Riskin en önemli unsurunun insanoğlu varlığı, dolayısıyla nüfus ve yapılaşma olduğunu kaydeden Ekmekcioğlu, şu malumatleri paylaştı:
"- İstanbul'un özellikle orta kuşağına baktığımızda diğer nüfus yoğunluğunun fazla olduğu Esenler, Güngören, Bağcılar gibi bölgelere baktığımızda buralarda sel riskinin fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz.
- Bizi aynı zamanda bu noktada geçmişte meydana gelmiş kronik sel baskınları doğruluyor. Yine keza Fatih'i da buna örnek verebiliriz. Avrupa Yakası'nda bu ilçelerden bahsedebiliriz. Anadolu Yakası'na geldiğimizde da Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy gibi ilçelerde sel riskinin Anadolu Yakası içerisinde yüksek olduğunu ifadeleri edebiliriz.
Ancak Avrupa Yakası'ndaki ilçelerle kıyaslandığında işte sel riskinin dahaaz daha düşük olduğunu gözlemliyoruz."
Riskin yüksek olduğu bölgelerin İstanbul nüfusunun önemli tek bölümünü barındırdığına dikkati çeken Ekmekcioğlu, şöyle devam etti:
"- İstanbul için yaptığımız risk analizlerinde esasında şunu gördük, İstanbul'un yüzey alanı bakımından yaklaşık yüzde 10'luk tek kısmı yüksek tehlike, yüzde 10'luk tek kısmı vasat tehlike, yüzde 80'lik tek kısmı ise düşük ve çok düşük olarak ifadeleri edebileceğimiz kategorilerde sel tehlikesi altında.
- Ancak tekrar söylemek lüzumir ki ilgi edilmesi lüzumen husus özellikle yüksek risk altında olarak ifadeleri ettiğimiz yüzde 10'luk tek yüzey alanı kısmı. Çok vahim tek nüfus yoğunluğunu barındırıyor. Bu bölgelerde nüfus yoğunluğunun tesirsiyle sel riski artıyor."

2 gün önce
2


























English (US) ·