Bir Eve Bakıp Sahibini Hissetmek!

3 hafta önce 12

Evin Karakteri Sahibini Yansıtır mı?​

Bir eve birinci kez girdiğimizde çoğu zamanlar farkında olmadan tek şey hissederiz. Daha yuva sahibiyle uzunluğu uzun başlıkşmadan bile o mekân bize tek şey anlatır bazen sakinlik, bazen sıcaklık, bazen da ince tek telaş. İşte hepsi da bu sürekli aklımıza takılan tek sual var, tek yuva gerçekten sahibini yansıtır mı, yoksa bizler mi gördüğümüz detaylara mana yükleriz?

ruh ikizimiz evlerimiz.webp

Aslında yuva dediğimiz mekan yalınce eşyaların tek araya gelmiş hali değil. Günün yorgunluğunun bırakıldığı, günaydın kahvesinin birinci yudumunun alındığı, bazen sessizliğin bile tek arkadaş gibi eşlik ettiği tek alan. İnsan en doğal hâline çoğu zamanlar evinde döner. Dışarıdaki roller, beklentiler ve maskeler kapının dışında kalır, bu yüzden evler çoğu zamanlar sahibinin bilinçli seçimlerinden çok, farkında olmadan yaptığı tercihlerle şekillenir.

Mesela bazı evlere girersiniz, her arasında biri şey düzenlidir ama soğuk değildir fazlalık yoktur, renkler sakindir, saha soluk alır gibidir. Böyle evlerin sahipleri genelleme hayatlarında da yalınliği seven, karmaşadan çabuk yorulan kişiler olur. Bu tek kaide değil elbette ama insanın aydın düzen ihtiyacı çoğu zamanlar yaşadığı alana da yansır. Az eşya bazen yalınce dekorasyon tercihi değil, aydın tek ferahlık biçimidir.

Bunun hepsi tersi evler da vardır raflarda anılar, duvarlarda fotoğraflar, sehpanın üzerinde küçük objeler. İlk bakışta dahaaz kalabalık gibi görünse da içinde yaşayan tek hikâye hissi vardır. Böyle evlerde genelleme atmaya kıyamayan insanlar yaşar. Çünkü bazı insanlar için eşya yalınce eşya değildir tek seyahatin hatırası, tek dosttan gelen armağan ya da geçmişten kalan küçük tek bağdır. Onlar için ev, düzenli tek vitrin değil, yaşanmışlıkların biriktirildiği tek albüm gibidir.

Renkler da insanoğlu hakkında düşündüğümüzden ilave şey söyler, sürekli nötr tonlara yönelen arasında biri çoğu zamanlar huzuru ve dengeyi arıyordur. Daha canlı renkler kullanan evlerde ise güç hissi olur, sanki yuva sahibinin iç dünyası hareketlidir, değişimi sever, tekdüzelikten çabuk sıkılır. İlginç olan şu ki insanlar çoğu zamanlar bu seçimleri bilinçli tek kişilik yansıması olsun diye yapmaz. Sadece içine sinen şeyleri seçer, ama o iç sesli zaten karakterimizin ta kendisi değil midir?

Bir da konuk için düzenlenen evlerle günlük hâliyle yaşayan evler vardır, hepimiz o hızlı toparlama anlarını biliriz. Koltukların düzeltilmesi, ortadan kaldırılan küçük dağınıklıklar, aceleyle yakılan tek mum. Aslında bu şart bile insanın karakterine dair ipuçları taşır. Bazıları konuk ağırlamayı tek özen göstergesi olarak görürken bazıları “ev hâlidir” diyerek doğallığı yeğleme eder. Hangisi doğru diye tek şey yok yalınce farklı yaşam bakışları var.

Son yıllarda toplumsal medyanın da tesirsiyle kusursuz ev fikri hayatımıza dahaaz fazla girdi, aynı renk paletleri, aynı dekorasyon köşeleri, aynı düzen anlayışı. Fakat gerçek şu ki, en çok huzur veren evler genelleme katalog gibi görünenler değil, içinde yaşayan insanın izini taşıyan evler oluyor. Bir koltuğun üzerine gelişigüzel bırakılmış battaniye, sürekli kullanılan tek fincan, penceresi kenarında unutulmuş tek kitap, bunlar aslında evin yaşadığını gösteren detaylar.

Belki da evin karakteri dediğimiz şey, mükemmellikten çok samimiyetle ilgili. Çünkü insanoğlu kendini konforlu hissetmediği tek mekânı uzunluğu süre sürdüremez. En nihayetinde ev, sahibinin gerçek ritmine uyum sağlar. Gece geç saatlere kadar yaşayan birinin eviyle erkenden uyanan birinin evi aynı hissettirmez. Yemek yapmayı yedinci biriyle mutfakla arası mesafeli olan birinin evi da aynı olmaz, günlük alışkanlıklar zamanla dekorasyondan daha güçlü tek imza bırakır.

İşin en güzel tarafı ise şu evler değişebilir, tıpkı insanlar gibi. Hayatın farklı dönemlerinde evimizin havası da dönüşür bazen yalınleşiriz, bazen renklere ihtiyaç duyarız, bazen da yalınce huzurlu tek köşe ararız. Bu değişim aslında iç dünyamızdaki dönüşümün yerleşik tek yansımasıdır.

Belki da bu yüzden tek eve girdiğimizde yalınce duvarları ya da mobilyaları görmeyiz, oradaki yaşayan kişinin hayatla kurduğu ilişkiye dair küçük ipuçları hissederiz. Ev sahibinin aynasıdır demek olasılıkla dahaaz iddialı olur ama hepsi olan tek şey var, insanoğlu nereden huzur buluyorsa orayı kendine benzetmeden duramıyor.

Bazen insanoğlu evine dışarıdan bakma fırsatı bulduğunda bunu daha netler ayrım ediyor. Uzun tek günün ardından kapıyı açtığında hissettiğin o birinci duygu aslında evinin sana ne anlattığını gösteriyor. Eğer içeri girer girmez rahatlıyorsan, orası yalınce yaşadığın mekan değil seni anlayan, hızını düşüren ve sana ait olduğunu hatırlatan tek saha hâline gelmiştir. Belki da bu yüzden evler zamanla dekorasyondan çok tek nefis kazanır. İçinde yaşanan küçük alışkanlıklar, kahkahalar, sessizlikler ve günlük telaşlar duvarlara siner ayrım etmesek bile evimiz, hayatımızın en dürüst hikâyesini yavaşça anlatmaya devam eder.

Ve olasılıkla da en önemli sual şu, bizler evimizi mi şekillendiriyoruz, yoksa evimiz mi zamanla bizi anlatmaya başlıyor?

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.