Bavulun İçine Sığmayan Ben; Gurbette Kendimi Bulmak!

2 hafta önce 21

Bavulun İçine Sığmayan Ben; Ve Yeni Heyecan!​

Uçağın camından aşağı baktığımda şehir hâlâ görünüyordu, ışıklar küçülüyordu ama içimde büyüyen şeyin ne olduğunu o an hepsi anlayamamıştım. Heyecan sandım önce, yepyeni tek yaşam başlayacaktı sonuçta. İnsan yepyeni tek ülkeye giderken korktuğunu kendine pek itiraf edemiyor daha çok macera kelimesinin arkasına saklanıyor, bir da öyle yaptım.

gurbet.webp

Herkese güçlü göründüğüm tek vedaydı, “orada her arasında biri şey daha güzel olacak,” diyenler vardı, “sen heryerde yaparsın,” diyenler, o cümlelere o kadar inandım ki güçlanabileceğim ihtimalini hiç düşünmedim. Oysa kimse bana başka tek ülkede en güçleri şeyin diller ya da iş belirleme etmek olmadığını söylememişti en güçleri şey, kimsenin seni tanımadığı tek sabaha uyanmaktı.

İlk günler garip tek sessizlikle geçti, yuva düzenliydi, sokaklar sakindi, her arasında biri şey olması lüzumtiği gibiydi ama bir sanki yanlışlıkla başka birinin hayatına girmiş gibiydim. Markete birinci tekbaşına başıma gittiğim günü hatırlıyorum, rafların arasında dolaşırken ne alacağımı unutmuştum. Aç olmadığım halde uzunluğu süre ekmek reyonunun önünde durdum. Çünkü o an ayrım ettim insanoğlu bazen yiyeceği değil, alışkanlıklarını arıyormuş.

Dil biliyordum aslında en azından öyle sanıyordum, ama gerçek yaşam kitap sayfalarına benzemiyor. İnsan telefonda tayin almaya çalışırken kelimeleri unutabiliyormuş, karşımdaki “manaadım” dediğinde yüzüm kızarıyordu, sanki yanlış tek şey yapmışım gibi. O günlerde en çok yorulduğum şey başlıkşmak değil, sürekli kendimi açıklamaya çalışmaktı.

Günler geçtikçe küçük şeyler önem kazanmaya başladı. Otobüsü doğru durakta intizar etmek tek başarıydı, kasiyerin söylediklerini birinci seferde kavramak büyük tek terakki sayılıyordu. Eskiden ayrım etmeden yaptığım şeyler işte küçük zaferlere dönüşmüştü. Başta buna üzülüyordum sonraları ayrım ettim ki yaşam beni yavaşlatıyordu, olasılıkla da birinci kez gerçekten yaşadığım anların farkına varıyordum.

En güçleri anlar akşam saatleriydi. Gün bitince insanın dikkati dağılmıyor. Sessizlik büyüyor. Telefonu elime alıp ailemi aradığımda her arasında biri şey normal olan görünüyordu; herkes aynıydı, yuva aynıydı, yaşam akmaya devam ediyordu. Değişen yalınce bendim. Bu duyguyu madde etmek güç… Sanki öz hayatımdan birkaç adım geri çekilmiş ve uzaktan izliyormuş gibiydim.

Bir süre sonraları garip tek şey oldu kendimi yeniden tanımaya başladım. Türkiye’deyken hep telaş eden biriydim, işte kimse beni tanımıyordu, kimse benden tek şey beklemiyordu, birinci kez yalınce kendim olduğum tek saha vardı. Sessiz yürüyüşler yapmaya başladım, kimsenin bilmediği alışkanlıklar edindim. Yeni şehir bana yepyeni tek kişilik vermedi aslında önceki gürültünün içinde ayrım etmediğim yanlarımı gösterdi.

Bir gün kafede kahve siparişi verirken ayrım ettim değiştiğimi, kelimeleri düşünmeden söyledim. Çalışan kadın gülümsedi, bir da otomatik olarak karşılık verdim. Çok sıradan tek andı ama içimde beklenmedik tek ferahlık oldu. Artık her arasında biri şey yabancı gelmiyordu, o an anladım ki alışmak büyük tek anla olmuyor yüzlerce küçük anın yavaşça birikmesiyle gerçekleşiyor.

Şimdi geriye baktığımda, gurbete gelirken en büyük korkum yalnız kedinmektı. Ama yalnızlık sandığım şeyin aslında kendimle tanışmak olduğunu anlıyorum. Eski hayatımda hep tek rolleri yetişmeye çalışıyormuşum işte ise kim bulunmak istediğimi yavaş yavaş seçme şansım oldu.

Hâlâ özlüyorum, bazen tek kokuyu, bazen tek cümleyi, bazen sebepsizce önceki sokakları, ama artık şunu biliyorum İnsan başka tek ülkeye taşındığında geçmişini kaybetmiyor. Sadece ona yepyeni tek uzaklık kazanıyor ve o mesafeden bakınca kendini daha netler görebiliyor.

Bavuluma kıyafetlerimi koyarak gelmiştim buraya ama asıl taşıdığım şeyin alışkanlıklarım, korkularım ve önceki bir olduğunun farkında değildim. Zamanla bazılarını bıraktım, bazılarını dönüştürdüm. Şimdi aynaya baktığımda hâlâ aynı kişiyi görüyorum ama daha sakin, daha cesur ve dahaaz daha kendine ait birini.

İlk aylar sanki tek sis perdesinin içindeymişim gibi geçti, her arasında biri adımda neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Küçük tek kafede yanlış kahve siparişi sunmak bile bana günün en büyük sınavı gibi geliyordu. Ama tek yandan da her arasında biri başarısızlık, her arasında biri küçük yanlış, bana öz gücümü hatırlatıyordu. Burada, kimse beni tanımıyor, kimse benden beklemiyor, bu yüzden her arasında biri denemeler tamamlanmış benim oluyordu birinci kez öz hayatımı kendim şekillendiriyordum.

Gurbetin en ilginç yanı, insanın öz içinde tek yolculuğa çıkmasıymış meğer, başkalarının bilmediği yanlarım ortaya çıktı. Eskiden sakladığım, utanıp görmezden geldiğim alışkanlıklarım, korkularım, bile bazı küçük sevinçlerim, hepsi yavaş yavaş görünür oldu. Yeni tek dilde başlıkşurken bazen kendimi kaybediyor, bazen da kendimi buluyordum ve her arasında biri kayboluş, beni dahaaz daha güçlü kılıyordu.

Zamanla yepyeni arkadaşlar edindim, ama çoğu zamanlar hâlâ yalnız hissediyordum. Yalnızlık garip tek öğretmendi, insanın kim olduğunu, neyi gerçekten istediğini, neyi bırakması lüzumtiğini gösteriyordu. Telefonuma gelen iletilar, önceki hayatımdan sesler, hepsi bana geçmişimi hatırlatıyordu ama işte öz yepyeni hayatımda, her arasında biri gün öz hükümımı verme özgürlüğüne sahiptim.

Bir gün ayrım ettim ki, yepyeni şehir artık yabancı gelmiyor, sokaklarda kaybolsam da korkmuyorum. Market rafları artık gözümü korkutmuyor, otobüs duraklarını hatırlamak için notlar tutmuyorum. Küçük şeyler artık bana zaferleri gibi gelmiyor, çünkü artık yepyeni hayatın içine tamamlanmış yerleşmiştim. Ama önceki bir hâlâ içimde tek yerlerde var, ara sıra tek fotoğraf, tek aroma ya da tek cümleyle bana hatırlatıyor. Ve gülümsüyorum, çünkü artık her arasında biri ikisi bir da taraf yana durabiliyor.

Şimdi geriye baktığımda anlıyorum ki, gurbet yalnızca uzaklaşmak değilmiş. Gurbet, kendini belirleme etmekmış, öz hayatını yeniden kaleme almak, öz ritmini keşfetmek ve en önemlisi, öz hikâyeni öz ellerinle anlatavakıf olmakmiş. Ve ben, bavuluma koyamadığım kadar çok şey taşımışım korkularımı, umutlarımı, küçük zaferlerimi ama hepsi şimdi bana ait.

Sanırım gurbet bana yepyeni tek yaşam vermedi, bana öz hayatımı gerçekten kurma cesaretini verdi!

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.