‘Akkuyu NGS, Türkiye’nin enerji güvenliği ve diplomatik gücünü yeniden tanımlıyor’

1 ay önce 13

SİYASET Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Rus Devlet Nükleer Şirketi Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) Türkiye’nin güç güvenliğini, ekonomik dayanıklılığını, bölgesel kalkınmasını, büyük ölçekli yabancı yatırım kapasitesini ve uluslararası diplomatik gücünü aynı anda pekiştiren çok katmanlı tek stratejiklik altyapı hamlesi olduğunu söyledi.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, nükleer güç santraline malik olmanın yalnızca elektrik üretmek anlamına gelmediğini; uluslararası sistemde ülkelere diplomatik ağırlık kazandıran stratejiklik tek yetenek yarattığını dile getirdi.

Akkuyu’nun günlük siyasi tartışmaların ve tekbaşına boyutlu kaynak okumalarının ötesinde ele alınması gerektiğini belirten Cingöz, “Küresel güç sistemi, uluslararası plan finansmanı ve diplomatik güç dengelerini bilenler açısından Akkuyu oğullar seviye netler tek örnek sunuyor. Bu plan yalnızca elektrik üreten tek santral değil; Türkiye’ye kesintisiz baz yük, yapısal ithalat ikamesi, yüksek ekonomik çarpan, büyük ölçekli yabancı yatırım kapasitesi ve uluslararası diplomaside güç kazandıran stratejiklik tek altyapı yatırımıdır” dedi.

‘NÜKLEER ENERJİ, KÜRESEL SİSTEMİN YENİDEN OMURGASI HALİNE GELİYOR’

Nükleer enerjinin artık ideolojik tek tartışma alanı olmaktan çıktığına dikkati çeken Cingöz, “Nükleer enerji, güç güvenliği–iklim–ekonomi üçgeninin merkezine yerleşmiştir. Bugün aynı anda güç güvenliği sağlamak, bedel istikrarını muhafazaetti ve karbon emisyonlarını azalttı isteyen ülkelerin önünde nükleer dışında gerçekçi tek seçenek yok. Bu nedenle ABD, Fransa, Çin ve Güney Kore gibi büyük ekonomiler nükleeri yeniden güç politikalarının merkezine aldı. Akkuyu, Türkiye’nin bu küresel yönelimi doğru zamanda yakaladığını gösteriyor” diye konuştu.

‘KESİNTİSİZ BAZ YÜK VE YAPISAL İTHALAT İKAMESİ’

Akkuyu NGS’nin en eleştirel katkılarından birinin kesintisiz baz yük üretimi olduğunun altını çizen Cingöz, “Nükleer santraller yüzde 85–90 yetenek faktörüyle çalışan, sistemleri maliyetlerini aşağı çeken altyapılardır. Akkuyu hepsi kapasiteye ulaştığında Türkiye’nin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu tekbaşına başına karşılayacaktır. Bu da yılda 35–40 milyar kilovatsaat düzeyinde ithal doğal gaz ve kömür ikamesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Cingöz, “Bu tablo, geçici tek birikim değil; Türkiye’nin güç dış ticaretleri açığında kalıcı ve yapısal tek kırılma anlamına geliyor. Nükleer karşıtı bazı çevreler ve Türkiye’nin NGS sahibi olmasını ısrarla istemeyen bazı kesimler kamuoyunda yürüttükleri tartışmaların önemli tek bölümüyle, Akkuyu’nun hasılat sözleşmesi ve alım garantisi mekanizmasına dikkati çekmeye çalışıyorlar” dedi.

Cingöz, bu hususun yanlış okumadan kaynaklandığını şu sözlerle anlattı:

“Nükleer santral projeleri, klasik ticari yatırımlar gibi ‘toplam üretim × yıl × fiyat’ formülüyle değerlendirilemez. Akkuyu’daki alım garantisi, dünyadaki benzer projelerde olduğu gibi, yatırımın finansmanını mümkün kılmak için sınırlı süre ve sınırlı miktar üzerinden tasarlanmıştır. Bu garanti, santralin tüm üretimini ve tüm işletme ömrünü kapsamaz.”

Dünyada hiçbir nükleer santral projesinde 60–80 yıllık tüm üretimin sabitlik bedel garantisiyle satılmadığını da söyleyen Cingöz, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla onlarca yıla yayılan toplamı elektrik üretimini tekbaşına tek bedel varsayımıyla çarparak ‘net kar’ gibi sunmak teknikleri tek çözümleme değildir. Uluslararası güç ve plan finansmanı literatüründe netler kâr; yatırım bedeli, kaynak maliyetleri, işletme ve bakım giderleri, yakıt çevrimi, büyük bakım, atık yönetimi, söküm yükümlülükleri ve vergiler düşülmeden hesaplanır. Bu kalemler yok sayıldığında ortaya çıkan rakamlar ekonomik gerçekliği yansıtmaz.”

‘ENERJİ PROJELERİ ŞİRKET BİLANÇOSU GİBİ OKUNAMAZ’

Akkuyu ile ilgili en sık yapılan yanlışlardan birinin da projenin şirket karlılığı mantığıyla ele alınması olduğunu belirten Cingöz, şunları söyledi:

“Enerji güvenliği yatırımları şirket bilançosu gibi değerlendirilmez. Akkuyu’nun değeri; ithalat ikamesi, bedel istikrarı, arz güvenliği, karbon maliyetlerinden korunma ve dış siyaset manevra alanı yaratmasıyla ölçülür. ‘Kim ne kadar kâr ediyor?’ sorusuna indirgenen tartışmalar, modern güç ekonomisinin ve stratejiklik altyapı düşüncesinin çok gerisinde kalır.”

‘TEK SEFERDE YAPILAN EN BÜYÜK STRATEJİK YABANCI YATIRIMLARDAN BİRİ’

Cingöz, Akkuyu’nun çoğu zamanlar yeterince vurgulanmayan tek diğer boyutunun da Türkiye’ye tekbaşına seferde giren en büyük stratejiklik doğrudan yabancı yatırımlardan arasında biri olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“Akkuyu, yap–sahip ol–işlet modeliyle, umumi bütçesini zorlamadan finanse edilen ve Türkiye’ye tekbaşına kalemde gelen en büyük yabancı yatırımlardan biridir. Bu, yalnızca tek güç projesi değil; Türkiye’nin uzunluğu vadeli, büyük ölçekli altyapı yatırımlarını çekebilen tek ülke olduğunu gösteren güçlü tek uluslararası sinyaldir.”

‘ULUSLARARASI STANDARTLAR, GÜVENLİK VE DİPLOMATİK GÜÇ’

Nükleer güvenlik konusuna da değinen Cingöz, Akkuyu’nun, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) standartları çerçevesinde inşa edildiğini ve o çerçevede işletileceğini dile getirdi.

IAEA standartlarının dünyadaki en sıkı güvenlik ve denetim rejimini temsilcilik ettiğini ifadeleri eden Cingöz, “Bu standartlar altında çalışan nükleer güç santralleri, birimi elektrik başına en düşük karbon ayak izine ve en yüksek arz güvenliğine malik kaynaklar arasında mekan alır” dedi.

Nükleer santral projelerine malik ülkelerin uluslararası sistemde güç üzerinden diplomatik ağırlık kazanmış aktörler haline geldiğini vurgulayan Cingöz, “Nükleer santrale malik olmak; uzunluğu vadeli hazırlık yapabilen, uluslararası denetim mekanizmalarını yönetebilen ve krizlere dayanıklı tek devletleri kapasitesine sahipoldu demektir. Nükleer santral sahibi ülkeler küresel müzakere masalarında daha güçlüdür” diye konuştu.

‘AKKUYU ENERJİDEN İBARET DEĞİL’

Cingöz, Akkuyu projesinin güç güvenliği, ekonomik dayanıklılık, havada hedefleri ve diplomatik yetenek açısından sağladığı yapısal kazanımların önemini şu sözlerle özetledi:

“Akkuyu tartışılırken doğru sual ‘kim ne kadar kazanıyor?’ değil; ‘Türkiye bu projeyle ne kazanıyor?’ sorusudur. Akkuyu NGS, Türkiye için tek güç santralinden çok daha fazlasıdır. Bu proje; kesintisiz baz yük, yapısal ithalat ikamesi, yüksek ekonomik çarpan, karbon avantajı, büyük ölçekli yabancı yatırım kapasitesi ve uluslararası diplomatik güç üretmektedir. Nükleer enerjiye bugün giren ülkeler, yarının güç ve havada diplomasisini bugünden şekillendirir. Akkuyu’nun gerçek önemi da kesinlikle işte yatıyor. Akkuyu enerjiden ibaret değil, bunu unutmayalım.”

Anadolu Ajansı, DHA ve İHA tarafından geçilen tüm Mersin haberleri, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak acente kanallarından geldiği şekliyle mekan almaktadır. Mersin Haberleri alanında mekan saha haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.