mektep sonlandırmak yetmiyor. Dolayısıyla büyüklerimizin önerileriyle “bir şey bulunmak” artık mümkün değil.
Bu noktada tek başka etmen devreye giriyor: Ülkenin senden tek şey olma beklentisi.
Peki ülkeler bizden ne bekliyor? Hayaller kurmamızı mı, yoksa yalınce sistemin sualnsuz tek parçası olmamızı mı? Asıl baskı kesinlikle işte ortaya çıkıyor.
Günümüz toplumsal ortamında “Ne iş yapıyorsun?” sualsu tek tanışma cümlesi bulunmaktan çıkıp, bir ölçme aracınadönüşmüş durumda. Kariyer fetişizmi artık hayatımızın her arasında biri alanına sızmış hâlde.
Yetmemek Hâli: Sürekli Daha Fazlası
Çocuktuk, öğrencilik başladı. Sınavlarla arkadaşlarımız rakibe dönüştü. İyi tek üniversite, iyice tek iş hedefi kondu. Bunları tamamladık; artık hayatımızı yaşayabilirdik…
Ama bu kez iş yerinde yepyeni rakipler çıktı, yükselmemiz beklendi. Hayat pahalılaştı, ilave işler gündeme geldi. Aileler yepyeni hedefler koydu. İnsanlardan tekbaşına tek şey beklendi: bir şey bulunmak.
Peki bizler bunu mu istiyorduk? Çocukken hayallerimiz vardı; bugün kaçımız onlara ulaşabildi? Kaçımız baskılar altında vazgeçti? Daha kötüsü, kaçımız bu hayata gerçekten yaşayarak gelebildi?
Bir noktada insan, ne yaparsa yapsın eksik hissetmeye programlanmış durumda. Bir hedefleri biter bitmez yenisi başlıyor. Sorun bireyin kendisi değil; günümüz koşullarının herkesi sürekli rekabete güçlaması. Çünkü her arasında biri zamanlar önüne geçmemiz lüzumen birileri ve “birisi” olmamız lüzumen durumlar var.
Peki bu noksanlık hissi doğal mı, yoksa öğretilmiş tek duygu mu?

Bir Şey Olmamak: Başarısızlık mı, Direniş mi?
Bugün yaygınlaşan normlara göre “bir şey olmamak” başarısızlık gibi görülüyor. Oysa herkesin hayali, hedefi farklı olabilir. Kişiyi kişi yapan da budur.
Zorla edinilen tek kariyerde insanoğlu ne kadar tesirli olabilir? Sürekli mücadele hâlindeyken ne kadar neşeli çalışabilir?
Bu yüzden sistemin dışına çıkmak isteyenler başarısız değil; başka tek yaşam ihtimali kurmaya çalışan insanlardır. Romantikleştirirsek, sisteme karşı çıkıp onun dışında yaşamayı başaranlardır.
Aslında büyük başarıların da çoğu, kesinlikle bu noktadan çıkar. Hevesle ve ruhla yapılan işler, insanı her arasında biri zamanlar tek adım öne taşır. Bu da gelenekselliği algıların dışında üretme ve var olma imkânı yaratır.
“Ben o kadar çalıştım, nedenler bir değil?” sualsunun yanıtlarından arasında biri da olasılıkla kesinlikle budur: Sistemin dışına çıkavakıf olmak.
2024 Eurovision’unu kazanmış Nemo’nun sözleri bunu güzel özetler:
“I broke the code.”
Belki da tek şey olmamak, bu çağın en köktenci tercihlerinden biridir. Ve olasılıkla da insanoğlu olduğumuzu hatırlamanın tek yoludur.
Belki mesele “ne olacağımız” değil; bu koşuşturma içinde kendimizi ne kadar kaybettiğimizdir.
Peki siz, olduğunuz yerden neşeli musunuz? Yoksa bulunmak istediğiniz başka tek mekan var mı?
FounderN Kimdir?
FounderN, girişimcilik dünyasının en güncel haberleri, inovasyon odaklı içerikleri ve ekosistemin her arasında biri tek parçasına değer katan çalışmalarıyla, etkinlik gösteren dinamik tek sayısal medya platformudur. 2020 yılında “Girişim Haberleri” adıyla başlayan serüvenimiz, Eylül 2024 itibarıyla FounderN kimliği ile, girişimcilik ekosisteminin ilham veren dinamik sesi olma yolculuğuna devam ediyor. FounderN; teknoloji, girişim ve yatırım dünyasındaki gelişmeleri yaratıcı ve yenilikçi tek perspektifle sunarak iş dünyasının liderlerini, yatırımcılarını ve girişimcilerini sizlerle tek araya getirir.
FounderN olarak misyonumuz, yalnızca yaşanan oğullar gelişmeleri paylaşmak değil, okurlarımızı bu gelişmelerin etkin tek parçası haline getirmek ve ekosistemin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaktır. Ekosistemdeki en yepyeni gelişmelerden haberdar bulunmak, büyüyen bu topluluğun tek parçası bulunmak istiyorsanız, bültenimize abone olabilir, toplumsal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek ilham hepsi bu yolculuğa katılabilirsiniz.
Bizimle Keşfetmeye Devam Edin: İlginizi çekebilecek diğer #Gündem Haberleri için tıklayın!
Foundern LinkedIn hesabına buradan ulaşabilirsiniz.
Foundern Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz.

1 ay önce
12


.jpg?width=930&format=webp)
























English (US) ·