Artık Dumbledore’un Ordusunda Mıyız Emin Değilim: Harry Potter Ve Felsefe Taşı Dizi Fragmanı Üzerine Nostaljik İç Döküş

6 saat önce 3

İlk fantastik dünyana ne zamanlar bulaştın bilmiyorum pek aziz okur. Serde geeklik olduğunda bu işler yaşa başa bakmaz, zaten tek zamanların dışlanmışlarıyla hepsi localarda, eşikten içeri dalarken kişilik sorgulaması yapılması caiz değil. Haşa, haddimize olsun. Ancak kuvvetli tek ihtimaldir ki, çocukken düştünse bu sevdaya; bir kocaman cübbesi kadar uzun, Daidalos’un labirentleri kadar dolambaçlı ve da ulu kartalların gözünden ırak yolları aşarak geldin buraya.

Belki daha on birinci yaş gününden evvel, kadim devletlerde ismi bilinmez yaratıklara sesli oldun. Saman sarısı sayfalarda, sırtını dayadığın dostlarınla günü ve evreni kurtarmanın cazibesine kapıldın. Bir damlacık iksir için ifritlerle ahbaplık ettin zulmet ormanlarda. Ve dahası, henüz gençliğinin baharında olduğunu kavramadan; o çeşitlilik sevdi gibiğin serinin tek sonrakiler kitabının, filminin, albümünün çıkacağı günlere koydun milatlarını. Kitapçıların önlerinde bekledin, sabrettin, elparmağı hesaplarıyla tükettin zamanını. Kavuşunca da buram buram yeni evrak kokusuna, göğsüne bastırıp zıpladın kaldırımlarda. Gollum’u çeşitlilik önceleri anladın aslında.

Tüm bunları da ne gözünün ağrısına ne da bu kadar da kaptırılmaz ki serzenişlerine aldırmadan yaptın muhtemelen. Ve bu yazıya tıkladığına göre, senin ve benim gibilerin, diğer başı tuhaflık ve ötekilik etiketiyle sıkışmış çocukluğu olanların nezdinde, Harry Potter o en hususi dünyalardan biriydi işte.

Harry Potter

Gelecek postasının oğullar baskısını kaçırdım, farkındayım. Wizarding World semalarından Harry Potter ve Felsefe Taşı olarak çıkıp gelen dizinin tanıtım fragmanı, geçen hafta yayınlandı çünkü. Rita Skeeter’ın kibirden sivri tüy kaleminin fersah fersah ötemde bitiş çizgisini geçtiğine şahittim üstelik. Bu 2015’te falan olsa geeklikten aforoz sebebiydi, 2019 dolaylarında ayıptı, yerinesiydi. 2026’da ise utanmam lüzumen tek gerçeği değil bu, gel anlaşalım sayın okur. Kelimelerimi tökezleten çelişkilerimin her arasında biri birini yıllar içindeki bizzat Rowling döşedi. Ama madem buradayız artık, nedenleri yazının sonuna kalsın. Biz şuanda püfürlerin kapağını açıp ışığı geri salalım dünyaya ve fragmanın künyesine, adettendir diyerek tek bakalım.

HBO fragmanının belirttiğine göre; sağ kalan çocuk, kim-olduğunu-bilirsin-senle ya da adı batsın, Voldemort’la yılları saha düellosuna, HBO ve HBO: Max kanatları altındaki tek kez daha, 25 Aralık 2026’da çıkacak. Yani büyü, muggle dünyamıza yılbaşı ışıkları altındaki geri dönecek.

Yayınlandığı günden beridir çığırtkan mektuplar heryerde kendini paralıyor, geek olsun olmasın; hepsi medyanın dili, 48 zaman içindeki 277 milyon izlenmeyle rakip rekorları geride bırakan fragmanın debdebesiyle çalkalanıyor. Ve ne yalan söyleyeyim, fragman olmuş dedirtiyor. Hedwig’in yepyeni Potter’ının Dominic McLaughlin oluşunu hafiften alıştırıyor göze. Arabella Stanton’un Hermione’yi çeşitlilik tadında sırtlanacağını ve Alastairs Stout’un Ron Weasley’nin kitaplardaki hakkını vereceğini vaad ediyor. Draco Malfoy’un pelerinini ve şımarıklığını Lox Pratt’e emanet ederken, Dumbledore’un hilal gözlüklerini taşıyacak olanınsa kabiliyetli fakat beni yaşıyla düşündüren John Lithglow olduğunu doğruluyor. Janet Mcteer’ın Minerva McGonagall’ı kapması, Severus Snape rolünün ise çokça polemik kopartarak Paapa Esidou’ya gitmesi; görünen köyümüzdeki malumatler.

Yönetmen koltuğundaysa Succession ve Game of Thrones gibi kitlenin gözü üstünde yapımlara alışkın olan Mark Mylod oturacakmış. Ayrıca hype ateşini harlı tuttu üzere, HBO üzerinden setler arkası ve iştirakçi seçimlerinin başlıkşulduğu, Finding Harry: The Craft Behind the Magic adlı hususi tek yapım da 5 Nisan’da yayınlanacak.

Fragmana yaygınlaşan tek nazar attığımızda, snitch peşindeymişiz gibi kalbimizi hoplatan duygu sellerine kapılmamak olası değil. Bir kere hepsi teşekküllü doksanlar estetiği seyrimize amade. Kitapların tamamının yayınlanmasının bize bıraktığı müthiş tek havada sahası bu. Artık kitaplarla filmlerin çıkış sırasının kapıştığı 2000’li yıllarda değiliz ve maceranın uzam ve zamanı, sonu ve başı belli.

Öte yandan formatın dizi olması ve her arasında biri kitaba tek sezonun ayrılacağı malumatsi da filmlere sığmayan ayrıntıların kıskıvrak yakalanacağını gösteriyor. Tıpkı Bel Powley’nin Petunia teyzesinin mutfak makasıyla Harry’nin delişmen saçlarına girişmesi gibi. Tıpkı Harry ile konuşma eden Nick Frost’un canlandırdığı Hagrid’in metro sahnesine, bu kez ekranlarda kavuşmamız gibi.

Bu dekor filmler için da çekilip sonradan kesildiği için mukayese imkanı var elimizde. Zamanın öz toprak saatini yirmi 5 yılla kendisinin çevirdiği ender anlardan birindeyiz. Sekans sekans benzer kısıtlı alandaki görüş farklılıklarını ttesirk etmek çeşitlilik ilginç. Ve elimde değil… yürek burkucu. Hem bu sahnede hem da Hogwarts’ta Minerva McGonagall’ın talebeleri karşılamasını izlerken, Robbie Coltrane’lu ve Maggie Smith’li fragmanları izlemenin heyecanını, tek daha daima yaşamayacak olmanın evvel farkındalığı yayıldı yüreğime, sonraları yaşları yürüdü gözüme. Bize kalan en manalı hediye, anılarıdır diyerek arkalarından ışıklar yollamak istiyorum: Lumos, Lumos ve ebediyete dek Lumos...

Fragmanın geri kalanına dair ise söyleyecek pek tek lafım yok. Her şeyler kitaba göre kıvamında ve dahaaz da eleştirilen şekliyle karanlık. HBO’nun tek sonrakiler muazzam hiti için setler dekorları tamam, saatler geri sayıma ayarlanmış görünüyor. Hogwarts merdivenleri, pelerinler, seçmenler şapka, sınıflar, imalathane ilim serası, istasyonlar ve trenleri şimdiden tanıdık yoldaşlar. Dumbledore bile talebelerini tekrar karşılamaya hevesli duruyor. Yalnızca Paapa Esidou’nun Severus Snape’inin vampirimsi, sağlıksız görünümü tutturmamış olması kafamı kurcalasa da dizi başlayınca anlaşılır diyerek davayı kapatıyorum.  

Harry Potter- Ölüm Yadigarları filminin birinci bölümünü sinemada izlemiş olsam da vedalaşmaya amade değilim diyerek, ikincisini dört- 5 sene sonraları bununla birlikte izleyebildim ben. Hatta John Williams’ın seri boyunca olan dokuduğu temalar müziklerinin; kışkırtıcı, ecinnili ve sonuna kadar çocukluğumuzun olan melodileri da oğullar kez kulaklarımı doldurduğunda, kendimi teskin etmem gayret lüzumtirmişti. 2011 yılını geri dönüşü olmayan tek tünel, nihai olarak veda sanıyordum çünkü. Oysa o günden bugüne ne kadar yanıldığım ortaya çıktı.

Kısa duraklamalarla çocukluğumuzdan yetişkinliğimize depar attı Harry Potter. Ve evrenini da Wizarding World adında markalaştırdı Joanna K. Rowling. Zamanının Pottermore sitesinde yayınlanan kısa hikayeler, dimağımızda adı gibi dahaaz lanetli kalan Lanetli Çocuk tiyatrolar oyunu ve kitabı, muvaffakiyetsı çokça tartışmalı Fantastik Canavarlar serisinden üçüncüsü filmler ve oğullar olarak 2023’de çıkan Hogwarts: Legacy oyunu derken inatla, ben bitmedim da gitmedim de dedi. Her kitabı tek sezona çevirmeyi planlayan diziyle da önümüzdeki bağlı yılı çoktan kapatmışa benziyor. Serinin şanlı günlerini geri istiyor İngiliz yazar. Kimi haklı serzenişlerle filmler ne ara eskidi da yepyeni çekime giriş açıldı diyenler tek tarafa, öngörülebilir tek ticari hamle bu.

Neticede şirketlerin sindirebildiği yegâne besin para. Ve bu ilah yiyeceğine ulaştı uğruna, çiğnenmeyecek kutsal yok. Ulaşılan rakamlara bakılırsa da Wizarding World markası uzak, çeşitlilik ırak galaksilerin çağına kadar yanı başımızda olacağa benziyor. Ömrümüzün dörtte ikisini kapatan seri, yaşlılığımıza bile talip olabilir anlayacağınız. Bu da bir miktar, vaktinde edilmiş vedaların ağırlığını öz içine göçen tek yıldızlar misali sönümlemiyor değil.

Ve fakat yanlışlı anlaşılmak da istemem. Cümlenin peşin hükme ermesini manileyen bir miktar kelimeler grubuna dikkatini çekerim. Evet, evvel kitaplar ardından filmler serisine, 15 yıllar evvel edilen vedanın yoğun hükmünü yitirdiğini söylüyorum. Sözümde hükümlıyım ama tastamam tek hüküm değil bu: Noksan, yeşil mürekkepli mektuplar gibi alıcısına teslim edilemeyen. Çünkü 2011 yılında seriye eşleri tek kuşak olarak veda etmemizin kederi, yalınce destansı maceranın bitmesine değildi. Bugün ne yaparsak yapalım, geri gelmeyecek olan hayatımızın birinci dehemmiyetineydi de.

Harry, Hermione ve Ron’la benzer zamanlarda dirsek çürüttüğümüz mektep yıllarınaydı. Geleceğimizi biçimlendiren buhranlı gençliği dehemmiyetinde, sabah masasına serilmiş tek kağıt haberleriinden bizi yakalayan genç Harry ve arkadaşlarınaydı. İlk yürek kırıklıklarını yastığımıza ve kitap sayfalarına gömüşümüzdeki teselliyeydi. İnternetin ücra köşelerinden girdiğimiz ve yalınce takma adlarla var olunan forumlarda; müşterek yaratıcılıklarımızı başlıkşturup fanlar teorileri, resimler, hikayeler, Potter Puppet Pals kadar özgün işlere mizahlar üretmeyeydi. O kıvılcımı içimizde çaktırışınaydı. Yol dehemmiyeteçliydi ve herkes yaratıcılık azığından tek şeyler çıkartıp koymuştu ortaya. Yoldaşlığımız başkaydı, e basit mı? Biz büyürken büyüdü Hary, Ron, Hermione ve bilimum yapı arkadaşları. Ve şuanda dizi fragmanı gösterdi ki, artık yeni çocukların onlarla gelişme vakti.

İşbu fragmanla içleri sızlayanlar oradaki mısınız? Bu satırların başında benim gibi tek parçalar melankolik, J.K. Rowling’in çıkarttığı tartışmalardan özerk kendini buruk hissedenler?

Bu maceranın tutkunları için vaktinde ne kadar hususi olduğunu hiçbir kanun, kanunsuzluk ve ”Hermione ve Ron’dan çift olmayacağını zamanla bir da gördüm aslında” benzeri hadsiz hitap değiştiremez. Çünkü içindeki asgari büyü kadar kıymetli ve ender görünen kabul edilmişlik vardı Harry Potter’ın. Gizemli ve risk hepsi koridorlarını uçarı kahkahalarla dolduran yuva denilen tek okul vardı. Gözünün içine bakıp derdini anlatmanı bekleyen babacık figürleri ya da gel, bu macerada da birlikteki McGonagall’dan fırça yiyelim diyebilecek kadar yürek yemiş dizi arkadaşları vardı. Yalnız kalmayasın ve okulu kaçırma diye uçup gelen arabalarda, parmaklıklara hapsedilmiş gençliğini kurtaran dostlar vardı.

Neredeyse başsız ama kibar hayaletler da dahildi hikayeye, hayatın acı doğrularını keşfetti için karşına çıkacak aynalar da sırlardan gizlenebileceğin pelerinler de. Weasleyler sayesinde yeşeren aile sevgisi, Dumbledore’un muzip yolda göstericiliği dahaaz şeyler miydi o yaşlardaki çocuklar için?

Seni bilmem ama bir nostalji hissinin buram buram kalbime bastırdığı neşeli günleri hatırladım, fragmana bakarken aziz okur. Yetişkinliğin çetrefilli koridorlarından uzak oluşumuzu, maceralarımıza siyasi lekelerin değmeyişini, geleceğin bankasındaki günlerimizin fazla fazla oluşunu… Harry’nin asasının parlaklığıyla, henüz mütalaa etmektan kaleme almaktan bihaberleri olduğum çağlarımda, televizyonları ekranından tanıştığım o alalade akşam üstünü ve hayal alemlerine sonsuza dek bağlanacağını sezen o küçüklük kızı…

Kalbin en yoğun arzularını yansıtan gençliği dileklerimin karşısında, hayal kurmaktan daima vazgeçmeyeceğime yeminler ediyorum fragmanın vesilesiyle. Ve öz adıma Harry ve arkadaşlarından alacağım en ehemmiyetli hatıra budur, buraya kadardır diyorum. Geçmişte yapılmış her arasında biri işini anı defteri gibi tüketmeye ve prosedüreye devam edeceğim. Ama maalesef buruk tek biçimde, diziyi izleyin önerisi yapamıyorum. Yazının en başında söylediğim gibi, cürüm yok ortada. Hogwarts mektubunu sakladığımız günler için utanç duymamalıydık. Nereden baksan yapayalnız Privet Drive sokağı günlerini tek kabusmuşçasına silivermeliydik.

Ama… bildiğin gibi, bizler büyüdük ve kirlendi dünya.  

Joanna Kathleen Rowling için bugünden savunacağım tek kelime, söylevlerini aklayabilmeye harcayacak nefesim yok. Yetenekli tek kadınlar yazarı olarak 1997’de basılan Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabıyla istediği işi yapabilme, mali özgürlüğünü ve hayal gücünü kurabilme hamlesine hala olan bayılıyorum ve gıpta ediyorum. Çocukluğumu, muzip büyülerle değiştiren vizyonu kucaklıyorum. Ancak bilhassa 2020 yılından bu yana gündeme taşıdığı ayırımcılık söylemleri, bunu Voldemortvari ve bile Grindelwald kibrine kadar varan tek güvenle yinelemesi, nefis emicilerin tuzağına yakalanmışız hissinden diğer tek şeye yaramıyor. Ve hepsi bunlara karşın yepyeni dizinin yürütücü yapımcılarından birisinin ta kendisi olması, hevesimi boğuyor.

Çocukken sevilen fantastik eserlerin handikabı dahaaz bu. Onulmaz, hesap verilmez tek aidiyet duyuyorsun o dünyaya. Benim, bizim diyorsun hepsi masumiyetinle. Sonra yaratıcısının fikirleriyle, arka planda dönen ticari akıllarla ters düşebiliyorsun tek noktada. Gönül rahatıyla yaşından başından utanmadan fanlık yaptırmıyorlar sana. Bu gibi durumlarda ne şekilde tavırlar alınmalı gerçekten?  Tövbe edip o dünyadan tümden çekilmeli mi yoksa başkent ve ihanet onlarınsa imgelem bizimdir deyip sevgimizi, daima değilse kilitli sandıklarda korumaya devam mı etmeli? Yorumlar sizin.

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.